​ Atatürk'ün devrimci kişiliği-3 / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '08

 
Kategori
Tarih
 

Atatürk'ün devrimci kişiliği-3

Atatürk'ün devrimci kişiliği-3
 



DEVAMLA...


Kimi kez açıkça, kimi kez kapalı olarak Mustafa Kemal'in değişim eylemlerinin, bir diktatörün keyfine göre kararlaştırıldığı ve ansızın ortaya çıkarıldığı söylenir.(1)


MUSTAFA KEMAL, "DEDİĞİM DEDİKTİR" Mİ DİYOR?

Bu söylentiye, Mustafa Kemal'in giriştiği yeniliklerin hiçbirinde halkın oyuna başvurmaması dayanak yapılmış olabilir. Ancak, halkın yüzyıllardır kötü telkinler altında kendi çıkarlarından habersiz hale getirilmiş olduğu da unutulmamalıdır.

Mustafa Kemal, düşündüğü yenilikleri ya da değişiklikleri yaşama geçirmeden önce halkın oyuna başvurmamış olsa da, verdiği kararlara halkın katılımını sağlamak için girişimlerde bulunmuştur.

Örneğin, 7 Ararlık 1922'de Ankara basını aracılığıyla "Halk Partisi" adında halkçılık ilkesine dayanan bir siyasi parti kurma amacında olduğunu açıklamış ve bu partinin nasıl bir program izlemesi gerektiği konusunda bütün yurtseverlerle bilim adamlarının yardım etmelerini ve çalışmalara katılmalarını istemiştir. Kimi kişilerin yazılı olarak bildirdikleri düşüncelerden ve halkla yaptığı konuşmalardan yararlanarak saptadığı görüşleri, Halk Partisi'nin kuruluşuna temel olmuştur.(Bu görüşler, 8 Nisan 1923 günü bir program olarak, İkinci Büyük Millet Meclisi'nin seçimi sırasında yayımlanmıştır.)(2)

Mustafa Kemal, yanlış anlamalara neden olmamak ve siyasi çıkar peşinde koşanlara imkan tanımamak için gerçekleştirmeyi düşündüğü bir sonraki hedefleri ortaya atmamaya dikkat etmiştir.

Bu nedenle, Cumhuriyetin ilanı, Halifeliğin, Şer'iye Vekaleti'nin, medrese ve tekkelerin kaldırılması, şapka giyilmesi, yazı değişikliği, dilin sadeleştirilmesi, eğitimin birleştirilmesi gibi konuları programa sokmamıştır.

Mustafa Kemal, bunu şu şekilde açıklıyor:(3)

Bu sorunları programa alarak, önceden, bilgisiz ve gericilerin, bütün ulusu yanıltmaya fırsat bulmalarını uygun görmedim. Çünkü bu sorunların, zamanı gelince çözülebileceğine ve ulusun kıvanç duyacağına kesin olarak inanıyordum.


MUSTAFA KEMAL EYLEMLERİNİ ZORLAYICI YASALARA DAYANDIRMIŞ MIDIR?

Mustafa Kemal'in devrimci kişiliğini hafife alanlar, yukarıda belirtiğim ve CHP Programı'na zamanı gelmediği için koymadığı konuların bazılarının(Tekke ve zaviyelerin, türbelerin kapatılmasının ve bütün tarikatların, şeyhlik, dervişlik, müritlik, çelebilik, falcılık, büyücülük, türbe bekçiliği gibi birtakım ünvanların yasak edilmesi ve kaldırılması) "Takrir-i Sükun Kanunu" yürürlükte iken yapılmış işler olduğunu ifade etmişlerdir.

"Fes" yerine "şapka"nın giydirilmesinin, Takrir-i Sükun Kanunu'nun yürürlükte olduğu zamanda gerçekleştirildiğini ifade eden Mustafa Kemal, "Bunu Takrir-i Sükun Kanunu'nun yürürlükte olduğu sırada yaptık. Bu kanun yürürlükte olmasaydı yine yapacaktık"(4) diyerek, kanunun salt devrimleri gerçekleştirmek için çıkarılmadığı belirtmiştir.

Ara Not : Cumhuriyetin ilanı ve Halifeliğin kaldırılmasından hemen bir yıl sonra başlayan ve akisleri altı yedi ay kadar süren Şeyh Sait Ayaklanması, genişçe bir irtica hareketi niteliğinde gösterilmek istenmişse de, gerçekte bu ayaklanmanın nedenleri, hazırlanması ve patlak verdiği devir ve ortam itibariyle tamamen bir karşı ihtilaldir.(5)
Yeni kurulan Cumhuriyetin güçlenmesini, çağdaş bir devlet olmasını kendi çıkarları açısından zararlı gören iç ve dış güçlerin -özellikle İngiltere'nin- kışkırtması ve desteği ile 13 Şubat 1925'de başlayıp kısa sürede gelişen ayaklanmaya karşı girişilen askeri harekatın, yasal ve siyasal olarak desteklenmesi gereği Takrir-i Sükun Yasası'nın yürürlüğe konmasını zorunlu kılmıştır.(Şeyh Sait İsyanı'nın sebepleri konusunda farklı düşünenler de vardır. Bu konuda da bir blog yazmak aslında iyi olur.)

