​ Atı küheylan şiiri bozkır bir şair / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '13

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Atı küheylan şiiri bozkır bir şair

Atı küheylan şiiri bozkır bir şair
 

Abdülkadir Güler'in 50. Sanat yılı


Bilmiyorum daha önce yazmıştım, bazı sanatçı yazar dostlarım da yazmışlardı. Bu yıl 26 Ocak 2013 'de Söke Şairler ve Yazarlar Derneği tarafından Sanatımın 50. Yılı sade bir törenle kutlanacak... Bugüne değin benim için çok şeyler söylendi ve yazıldı. Kısmet olursa bunları bir kenara atmayacağım, bir kitapta bugünlerin anısına toplayacağım.

Başta Milliyet Blogdaşlarıma olmak üzere tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerim vardır. Evet sözle söylemek kolay da olsa, aradan koca bir  ömür  geçti. Tam 50 yıldır bu coğrafyada, uçsuz, bucaksız ovalarda hiç yorulmadan, usanmadan sürekli at koşturuyorum.

1962 'den beri yazıyor ve çiziyorum. Geçenlerde bana bir E. posta geldi. Elazığ'dan değerli eğitimici ve yazar R.Mithat Yılmaz Bey'den... Benim için hiç yorulmadan bir yazı yazmışlardır. Daha doğrusu adet yerini bulsun diye yazmamışlardır. Beni yazdığı için değil taa uzaklardan Doğu illerinden beni düşündüğü için ve  araştırıp bu  adına  uygun  düşen bu  yazıyı siz değerli dostlarımla paylaşmak istiyorum.

Sayın R.Mithat Yılmaz'a bir daha burada teşekkürler ediyor ve darısı dostlar başına diyorum. Şimdi lafı uzatmadan sözü konuk yazarımız R. Mithat Yılmaz'a bırakıyorum:

Konuk yazara: Mithat Makal:

Posta kutumdan en çok gönderisi çıkanlardan biridir Abdülkadir Güler. Çok eskileri söylemiyorum; ama yıllardır, yazmakta olduğu Söke Ekspres gazetesini sık sık postalamayı ihmal etmez. Ben de ona Elazığ’dan yazılarımın yer aldığı Günışığı’ndan gönderirim en çok. “Elinden ve gönlünden Gün-ışığı eksik olmasın.” diyerek.

Zaten onu tanıyanlar, elinin de gönlünün de “gün-ışığı” kadar aydınlık ve sıcacık olduğunu bilirler. Abdülkadir Güler, şiirleriyle, yazılarıyla, dostluğuyla kendisini tanıyanlara bunu çoktan ispat etmiştir. Soyadıyla müsemma, “güler yüzlü/güler gönüllü/ güler ruhlu” bir sanatçıdır o. Adı “Abdülkadir”, mahlası “Geylanî” olan bir şaire de bu yakışır doğrusu.

Abdülkadir Güler, 1946 - Mardin/Kızıltepe doğumlu. Uzun yıllar öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Aydın-Söke ve Ordu-Çamaş İlçe Millî Eğitim Müdürlüklerinde Şube Müdürü olarak çalıştı. Çamaş İlçe Millî Eğitim Müdürü iken 1995 yılında emekliye ayrıldı. Ama yazmaktan, araştırmaktan emekliye ayrılmadı. 50 yıldır kalemi elinde, kelâmı dilinde; o dergi senin, bu gazete benim, şu kitap bizim deyip duruyor. Daha bir 50 yıla da gözü var, gönlü var bu alperenin. Bu niyetini bildiğinden olmalı ki Turgay Aydın, onun için yazdığı bir şiirine şu dörtlükle başlar;

Söke kültürünün temel taşısın

Cahiller kazmayla sökemez seni

 Aydın sevdasının aşk tohumusun

 Kıymet bilmeyenler ekemez seni

Abdülkadir Güler’le gıyabî tanışıklığımız ve yazışmalarımız, yıllar öncesine dayanır. Şiir Şiir Elazığ kitabımıza onun Keban Türküsü şiirini koyduğumuzda henüz el sıkışmamıştık. Şu mısralar o şiirindendir;

Asrımızın altın çağı

Her bacadan ışık, duman

Doğu’nun hayat kaynağı

Bir çift göz feridir Keban.

Işık ışıktır her yanım

Elazığ, Muş, Bingöl, Van’dan

Işıklar saçar Keban’dan.

****

Dokuz Eylül yetmiş dörtte

Kıskandı, çatladı yaban

Zeval vermesin devlete

Millet zaferidir Keban.

