- Kategori
- Tarih
Atatürk'ün Milliyetçilik anlayışı

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!resim alıntı.
Büyük adamlar, ulusların sosyal, siyasî ve askerî bunalım dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Tarih bize pek çok büyük asker ve devlet adamlarını anlatır, fakat her iki özelliği kişiliğinde toplamışpek az kimselerden söz eder.
İşte Atatürk, yetişmiş bulunan bu az kişilerden biridir.(1) Dünyanın ender yetiştirdiği dâhi asker ve devlet adamı, T ü r k Ulusunun kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, inkılâpçı ve düşünür Atatürk; düşünceleri, görüşleri, felsefi inançları ile ulusumuza bugün ve yarın, her alanda, değerlerini asla yitirmeyecek birçok ilkeler bırakmıştır.
Atatürk İlkelerini iyi bilmek, tam bir inanç ve bağlılıkla bunları yürütmek, O’nun izinde, birlik ve beraberlik içinde çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmak, her Türk’ün görevi olmalıdır.
İçinde yaşadığımız koşullar nedeniyle, bu yazıda -Türkiye’nin çimentosunu oluşturan- Atatürk’ün Milliyetçilik(Ulusalcılık) anlayışını ana hatlarıyla inceleyelim.
Milliyetçilik, Cumhuriyetçilik gibi yeni Türkiye’nin siyasal yaşantısında olduğu kadar, sosyal ve kültürel yaşantısında da yeni bir ilkedir. Atatürk İnkılâbı’ndan önce, imparatorluğun son yıllarında dincilik ve Osmanlılık devletçe benimsenmişlerdi. Halk kendisin “Osmanlı” veya “Muhammed Ümmeti” diye benimsiyordu. Bir avuç Türk aydını da ırk esasına dayanan bir Türkçülük peşine düşmüş bulunuyordu.(2) Türk milliyetçiliği Balkan Savaşı’nda f i l i z l e n d i, Kurtuluş Savaşı’nda ş a h l a n d ı. Kutsal Savaşın, ulusal sınırlariçinde bir Anavatan oluşturması ve yeni bir Türk Devleti’nin kurulması ile sonuçlanması, Türk milliyetçiliğini oluşturan başlıca etkenlerdir. Bu bakımdan Türk milliyetçiliği bir d o k t r i n d e ğ i l, tarihsel ve siyasal bir olaydır. Irkçılık, emperyalizm ve faşizm ile herhangi
bir ilgisi yoktur. Türk milliyetçiliği h ü m a n i s t t i r. Bu özelliğini Atatürk’ün Türk ulusunu ve Türk’ü tanımlamak için söylemiş olduğu sözlerde bulur:
“Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir.”
“Biz ulusal sınırlarımız içinde h ü r ve bağımsız yaşamaktanbaşka bir şey istemiyoruz. Biz Avrupa’nı n diğer ülkelerinden esirgenmeyen haklarımıza s a y g ı gösterilmesini istiyoruz.”(3)
“Türk milliyetçiliği, ilerleme ve gelişme yolunda ve uluslararası temas ve ilişkilerde, bütün çağdaş uluslara paralel ve onlarla dengelibir şekilde yürümekle birlikte, Türk toplumunun ö z e l karakterlerinive başlı başına b a ğ ı m s ı z kimliğini saklı tutmaktadır.(4)
“Türk çocuğu a t a l a r ı n ı tanıdıkça daha b ü y ü k işler yapmak için kendinde g ü ç bulacaktır.”
“Ben s o y l u bir u l u s u n çocuğuyum”.
“Gerçi bize milliyetçi derler, ama biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği eden bütün milletlere saygı ve uyum gösteririz .Onlarınmilliyetlerinin bütün gereklerini tanırız. Bizim milliyetçiliğimiz her halde bencil ve gururlu bir milliyetçilik değildir.”
“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, Trakyalı ve Makedonyalı hep b i r ı r k ı n çocukları, hep aynı cevherin damarlarıdır.”(5
“Doğudan doğacak olan güneşe bakınız. Bugünün ağardığınınasıl görüyorsam, uzaktan bütün tutsak ulusların da uyanışlarını öyle görüyorum.”(6)
Atatürk, ulusal sınırlar içinde yaşayan ve Türk ulusunun, Türk ülkesinin bütünlüğü, bugünü, yarını için kader birliğinde olan herkesi T ü r k sayar. Ulusu dinsel, mezhepsel, budunsal ayrılıklara, bölünmelere itecek her davranışın, her hareketin, her düşünceninkarşısında yer alır. Başka uluslara saygı duyar, dünyadaki ulusal kurtuluş hareketlerini destekler.
