​ Aygır / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '12

 
Kategori
Öykü
 

Aygır

Aygır
 

KİMSENİN ZAPT EDEMEDİĞİ DELİ AYGIR USLANDIKTAN SONRA


Çok sinirliydi süvari Yüzbaşısı. Bir delilik yapıp Karacabey Hara'sından, yeni gelen atlar arasındaki, 4 yaşlarında bir damızlık aygırı binek olarak seçmişti. Çok iyi ata binen bu subay, deli atı yola getirebileceğini düşünüyordu. Oysa damızlık olarak ayrılmış bu hayvana hiç eğer vurulmamış, yanına kimse sokulmamıştı. Kızıl donlu muhteşem Aygır'ın, uzun yeleleri ve kuyruğu siyahtı. Ön ayakları ile arka ayağının biri beyaz renkteydi. Yine alnında, uzun beyaz bir akması vardı. Görüntüsü çok güzel olan bu at, kendisine çok iyi davranan Yüzbaşıdan başkasını yanına yaklaştırmıyor, ama süvarisine de pek yumuşak davranmıyordu.

Yüzbaşı, günlerce atı eliyle beslemiş, onu kendisi tımar etmiş, eğerini o vurmuş, gemini o takmıştı. Vetenirer, bu aygırın iğdiş edilmesini gerektigini söylüyor, fakat Yüzbaşıya söz geçiremiyordu. Aygırın, kısrak kişnemesine doğru, yön değiştirerek koşup gitmesi gibi, çok kötü bir huyu vardı. Her sabah yapılan süvari geçişinde Komutanı selamlamak üzere, en önde giden deli aygır, yanyan yürür, Yüzbaşı, geme ilave olarak, Aygırın azgına taktıgı, kantarmayı çekerek, geçidi zor tamamlardı. Süvariler, dört nala kalktıklarında ise, Aygır mutlaka en öne geçmek, sonra da diğer atlarla arayı açmak isterdi. Susurluk'da esnaf, bu Yüzbaşının işe gitmesini ve dönüşünü dört gözle bekler olmustu. Arnavut taşları ile döşeli Susurluk Çarşısı, atın nal vuruşlarından çın çın öter,yan yan yürüyerek gösteri yapan Aygır, kenara çekilerek onu seyreden esnafı, başını aşağı yukarı sallayarak, adeta selamlardı. Süt satan ihtiyarın, arabasını çeken yaşlı kısrak, başı yerde ve cılız haliyle Aygırın gelişini duyunca dikilir, isterik kişnemeleri ile dikkatini çekmeye çalışırdı. Allahtan ki Aygır ona pek kıymet vermez, yanından geçer giderdi.

Birgün Süvarileri denetlemeye Komutan gelmiş, Yüzbaşı'ya bir taktik durum vererek, onun bölüğünü göreve sevk etmişti. Yüzbaşı, emri alır almaz takımlarına bildirerek kendisi de yola koyulmak istedi. Ama gelen Komutanın, süt beyaz atı Aygırın dikkatini çekmiş, aygır gitmek istemiyor, burun deliklerini acıp kapatarak, kısrağa doğru, vahşi kişnemeler, homurtular çıkartıyordu. Yüzbaşı deliye dönmüştü. Komut dnilemeyen bu ata kırbacı ile hafifce vurdu. İçinden ‘’Veteriner haklı, bunu iğdiş ettirmekten başka çare yok’’diye geçiriyordu. En arkada kalmıştı. Takımlar araziye yayılmışlar, neredeyse süvari hucumu başlayacaktı. Ama bölük komutanı ortada yoktu.

Yüzbaşı, zorlukla beyaz kısraktan kurtardığı, Aygır ile kestirme bir yoldan, birliğinin başına geçmeye çalışıyor, kestirmeden önlerine çıkmak istiyordu. Tatbikat alanına giden meyve bahçelerinin arasına sürdü Aygırını. Küçük bir dere, 10 metrelik tahta bir köprüye geldiler. Atı yavaslattı. Birden köprünün üzerinde beyaz elbiseli, beyaz sakallı, nur yüzlü yaşlı bir adamla karsılaştı. Hiç kıpırdamayan bu ihtiyara, geldiğinde atı zor durdurmuştu.