Günaydınlarla vatanım

Urfa, Mardin ve Tatvan’dan

Nabızlar çarpar Keban’dan

Sonra ise Güler’in, Bahar Düşü, Anadolu Folkloru, Zil Çalınca şiirlerinde “Çaydaçıra”ya en azından teğet geçen mısralarını okuduk.

20 civarında basılı eseri bulunan bu velûd insanın sayıca bundan da fazla ödül almış olduğunu bilenlerdeniz. Ayrıca, Abdülkadir Güler’in yaman bir araştırmacı olduğunuda.

Öylesine ki Güler’in, memleketi Mardin’den tutun Söke’ye, Çamaş’a, Çanakkale’ye dair araştırma-inceleme çalışmaları vardır ve bunlar muntazaman kitaplaştırılarak meraklısının istifadesine sunulmuştur. Bir de onun biyografik araştırma kitapları bulunmaktadır; Yunus Emre, Ahmet Güçsav, Mahmut Özay, Mustafa Kemal Yılmaz, Halil Özşarlak, Sökeli Yazar ve Şairler, Söke’de İz Bırakanlar…

Güler’in bütün bunların ötesinde ve şiir kitaplarının haricinde birçok da folklor araştırması mevcuttur. Çünkü o, tabir yerindeyse icazetli bir folklor araştırmacısı olup bu alanda basılmış birçok esere sahiptir.

Abdülkadir Güler, halkın içinden çıkmış; içinden çıktığı halkı hep içinde taşımış bir aydın insandır. Halkını seven, onun sıkıntılarını bilen, dertlerine çözüm arayan; hiç değilse yazısıyla, şiiriyle halkının problemlerini etkililere-yetkililere ileten bir aydın. Mesela şu Sınır Taşı şiiri işte öyle bir beyannamedir ki; ibret almayana aşk olsun.

Sınır taşı baş belâsı

Bir karış toprak parçası

Derken oldu kan dâvâsı

Yok olaydın sınır taşı

****

Sınır taşında bir gece

Abbas vuruldu gizlice

Bir ocak söndü böylece

Kör olaydın sınır taşı…

***

Senin için canlar gitti

Oluk oluk kanlar gitti

Ev yıkıldı, hanlar gitti

Olmayaydın sınır taşı…

Gelin buna, “töre cinayeti” demeyelim biz, “cehalet cinayeti” diyelim. Töre, hiçbir zaman fenalığı, kötülüğü, küfrü ve katli mubah kılmaz; ceddimize bühtan etmeyelim. Şairimiz, bir dörtlüğünde eğer, “Şu nefreti, kini unutmak güzel” diyorsa bir bildiği vardır elbet. Ve diyorsa, “Cahil” başlıklı bir başka dörtlüğünde;

Cahile varan kul olur gider

Yerlere serilir, çul olur gider

Gittiyse eğer kendine yazık

Beş paralık zarfa pul olur gider; yerden göğe hakkı vardır.

Abdülkadir Güler, yazı ve şiirleriyle ülkemizin birçok yayın organında karşımıza çıkan bir imza. Biz sözümüzü, onun Türk Dili dergisinde okuduğumuz iki şiirinden tadımlık alıntılarla bitirmek niyetindeyiz.

İlk şiir, adı geçen derginin 722. (Şubat 2012) sayısında,

Cemre Düşecek Sulara;                       

Ortam dönüşür bahara

Her çiçekte bal arısı

Cemre düşecek sulara

Gitti gecenin yarısı.

İkinci şiir, Türk Dili’nin bu kez 729. (Eylül-2012) sayısında okuduğumuz, Zil Çalınca. Bu şiir, doğrusunu demek gerekirse, Abdülkadir Güler’in en sevdiğimiz şiirlerinden biri oldu. Belki, şairi olduğu kadar bizi de eski günlerimize götürdüğü içindir. İki bölümlük Zil Çalınca’nın birinci bölümünü birlikte okuyarak söze temmet çekelim gelin;

Bugün yine zil çaldı

beni eski günlerime götürdü

çın çın çaldı zil, çaldı zil

köy, kasaba, şehir şehir

her yan doldu taştı il il

açıldı papatyam, gül gülistan

dili Türkçem eleğim sağma

gelişi nisan sabahı yağmur

gülüşü tozpembe yediveren

dönüşü zeybekçe ala şafakta

çayda çıra, delilo, harmandalı,

“yer demir, gök bakır”

atım küheylan, şiirim bozkır.

Bu sevgili dosta, 50. Sanat Yılı’nda sağlık ve başarı dileklerimizle…     

Belki onunla yazışmak isteyenler çıkar diye, adresi; PK. 40 Söke-Aydın

 

R.Mithat YILMAZ - Eğitimci yazar - Elazığ.

23 Ocak 2013.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 2227
: 832
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bit..