- Kategori
- Gündelik Yaşam
Atatürk'ün faturası

ödemezsen , bitersin
Akşam serin İstanbul sokaklarında, kendi sıkıntımıza volta attırırken güne ve geleceğe dair çekinceler ve umutlar akıp gidiyordu peşimiz sıra. Derken Can dostum Duman elini gayrı ihtiyari cebine attı. Cebinden yumruk gibi buruşmuş bir kâğıt çıktı. Kâğıdı korku ile açtığında bu yaz Silivri’den aldığı yazlığın elektrik faturası olduğunu görünce anlatmaya başladı;
Aldığı evin sahipleri, satış esnasında bizimkinden bir rica da bulunmuşlar. Elektrik faturası mal sahiplerinin vefat eden babalarının adına imiş, ricaları da faturanın yine aynı ad ile devam etmesi, babalarının adlarını böyleceyaşatmak istemeleri. Bu zamanda böyle bir yaşatma eşine az rastlanır bir durum bence. İnsanların kimseye güvenmediği bir zaman da, kiralarını, borçlarını ödemeyip kaçtıkları bir dönemde babalarının adını yaşatmak için faturadan adı silinmesin diye böylesi bir yükümlülük altına girmeleri beni fazlası ile şaşırttı doğrusu. Faturalar yüzünden kaç insan icralık oldu, mahkemelik oldu bilinmez. Bizler devlete olan borcumuzu atlarız, unuturuz, o an para başka yere lazım olur harcarız diye otomatik ödemelere bağlamışız, gece yarısı biz uykuda iken sistem devlete olan borcunuzu çekip alır usulca, kuruş eksik olsa almaz, basar cezayı, ruhumuz bile duymaz. Ama iş Atatürk’ün Faturasını ödemeye geldiğinde ne kadar umarsız ve gevşek davranırız. Aman ne olacak? Bir daha ki sefere, sanki bişey mi olur diye Atam'ızın bize emanet ettiği Cumhuriyetin faturasını hep geciktiririz. Onun mirasını beleş zannedip yan gelip yatmaktan ne hale geldik… Aman doğal gazım kesilmesin ama doğal haklarım çoktan kesilmiş kimin umurunda!
Atatürk’ün faturası, yaşamın faturasıdır ödememiz gerek. Yoksa ısırmaya devam edecek bizi, otomatik engerek…