- Kategori
- Spor
Ayağa Kalkmayan Fenerli Olsun

Sene 2010 ve tribünlerimizin geldiği nokta: ayağa kalkmayan Fenerli olsun.
İşin garip tarafı, bu tezahürat ile oturdukları yerden ayağa fırlayan binlerce taraftarın, neredeyse doksan dakika süren küfürlü tezahürat karşısında kılını dahi kıpırdatmaması.
Yurt dışında statlarımızın ve taraftarlarımızın gerçekten ünü var ama bir de ne söylediğimizi anlasalar…
Sanıyorum işin özü taraftarın stada neden gittiğini anlamakta yatıyor.
Geçenlerde Yılmaz Vural’ın bir açıklamasını okudum. Tecrübeli hoca şöyle diyordu: “statlar geçmişin arenaları biz de modern gladyatörleriz. İnsanlar stres atmak için maçlara gidiyor.”
Ne talihsiz bir açıklama!
Aramızda maçlara stres atmak için giden var mı? Daha çok stres oluyoruz gibi geliyor bana.
Yılmaz Vural’ın açıklamasını İngiliz veya İspanyol taraftarlara söylesek muhtemelen bize gülerler. Düşünsenize stres atmak için her sene binlerce lira verecek bunun yanında zamanınızın önemli bir kısmını bu işe tahsis edeceksiniz.
Cumartesi günü Beşiktaş ile Sivasspor arasında oynanan maçta 23 Nisan Çocuk Tribünü’nü gördünüz mü? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Nedir amacımız çocuklara küfrü sevdirmek mi? Çocuk yaştan mı başlıyoruz onları küfre alıştırmaya? Bu ortamı gören ebeveynlerin çocuklarını statlara gönderme olasılığı var mı?
İki sene önce 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda da Ali Sami Yen’de göz gözü görmüyordu sulardan, sellerden.
23 Nisan’da küfür, 19 Mayıs’ta kavga…
Aslında hepsi birer mesaj ama anlayabilene tabi.
Sene 2010 ve taraftarların tek derdi ayağa kalkmayanlar. Hani şu İnönü’de Fenerli, Kadıköy’de Cimbomlu, Ali Sami Yen’de Beşiktaşlı olanlar.
Kulüpler bakkal dükkânı, başkanlar padişah, ortada hiçbir başarı yok ama varsa yoksa ayağa kalkmayanlar.
Şimdi ayağa kalkanlar mı gerçek taraftar yoksa kalkmayanlar mı?