- Kategori
- Siyaset
Atatürk'ü bilenler ve Atatürkçü olanlar

Kavram kargaşası sonucu oluşan damgalama kültürü, kişilerin en sorgusuzca ve bilinçsizce uyguladıkları davranıştır.
Kişi karşısındakini tanımlarken muhakkak damgalamayı kullanır. Bu damgaların en ünlüleri, dini inançlar ve inançsızlıklar, siyasi görüşler ve tuttukları futbol takımları üzerinden gerçekleşir.
Futbol dışında diğer damgalama tekniklerini ele alırsak, kişiye vurulan damgaların zaman içinde değiştiğini görürüz.
Atatürk üzerinden yapılan damgalamalara gelirsek, bunların, tıpkı diğerleri gibi bilinçsizce yapıldığını kişilere olumlu ya da olumsuz olarak, hak etmediği damgaların da vurulduğunu görürüz. Daha açık belirtmek gerekirse şöyle söyleyebiliriz;
Hak etmeyen kişiler Atatürkçü olarak sayılırken, bu betimlemeyi hak edenlerin kimi “ Atatürk Düşmanı” olarak damgalanır. Bu acı durum, her “Atatürk’ü Seviyorum” diyenleri Atatürkçü ya da Kemalist saymak durumu kadar sık görülür.
Her “Atatürk’ü seven” kişi Kemalist olamaz. Bir kişiyi tanımadan nefret edemeyeceğimiz gibi, tanımadan da sevemeyiz. Kemalistlik ve Atatürk severlik birbirine karıştırılmaması gereken iki olgudur. Atatürk’ü yalnızca sevmek, Kemalist olmaya yetmemektedir. Fakat, Atatürk’ü sevmek Kemalist olmanın ilk koşuludur.
Atatürk’ü sevmeden, yalnızca onun yaşamını öğrenmek, onun hakkında “doğru da olsa” bilgilere iye olmak, kişiye Kemalist deme hakkını veremez.
Sevgi ve bilgi yan yana yürür. Bu iki olguyu yan yana taşımayanın muhakkak bir yanı eksik kalır. Kemalist olmak Atatürk sevgisi, bilgisi, ruhu ve inancı demektir. Bu koşulları içinde barındırmayan ya da eksik barındıran kişiler “Atatürk’ü bilenler“ olarak kalmaya mahkumdurlar.