​ Atatürk, bizi batıya giden bir gemiye bindirmiş...Ağır aksak gidiyoruz / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '08

 
Kategori
Siyaset
 

Atatürk, bizi batıya giden bir gemiye bindirmiş...Ağır aksak gidiyoruz

30 Ekim 1918 yılında, Mondros Ateşkesi'nin imzalanması ve bu antlaşmanın 7.maddesi gereğince ülke yabancı güçler tarafından işgal altına alınmaya başlayınca (İlk işgal, 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'e çıkmasıyla başladı) İstanbul'daki halk ve aydınların hükümetle arası açıldı. Hükümetin işgale karşı üzerine düşen görevi gerektiği gibi yapamaması üzerine yeni çözüm yolları aranmaya başladı.

Öte yandan, İzmir'in işgalinin hemen ardından, önce İzmir'de daha sonra da Anadolu'nun pek çok yerinde düşman işgaline karşı direniş örgütleri ve dernekleri kuruldu.Bu örgütlerin ve derneklerin amacı, eylemsel olarak işgale karşı direnmek ve halkta direniş bilinci yaratmaktı.

Musatafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla, direnişin genel hedefi belirlenmiş oldu.Bu hedef, "Ulusal egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kurmak; devleti halka indirmek ve Anadolu insanının yardımı ile düşmanı yurttan kovmak".Bu amaca ulaşmanın baş koşulu da, halkla birlikte hareket etmekti.

Bugün ülkemizde, hükümete karşı olan Kuvvayi Milliye Derneği, Vatanseverler Derneği ve Ergenekon hareketi gibi düşünsel ve eylemsel hareketler ve kurulan benzer diğer dernekler, bana, tarihimizin bu bölümünü hatırlattı.
Fakat, bazı farklarla...

Kurtuluş Savaşı öncesi oluşan örgütlenmeler ve kurulan dernekler, öncelikle ülkeyi düşman işgalinden kurtarmayı amaçlıyorlardı, günümüzdekiler ise, öncelikle şu veya bu şekilde mevcut hükümeti iktidardan uzaklaştırmayı gerekli görüyorlar...

Kurtuluş Savaşı öncesi dernekler, amaçlarına, halkı yanlarına çekerek ulaşmak istiyorlardı;günümüzdekiler ise, halkı bir yana iterek, aynı düşüncedeki bürokratların, eski subayların, gazetecilerin, işadamlarının ve kimi medyanın desteği ile amaçlarına ulaşmayı istiyorlar.

Peki...Amaçları ne?

Amaç, hükümeti iş yapamaz duruma getirip, ülkeyi istikrarsızlığa sürüklemek be bundan yararlanılarak Silahlı Kuvvetlerin "durumdan vazife çıkarmasını sağlamak".Nihai hedef ise, Atatürk'ün hedef göstediği batılılaşma yönündeki hareketleri engellemek; daha doğrusu Avrupa Birliği sürecini sona erdirmek.

Burada da bir ikilem yok mu?

Cumhuriyet Başsavcısı, AKP'yi laikliğe aykırı davranışlarından dolayı, bir anlamda da şeriata doğru gittiği için kapatmak; başta Ergenekon hareketi olmak üzere benzer oluşumlar da aynı siyasi partinin Avrupa Avrupa Birliği'ne katılımını önlemek için iktidardan uzaklaştırmak istiyor.

Bir siyasi parti, hem şeriatçı hem de Avrupa Birliği yanlısı olabilir mi?

Halkın içinden çıkmayan ve halkı yanına almayan örgütlenmelere ve derneklere, "ulusalcı" niteliğinin verilmesi de ne kadar doğrudur acaba?

Bir ilginç nokta daha...

-27 Mayıs ve 12 Eylül müdahaleleri, bizzat askerin mevcut hükümetleri zorla iktidardan uzaklaştırması şekline;
-28 Şubat müdahalesi, Milli Güvenlik Kurulu'nda, askerin zorlaması ile gerçekleşti;
-Şimdiki müdahale ise, yargı yoluyla yapılmak isteniyor.

Yargı yoluyla yapılan müdahalede, her ne kadar siyasi bir hava koklanıyorsa da, devrede hukuk da olduğu için anlayışla karşılanabilir.Ama, silah üzerine "ölmek ve öldürmek" yemini eden ve yakalarına "ulusalcı" etiket yapıştıran oluşumların askeri de yanlarına çekerek yapacakları bir müdahale, Türkiye'yi artık geri dönüşü mümkün olamayan bir yola sokar ve günümüz dünyasında geçerli olan demokratik açılımların önünü tıkar.

Türkiye, dünyadan kopar ve içine kapanık bir ülke haline gelir.

Bloğumu, Atatürk'ten yaptığım bir alıntı ile bitirmek istiyorum.Mustafa Kemal Atatürk, 27 Eylül 1923'te, o günlerde yayımlanan bir Avusturya/Viyana Gazetesi'nin(Neue Freie Preese) muhabirine bir demeç veriyor ve demecin bir yerinde aynen şöyle söylüyor:

"İmparatorluk zamanında sultan hükümetleri, Türk milletinin Avrupa ile temasına mani olmak için
ellerinden geleni yapmışlar ve milletin arzu ve iradesinden uzak ve ayrı olarak icra-yı hükümet
etmişler ve Türk milletini terakkiden hariç bırakmışlardır"(1)

Mustafa Kemal Atatürk'ün, Avusturya/Viyana gazetesine verdiği bu demeç, Türkiye'nin o günlerdeki en önemli gazetesi Hakimiyet-i Milliye gazetesinde de yayımlanmıştır.


Atatürk, bizi batıya giden bir gemiye bindirmiş gidyoruz....Ara sıra, aramızdan bazıları, kaptan köşküne girip kaptanı "geriye dönelim" diye sıkıştırıyor; ama çoğunluk batıya gitmekte kararlı.Yolculuk rahat geçmiyor, zaman zaman patlayan fırtına ve büyük dalgalar geminin hızını kesiyor ama, gemi ağır ağır da olsa yoluna devam ediyor.



cdenizkent


________________________

(1) Mustafa kemal Atatürk, Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I-III, Atatürk Araştırma Merkezi Yayını,
Ankara:Türk Tarih Kurumu Basımevi.1989, Cilt III, s.88
 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..