- Kategori
- Güncel
Atatürk Reformları ve Geri Devrim

Atatürk Hariciye Köskü'nde yılbasi balosunda (31 Aralik 1929) Modern Türkiye'den Bir Görünüm
Değerli Arkadaşlarım, merhabalar. Hepimiz, müslüman ailemizden ve hocalardan şunu duymuşuzdur. Kuran 1400 sene önce yazıldığı gibi mevcuttur ve hiç değişmemiştir. İncil (Bibel) ise 2008 yıl boyunca sık sık değiştirilmiştir. Mesela İznikte (MS 325) toplanan büyük Konsil (kısa kesiyorum) ortaya çıkan onlarca incil tevsirinden 4’ünü geçerli olarak kabul etmiştir; bildiğiniz gibi. Biz müslümanlar GURURLA; bakın Kuran hiç değişmeden günümüze kadar geldi. Hiristiyanlık İsa’nın söylerden farklıdır bugün deriz. Öyleyse en güzel din Islamiyettir. Ben müslüman bir aileden geliyorum. 30 yılın üzerinde Almanya’da yaşarken bu konu ile Filozofik bakımdan ilgilendim ve şu sonuca vardım. Büyük dinlerden en iyi şekilde zamana uymuş olan din Hıristiyanlıktır. Çünkü değişerek zamanın değişmesine uymuştur. Diğer Dinler; İslamiyet, Budizim, Hinduizim vb böyle büyük köklü reformasyonlara uğramamıştır.
Bunu birileri bilerek yanlış tarafa çekip benim Hristiyanlığı metettiğimi; hatta misyonluk mu yapıyor; diye düşünenler olabilir. Düşününüz Atatürk neden Batıyı örnek aldı Reformlarını yaparken? Atatürk ölene kadar müslüman kaldı.
Burada söylemek istediğim Şeriat’ın katı geri bir Ortaçağ anlayışı olduğudur.
Biz Türklerin de Batılılar gibi Ortaçağ Karanlığından kurtulmamızı istiyorum.
Yoksa Müslümanlık diğer bütün dinlerden daha güzeldir, zamana göre yaşandığı taktirde.
- AVRUPA’da AYDINLANMA SÜRECİ ve REFORMASYON.
“Kant”, aydınlanmacılığı, "AKLI KULLANMA CESARETİ" olarak tanımlar.
Aydınlanma felsefesinin kaynağı “RÖNESANS FELSEFESİ” ve özellikle de “17. yüzyıl felsefesi”nin ortaya koyduğu ilkelerdir. „SEKÜLERLEŞME” aydınlanma felsefesinin ve genel anlamda aydınlanmacılığın her tür girişiminde temel olmuş olan bir yönelimdir.
18. Yüzyılda ve bu yüzyılın sonlarına doğru meydana gelen „Fransız devrimi (1789)“, ve ardında gerçekleşen modernleşme süreçleri, düşünsel anlamda etkilerini ve kaynaklarını aydınlanma felsefesinde bulmaktadır.
“DİN” ve “TANRI” merkezli toplumsal yapının ve düzenlemelerin yerini bu süreçte “AKIL” tabanlı toplumsal düzenlemeler arayışı alır. Geniş ve genel anlamıyla AYDINLANMA, ORTAÇAğDA HÜKÜM SÜREN DÜNYA GÖRÜŞÜNE KARŞI YENİ BİR DÜNYA GÖRÜŞÜNÜN ORTAYA ÇIKMASI ve TEMELLENDİRİLMESİ OLARAK BELİRTİLİR.
Aydınlanma çağının ana fikri, AKIL aracılığıyla doğru bilgilere ulaışılabileceği ve bu doğru bilgi ile de toplumsal yaşamın düzenlenebileceğidir.
Diğer yandan bilim alanındaki önemli gelişmeler de aydınlanma çağına öncülük eder ve bu çağda ayrıca çok yoğun yeni bilimsel gelişmeler kaydedilir.
