- Kategori
- Siyaset
Atatürk olmasaydı...
Geçtiğimiz günlerde Meclis, tarihi bir gün yaşadı ve Ak Partili 4 milletvekili, başörtlü olarak Genel Kurula girdiler.
O gün yaşanan önemli bir diğer olay ise CHP milletvekili Şafak PAVEY'in konuşması idi. Nitekim başörtüsü kadar Pavey de konuşuldu.
Pavey, iyi bir hitabet örneği sergiledi. Bu, CHP adına güzeldi. Ama doğruyu söylemek gerekirse hatibin sözleri yine CHP zihniyetinin dışa vurumuydu. Değişen hiç bir şeyin olmadığı satır aralarında yer alan mesajlarda gizliydi.
Konuşma metni içeriğinde artık bir CHP klasiği olan "suçlama" vardı. "Küçük görme", "basitleştirme", "niyet okuma" ve "yalan" vardı. Bir de unutmak olmaz "Atatürk olmasaydı" klişesi...
Konuşmasında, "çiçekli başörtüsü ve daracık pantolonuyla, Çamlıca parkının kuytularında, sevgilisiyle öpüşen genç kıza, özgürlüğünü Mustafa Kemal’e borçlu olduğunu hatırlatmak istiyorum." diyordu Pavey. Yani Atatürk olmasaydı Çamlıca Parkının kuytu bir köşesinde öpüşemezdi dar bir pantolon giyen ve başörtüsünde çiçek olan genç kız. Atatürk olmasaydı...
Peki, başörtüsü kana bulanmış genç kızlar, anneler, nineler olmasaydı, kurtuluş savaşından zaferle çıkılabilir miydi?
Sahi, Atatürk, milli mücadeleyi çiçekli başörtlü bir kızın, parkın kuytu bir köşesinde öpüşmesi için mi vermişti...?
Bu bilinmez tabi, ama gerçek olan bir şey var ki yeni bir klişemiz oldu: "Atatürk olmasaydı, öpüşemezdin...
Pavey, devam ediyor:"Türbanla özgürlük ilişkisi bıçak sırtı gibidir. Bir yandan inanç özgürlüğünü temsil eder, öte yandan inanç baskısını.. Birçok kadın inanarak örtünürken, birçok kız kendilerini kontrol eden aile güçleri tarafından zorla kapatılırlar." diyor. Niyet okuyor. Başörtüsünün ardında bir zorbalık arıyor. Çünkü aklı almıyor aslında, anlam veremiyor. Sekülerizmle anlatılabilecek bir şey değil çünkü. İnanç içerisinde bazı mecburiyetleri de taşır. Ancak, Pavey “bireyselliği”, “bilimi”, “dünyayı” o kadar özümsemiş ki, ona göre mecburiyet ancak zorbalıkla olabiliyor.
Pavey hızını alamıyor bir de yalan söylüyor. Sonra da bu yalan üzerinden soru soruyor: “…Başımı açarak, bir daha kirlenmeyeceğim.” Bu durumda başı açık olanlar kirlenmişler midir? İnanç üstünden öbürünü kirli ilan edebilmek kimin haddi olabilir?
Hiçbir milletvekili böyle bir beyanda bulunmamışken, sanki böyle bir beyan varmış ki önce iftira edip, sonra da bunun üzerinden soru sorabilme kabiliyetini sergiliyor Sayın Pavey… Halbuki “yalan”, seküler devletlerde de hoş karşılanır bir şey değildir.
Seküler demişken… Pavey dünyaya o kadar dalmış ki, etrafında hiçbir dini çağrıştıracak hiçbir emareyi bile görmek istemiyor olacak ki, dilinden Sekülerizm düşmemiş.
Ne diyelim, dünya Sultan Süleyman’a kalmamış ki ona kalsın.
Hasılı, CHP’de değişen hiç bir şey yok. Hatip farklı, hitabet farklı ama söylenenler aynı.
Atatürk Olmasaydı…