- Kategori
- Futbol
Avni Aker’in kapanışı Fenerbahçe’den
Hüseyin Avni Aker Stadı, son Lig maçıyla tarih oldu.
Kapanış maçı, Trabzonspor taraftarı açısından önem taşıyordu. Bir Fenerbahçe galibiyeti, tarih yazmak olarak görülüyordu. Tersi oldu, tarih yazan, Fenerbahçe oldu. Bir başka deyişle Avni Aker’de kapanışı yapan Fenerbahçe, “son perde”yi indirdi. Böylece Fenerbahçe’yi yenerek Avni Aker’e veda etmek hayali suya düştü. Zaten bütün takımlar, Fenerbahçe’yi yenerek kötü gidişten çıkacaklarını hayal etmiyorlar mı?
Trabzonsporlu için, Avni Aker’e veda edilecek maçın Fenerbahçe maçına denk getirilmesi boşuna değildi. Avni Aker’in tarihine “altın harfler”le yazılacak bir Fenerbahçe galibiyeti, gelecek kuşaklara bırakılacak en büyük tarihsel başarı olacaktı!.
Oysa yeni stat, Fenerbahçe maçıyla açılacaktı. Nedense bundan vazgeçildi. Kimi taraftarlar ve çevrelerce eleştiri konusu olan resmi ve görkemli açılış, gösteri maçıyla sürdü.
Yönetim, ikilemde kalmış olmalıydı:
Fenerbahçe'yle veda maçı mı, açılış maçı mı?
Trabzonspor için Fenerbahçe maçlarının havası bambaşka.
Kent olarak Trabzon, Fenerbahçe maçları öncesinde büyük beklenti içine sokulur. Fenerbahçe’yi yenmek düşüncesi, bir kurtuluş, diriliş olarak görülür. Ancak beklenti, çoktandır boşa çıkıyor. Bu nedenle hüzün, tepkiye dönüşüyor. “Yönetim istifa” seslerini, kimi oyunculara tepkiyi Avni Aker’e veda maçında da gördük.
Maç, 40. dakikada gelen ikinci golden sonra bitti. Fenerbahçe, alacağını almıştı; Trabzonspor için de maçın gittiği anlaşılıyordu artık.
İlk gol, Fernandao’nun ayağından penaltıdan geldi. Penaltı olmasaydı, Fenerbahçe yine gol atmış olacaktı. Çünkü Souza’nın kafa vuruşunda kaleye giden topu Yusuf Erdoğan koluyla kesti, dönen topu Souza ağlara gönderdi. Ancak Ali Palabıyık, topu kolla kesmeyi görünce, düdüğünü çalmıştı.
Yusuf Erdoğan topu, koluyla değil de vücudunun başka yeriyle kesseydi, golü yemiş olmalarına karşın, sahada kalacaktı.
(Cumartesi ve pazar günleri tanık olduğumuz hakem hataları, olmayan penaltıların verilmesi, önce verilen sonra iptal edilen gol, atlanan kartlar... Ali Palabıyık, nasıl olsa gol oldu diye, Yusuf Erdoğan’ı sahada tutabilirdi. Ama “acayip hatalar”a bir yenisini eklemedi.)
Trabzonspor atak, Fenerbahçe temkinli başladı.
Daha maçın başında, 6. dakikada, Mustafa Akbaş’ın şutunda top, üst direkten dışarı çıktı. Kaçan bu fırsat tribünler için umuttu; ancak sonu gelmedi.
Fenerbahçe’de eksikler çok olmasına karşın, sahada bir eksiklik görülmüyordu.
Lens, ortalığı dağıttı, maça renk kattı; hem attırdı, hem attı.
Ya Trabzonspor?
Bu maça kadar, o kadar verimli olmayan bir takım, bu maçtan 3 puanla ayrılması, “tarihsel açı”dan önem taşıyacak, sadece moral verecekti. Bu umut yitmeye yüz tutunca, tribünlerden “Yönetim istifa” sesleri yükseldi. Bu sesler, taraftar açısından, anlamlı gözükse de garipti.
Niye mi?
Çünkü yenen takım, Trabzonspor’u “hayatında” yenmemiş bir takım olur, “kapanış maçı”nda “son perde”yi o indirir, tepkiler o zaman anlaşılır. Sekiz maçtır gol atamadığın takım gelmiş, en güçsüz olduğun bir dönemde seni yenmiş, bu, abartılacak bir durum olmasa gerek.
“Yönetim istifa” seslerini, yine de büyük beklenti içine sokulan taraftarın doğal tepkisi olarak görmeliyiz.
Ya Fenerbahçe?
Fenerbahçe, daha fazlasına gereksinimi olsaydı, zaten bir eksik kalan bu durumdaki Trabzonspor’da o “fazla”sını da atardı. Ama Fenerbahçe, ilk golden başlayarak, Trabzonspor’un eksik oluşunun da bunda etkisi olmalı, maça o kadar asılmadı.
Trabzonspor, “61. dakika gösterisi”nin etkisiyle kısa bir süre coştu. Ama o dakikada fırsat yakalayan Fernandao, biraz dikkatli olsa, “gösteri”, Fenerbahçe’nin golünü kutlamaya dönüşebilirdi.
Rakip kaleciler, bir zamanlar, Fenerbahçe maçlarında “kahraman” olurdu.
O dönem kapandı mı dersiniz?
Şimdi “kahraman” olma sırası Volkan Demirel de olmalı.
Son söz:
"İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar." (Yahya Kemal Beyatlı)
https://www.facebook.com/turgutcelik
https://twitter.com/#!/turgutcelik
turgutce@yandex.com