Milliyetçilik toplumsal, siyasal, kültürel içeriği yanında, eko-nomik içeriği de olan bir ilkedir. Ulusun, devletin yer altı, yer üstüvarlıklarının işletilmesinde, endüstrinin kurulup geliştirilmesinde, iç ve dış ticaretinde bağımsızlığı öngörür.(7)
Milliyetçilik anlayışını bir i l k e olarak getiren Atatürk, bu düşünce ve duygunun, karşı görüşlere rağmen söndürülemediğine ve halâ kuvvetle yaşadığına işaret etmektedir.Atatürk’ten sonraki devirde enternasyonalizmin en ateşli taraftarları, özellikle Stalin II.Dünya Savaşı içinde R u s milliyetçiliğine başvurmak zorunda kaldı. Zaman zaman peyk devletlerde ayaklanmalara kadar varan bunalımlar XX.yüzyılın sonunda bağımsızlıkla sonuçlandı. XXI. yüzyılın başındaki Dünya haritası, II.Dünya Savaşı sonunda şekillenenden çok farklıdır. Globalleşmenin yanı sıra, dünyanın t e k kutupluluğa sürüklenmesi, ABD’nin iki dünya ile Kore savaşlarındaki barış havariliğini terk edip; rantiyeci, despot, İsrail kuklası emperyal görüşlülerin eline geçmesi, O r t a D o ğ u’yu kan ve ateş kazanına dönüştürmüş, kıvılcımları bölgenin barış ve istikrar adası olan yurdumuza da sıçramıştır. Megalomanların Irak’tan sonra İran’ı da parçalayıp, nereye yönelecekleri herkesin malumudur. Bu h a i n planlara karşı geçmişte olduğu gibi, e t ve t ı r n a k t a n farksız olduğumuz kardeşlerimizle ulusal birlik ve beraberliğimizi pekiştirerek s e t
ç e k e b i l i r, oyunlarını bozabiliriz.
Unutmayalım ki XI.yüzyıldan beri Alparslan’dan başlayarak atalarımız O r t a D o ğ u’ya yönelik tüm saldırıları püskürtmüş, sonuncusunu XX. yüzyılda Atatürk göğüslemiştir. XXI. yüzyılda hortlayan aynı tehdide karşı yine bir Atatürk’e ihtiyacımız var. Yazımı Behçet Kemal Çağlar’ın eskimeyen dizeleriyle noktalayayım.
A T A T Ü R K’E
Yine harmanımız rüzgâr bekliyor
Es yine, es yine samanı savur.
Çak yine, çak yine ey mavi şimşek
Bu kutsal çorağın özlemi yağmur.
İn yine, in yine sarı yıldırım
Ayrıklı tarlayı aydınlat kavur.
Bu gün de gece de sayıklayan var,
Bu gün de yobazca adımız gâvur.
Dal şu yüce dağlar gibi tekneye
Sevgi hamurunu mayala, yoğur.
Doğ yine, doğ yine bu yurt üstüne;
Sensiz yüreklerin ateşi soğur.
Behcet Kemal Çağlar
DİPNOTLAR
1- Lord Kinross : Gerçekçi Atatürk, Konferans broşürü, s.1, l968 (GATSEB.Yay.ATATÜRK Komutan, Devrimci ve Devlet Adamı Yönleriyle,
kitabından naklen, s.614, Ankara-1980)
2- Hamza Eroğlu: Türk Devrim Tarihi, s.217, Ankara-1967
3- H.Nail Kubalı : Türk Devrim(İnkılâp) Tarihi, s.112, İstanbul-1973
4- A.Afet İnan : M.Kemal Atatürk’ten Yazdıklarım, s.13, Ankara-1969
5- Hüseyin Cevizoğlu _ Atatürkçülük, s.27-28, -1973
6- Kubalı : a.y.
7- Suna Kili : Türk Devrim Tarihi, s.184, Ankara-1982