Mustafa Kemal, 22 Kasım 1924 günü(Şeyh Sait İsyanı'nın başlamasından yaklaşık üç ay önce), Cumhuriyet Halk Partisi Grup Yönetim Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, yer yer Cumhuriyet aleyhine ağır suçlamalar ve iftiralarda bulunulduğunu, yakın bir zamanda karşı bir ihtilal ile karşılaşmanın mümkün olcağı yolunda uyarıda bulunmuştur.(6)

Mustafa Kemal'in bu uyarıları, mevcut durumu çok iyi değerlendirdiğini ve geleceği nasıl etkileyeceğini önceden tahmin etmesinin önemli bir göstergesiydi.


MUSTAFA KEMAL, GENEL AMACA ULAŞMANIN SAĞLIĞI İÇİN ERTELEYİCİ VE UZLAŞICI DA OLMUŞTUR :

Mustafa Kemal, tüm değişim eylemlerini zaman ve ortam koşullarına uygun olarak gerçekleştirilmesine büyük dikkat ve özen göstermiştir. Fakat, kimi zaman da -genel amaca ulaşmanın sağlığı için- "erteleyici ve uzlaşmacı" bir tavır sergilemiştir. Bu konuda iki örnek vermek istiyorum:

Örnek-1: Mustafa Kemal, "Yazı Değişikliği"ni, İkinci Meşrutiyet yıllarında düşünmesine ve Erzurum Kongresi sırasında dile getirmesine rağmen, bu değişikliği ancak 1928 yılında gerçekleştirmiştir.

16-17 Ocak 1923 tarihinde(Cumhuriyet ilan edilmemiş ve Halifelik henüz kaldırılmamış) İzmit'te, Hüseyin Cahit Yalçın'ın kendisine, "Siz bu denli devrimlerin yaratıcısınız, ulusa Latin harflerini benimsetiniz" şeklindeki sözlerine Mustafa Kemal, "Zamanın henüz erken olduğunu ve uygun zamanı beklemek gerektiğini" söylemiştir.(7)

Örnek-2: 1924 Anayasası'nın hazırlanmasından önce bir gazetecinin kendisine sorduğu "Yeni hükümetin dini olacak mı?" sorusuna, Mustafa Kemal, "laik hükümet" nitelemesinden "dinsizlik" anlamı çıkarmaya eğilimli olanlara ve bundan yararlanmak isteyenlere fırsat vermemek amacıyla "hayır" diyememiş ve yasanın ikinci maddesinin başına "Türkiye Devleti'nin dini, Din-i İslam'dır" cümlesinin konulmasına göz yummuştur.(8)
(
Bu madde, ancak 4 yıl sonra, 10 Nisan 1928'de Anayasa'dan çıkarılmıştır)

Mustafa Kemal, Türk Devrim'i sürecinde, "erteleyici, uzlaşıcı ve bazan da ödün verici" olabilimiştir. Bu, biraz da O'nun asker kişiliğinden kaynaklanan bir tavırdır.

Genel hedefe ilerlerken, birlikleri yıpratmamak için, ara hedeflerin etrafından dolaşmak askeri bir taktik kuralıdır. Ana hedef ele geçirildikten sonra ara hedefler kendiliğinden düşerler ve ele geçirilmeleri kolaylaşır. Mustafa Kemal, askeri strateji ve taktik kuralları, zaman zaman sivil yönetimde de kullanmıştır. Kimi zaman, "erteleyici, uzlaşıcı ve bazan da ödün verici" olmasının nedeni de budur.

ÖZETLE : Mustafa Kemal, toplumsal ve sosyokültürel değişimleri, zaman ve ortam koşullarına göre sıralamış ve yapılabilirlik ölçüsünde uygulamaya koymuştur. En çok ilgi toplayacak, destek sağlayacak, kabul görecek olanları öne almış, güçlük çıkaracak, işleri çıkmaza ve açmaza sokacak olanları ise geriye bırakmış; fırsatı, olanağı, yapabilirliği doğdukça, ortaya çıktıkça da gündeme getirmiştir.

Bu strateji ve taktiğin yöntemini de, ülkenin koşulları, toplumun yapısı, kendisinin yeteneği ve becerisi saptamıştır.

X X X

Bitirirken:

KURBAN BAYRAMI NEDENİYLE 15 KASIM'A KADAR KENDİME ÜCRETSİZ İZİN VERİYORUM(ücretim; sizlerin bloglarıma gösterdiğiniz ilgi, yaptığınız yorumlar, katkılarınız, ellştirileriniz ve zaman zaman ettiğiniz teşekkürler).
AYRILMADAN ÖNCE HEPİNİZİN BAYRAMINI KUTLAR, SAĞLIKLI VE GÜZEL GÜNLER GEÇİRMENİZİ ARZU EDERİM.


cdenizkent



_____________________ :

(1) Niyazi Berkes, Teokrasi ve Laiklik, s.34
(2) M.Kemal Atatürk, Nutuk-Söylev, Cilt II, 1987, ss.957-959
(3) A.g.y., s.957
(4) A.g.y., s.1193
(5) Türkiye Cumhuriyeti'nde Ayaklanmalar(1924-1938), Genelkurmay Harp Tarihi Başkanlığı Yayınları, 1972, s.78
(6) İsmail Arar, "Atatürk'ten Günümüz Olaylarına da Işık Tutan Bazı Konuşmalar", Belleten, Cilt LII Sayı 204, Kasım 1998, s.953
(7) Nahit Dinçer, Türkiye'de Kültür Buhranı, 1988, s.127
(8) M.Kemal Atatürk, Nutuk-Söylev, Cilt II, ss.953-955


 
Toplam blog
: 979
: 1425
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..