‘’Yahu Dede köprüyü müsaade et de geçeyim. Neden ortada duruyorsun? Az kaldı çarpacaktım sana.’’

‘’Evladım, canım cigara çekti de, bana bir cigara verir misin?’’

Yüzbaşı, çok sinirli ve iki eliyle, atı zor zapt etmektedir. Bu durumda küçük bir yalan söyluyor.

‘’Ben sigara içmiyorum. Dede, yolda durma bak atı zor zapt ediyorum’’diyor. İhtiyar, kenara çekiliyor ve Aygır, bir ok gibi yeniden fırlıyor, ama 20 metre gitmeden, birden şaha kalkıyor. Yüzbaşı, yere düşmemek ıçin, verdiği mücadeleyi zor kazanıyor. Atı sakinleştirdiğinde, birden yanıbaşında o ihtiyarı görüyor. İhtiyarın elinde, Yüzbaşı'nın tabakası ve çakmağı var.’’Bunları düşürdün evladım’’diyor ak sakallı ihtiyar. Yüzbaşı çok mahçup oluyor, özür diliyor. ’’Kusura bakma Dede, bu at cok deli. Onu zapt edemiyorum. Bir de, elimi bırakıp, sana sigara vermeye kalksam, neredeyse üzerinden atacak beni. Bu yüzden, yalan söyledim. Affet beni.’’ diyor.   ihtiyar’,’üzülme oğlum, bundan böyle bu at, seni üzmeyecek. Sen, iyi bir  insansın. Bana yalan söylemesen atı zapt edemeyecektin. Allah yerine göre yapılan, mecburiyetten olan bütün günahları affeder. Bak süvarilerin bu taraftalar. Hadi uğurlar olsun ''diyor. Yaşlı adam, atın gözlerini, burnunu, yüzünü okşamakta, ellerini aygırın uzun yelelerinde gezdirmekte. Yanına yaklaşanı ısırmaya çalısan Aygır, kuzu gibi oluyor. Yüzbaşı şaşkın, ürkek, elleri titreyerek, tabakadan bir sıgara alıp yakıyor. Gördüklerine, yaşadıklarına inanamıyor. Aygırı uslu bir beygir olmuş gibi hissetmekte. Yerinde duramayan Aygırın, kıpırdamadan durmasına hayret ediyor. Atını mahmuzlayıp oradan uzaklaşırken, arkasına dönüp bakıyor, ama ihtiyardan eser yok. Şaşkınlığı daha da artarak birliğine yetişiyor ve son anda komutanın önüne yaklaşırken önüne geçtiği  süvarilerin başında, gür sesiyle komutunu verebiliyor.

‘’Kılınç çeeeek ileriiiiiiii bismillah hücuuuummmmm’’

Süvariler hücum borusu eşiğinde, en önde Yüzbaşı olduğu halde, yalın kılınç hedefe giriyorlar. Düşmanı temsilen kazıkların üstüne yerleştirilmiş karpuzları, keskin kılıçlarıyla doğrayarak hedefi ele geçiriyorlar. Komutan çok memnun kalıyor. Teşekkür etmek için yanına çağırdığı, sabah Komutanın altındaki beyaz kısrağa kafayı takan, Yüzbaşı'nın Aygırı, ona dönüp bakmıyor bile. Yüzbaşı'nın yüzünde, mutlu bir gülümseme, iki elini birden serbest bıraktığı Aygırın üzerinde, göz göze geldiği veterinere, aygırı göstererek gülüp duruyor.

Başını iki yana sallayan Veteriner in  ''la havle '' desturu Yüzbaşıyı hiç şaşırtmışa benzemiyor. 

 

                                                                                                                                           e.yaşar ovalı   

 
Toplam blog
: 2
: 223
Kayıt tarihi
: 03.01.12
 
 

1972 K.H.O.Mezunuyum Motosiklet, hayvanlar, doğa, kitaplar ilgi alanım içindedir. Gayrıme..