15.yüzyıldan itibaren meydana gelmeye başlayan yeni keşifler ve icatlar bu süreci hazırlamış, bunun sonunda da "KARANLIK ÇAĞ" denen „ORTAÇAĞ“'ın sonuna gelinmiştir. DENEY ve GÖZLEM, aklın uygulama araçları olarak bu dönemde bilimsel yöntemim ilkeleri biçiminde ortaya çıkmış ve doğa bilimlerinde önemli gelişmelere kaynaklık etmiştir.
BU ARADA LUTHER’in (1483-1546) HRİSTİYANLIKTA REFORMASYON İSTEĞİ İLE KATOLİK KİLİSESİNE BAŞ KALDIRIP YENİ DAHA MODERN BİR DİNİ ANLAYIŞ TEZİ ORTAYA ATTIĞINI UNUTMAYALIM. BU YENİ MEZHEBİN ADI ‘PROTESTANLIKTIR’. PROTESTANLIK Ortaçağ karanlığından kurtulamamış olan KATOLİZM’e karşı ortaya çıkmıştır. ...
- İSLAMİYETTE 1400 YILDIR HİÇ BİR DEĞİŞİM ve REFORMASYON OLAMIŞTIR.
İşte İslam Dünyasının ileri BATI Dünyasında en az 300 yıl geri olmalarının sebebi budur.
İslamiyette REFORM şarttır. Şurda 10 sene içinde ÇİN bile bütün İslam Ülkelerinden daha ileri bir düzeyde olacaktır. Bundan 2-3 sene önce Pakistan Cumhurbaşkanı Müşerref şöyle demişti: “Bugün 83 milyon Almanya 1250 Milyon İslam Dünyası kadar bir Milli Gelire sahiptir. Bunu bana birisi açiklayabilirmi?” Evet, Almanya’nın kişi başı Milli geliri Türkiye’nin 6-7 misli, bundan 25 sene kadar önce refahlik seviyesi bizim gibi olan Yunanistan ve Portekiz’in AB’ye üye olduktan sonra bugünkü Refahlık seviyesi Türkiye’nin 4 misli. Bunu bana birisi açıklıyabilir mi? Ne duruyoruz? Atatürk’çüler paradoks bir şekilde meydanı AKP’ye bıraktılar. Halbuki AB Üyeliğimizi destekliyen Atatürk’çü Sosyal Demokratlar olmalıdır. AKP’nin AB Sevüreni iki yüzlüdür. Gayeleri Avrupa ile entegrasyon değil AB üzerinden Orduyu zayıflatıp Şeriat tabanlı GERİ DEVRİMİ gerçekleştirmektir.
- ATATÜRK REFORMLARI ve TÜRKİYE’de AYDINLANMA SÜRECİ. ...
Büyük lider ve dahi ATATÜRK; İslamiyette 20. Yüzyılın başında LUTHER vari bir REFORMASYONUN mümkün olmadığını düşünerek; zamanın BATI Dünyasından en az 250 yıl geride olan Türk Ulusunu Muasır (çağdaş) Uluslar seviyesine çıkarabilmek için HALKI EĞİTEREK hedefe ulaşacağını düşünmüş ve Osmanlıdan kalma köhne ŞERİAT kanunlarını söküp atmış, sivil, ceza, ticaret, eğitim vb kanunlarını Batının modern kanunlarını örnek alarak yenilendirmiştir. Bunun yanında Genç Kuşaklara Çağdaş Eğitim Sistemi öngörmüştür. ...
Zamanımıza kadar hiçbir islam ülkesinde Avrupa’daki bu gelişmelere benzer bir gelişme gözlenememektedir. Islam ülkelerinde aydınlanmanın karşısındaki en büyük bariyer “ŞERİAT DÜŞÜNCESİ ve SİSTEMİDİR”. Islam ülkeleri "AKLI KULLANMA CESARETİ"ni bir türlü gösterememekte ve “DİN” ve “TANRI” merkezli toplumsal yapının ve düzenlemeler reforme edilememektedir.
Türkiye’de 20. yüzyılın başından itibaren Genç Türkler İhtilali (1908) ile Despot Abdülhamit İdaresine karşı milliyetçi ve akılcı bir akım başlamıştır. Batı anlamında bir AYDINLANMA’yı „ATATÜRK REFORMLARI’nın temelinde görürüz. Atatürk kurduğu Türkiye CUMHURİYETi ile Türk Toplumunu „DİN Tabanından“ „AKIL tabanlı“ bir topluma dönüştürmüştür. Yani „ÜMMİLİKTEN ULUSÇULUĞA AKILCILIĞA GEÇİŞTİR“ bu. Atatürk reformları Avrupa’daki AYDINLANMA DEVRİ gibi Fransız Devriminden (Napolyon) esinlenmiştir.
Atatürk daha Harp Okulunda öğrenci iken Osmanlı Sisteminin Avrupa’ya göre çok geri kalmış olduğunu anlamıştır. 15-16 yüzyıllarda Avrupa’dan bile ileri olan OSMANLI zamanla kendini YENİLİKLERE KAPATARAK geri kalmıştır. Geçen 20. Yüzyılın Başında Osmanlı Avrupa’dan 300 sene geri idi.
- AKP ve GERİ DEVRİM. ...
Geçen yüzyılın başlarında bilhassa CUMHURİYET’le başlatılan ca. 100 yıllık AYDINLANMA DEVRİNE (LAİK ve ÇAĞDAŞLAŞMA süreci) rağmen Avrupa ile aramızdaki KULUFu (farkı) henüz kapatabilmiş değiliz.
Son yıllarda, AKP’nin önderliğinde, tekrar ÜMMİLİĞE, DİN tabanlı toplumsal yapıya yani Çağdışı ŞERİAT Sistemine dönüş özlem ve gayretlerine şahit olmaktayız. Bu negatif gelişmeyi tekrar positife çevirmek Laik ve Çağdaş (AYDIN) Cumhuriyet Felsefesine sahip çıkmamız şarttır. Dünya Devletleri içinde söz sahibi olmak eşit zamanlı gelişmek istiyorsak TEK ALTERNATİF budur.
Fakat Gerici Güçler şu anda Devletin en yüksek mevkilerinde olup, Türbanı bayrak yaparak, cahil bırakılmış halka dayanarak; ATATÜRK Reformları ile Çapayı attığımız Çağdaş Batı Dünyasından kopmak üzereyiz. Durum çok ciddi ve fecidir. Artık Türkiye’de Halkın ancan %20’lik Sosyal Demokrat Kesimi bu gidişatın ve facianın farkıda ve karşısındadır.
- BU GERİ DEVRİMİ DURDURMAK PUSULAYI TEKRAR BATIYA ÇEVİRMEK İÇİN NE YAPILMALIDIR?
Şu anda bu sorunun cevabını verebilecek ne bir Kurum ne bir Cemiyet tanıyorum; TSK’dan başka. İşin kötü tarafı; Halkın dörte üçü “BİZ ŞERİAT İSTİYORUZ” derse ne yapılır; zamanımızın halk çoğunluğuna dayalı BATILI DEMOKRASİ anlayışında. Ama Türkiye gibi halkının eğitim düzeyi düşük olan ülkelerde Batı Anlamında tam (full) bir Demokrasinin sağlıklı işlemediğini görüyoruz.
Bence Türk Ordusu destek olmadığı taktirde 100 yıllık Atatürk Reformları Demonte edilecek ve Türk Ulusu tekrar kendini 1800-1900 yıllarında olduğu gibi Ortadoğunun Ortaçağ Karanlık Girdabında bulacaktır – Örnek Iran, Suudi Arabistan. Bu iki Ülkedeki duruma, resimlere bir bakalım; birşeyler yapmazsak pek yakında bunlar gibi olacağız.
Ahmet Yilmaz, Frankfurt