​ Ayıp Ama Şuayip / Tiyatro / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '19

 
Kategori
Tiyatro
 

Ayıp Ama Şuayip

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde… Bizler annemizin babamızın dizi dibinde mutlu mesut çocuklar ve gençler iken evlerimizin başköşesinde Sürahi Nine’yi ağırlardık. Şişe camı gözlükleri, örgü yeleği, beyaz upuzun tülbendi, kıvrak zekâsı ve gelinini yok sayışı ile o tüm Türkiye’nin “ninesi”, tüm gelinlerin “kaynanası” idi. Yasemin Yalçın adını o günlerde duymuş, yarattığı karakterlerin her birini ayrı ayrı sevip benimsemiştik. “İnce İnce Yasemince” ayarı iyi tutturulmuş, televizyonda bugüne kadar yapılmış en başarılı komedi programlarından biriydi. Hiç kolay değildi Yasemin Yalçın’ın yaptığı iş. Birbirinden farklı onlarca pek çoğu antipatik sayılabilecek karakteri başarı ile canlandırıp, hepsini ayrı ayrı izleyiciye benimsetmek. Sonra zaman değişti, bizler büyüdük. Hayat her birimizi ayrı ayrı sınadı. Birlikte gülüştüklerimiz gibi, o günlerden kalma kahkahalarımız havaya karışıp kayboldu…

Ağlamak mahrem zamanlar kollarken, gülmek genellikle başkaları ile birlikte meydan okumadır hayatın zorluklarına. Ağlıyorsanız biraz yenilmiş, biraz yorulmuşsunuzdur. Yalnızlık istersiniz ki, bir süre sonra kuruyup gidecek gözyaşlarınızın pek tanığı olmasın… Gülüyorsanız, çoğalmak isterseniz hâlbuki... Gülerken dönüp de yanınızdakinin yüzüne bakmanız bundandır, kahkahasını duymak yetmez, yüzü sizin kadar aydınlanmış mı, ortak bir kahkahayı eşit biçimde bölüşmüş müsünüz görmek istersiniz. O yüzden komediyi çok ciddiye alanlardanım. Zor iştir, insana kendi eksiğini, travmasını, çürüğünü çarığını gösteren aynayı tutup, bir de ona gülmesini sağlamak. Batı’nın, “humour” dediği mizah, sosyolojik olarak bir toplumun kültürel seviyesine de ayna tutar. Neye, neden güldüğünüzün analizi, yalnızca psikolojik değil sosyolojik olarak da kim olduğunuzun ipuçlarını verir. İşte biz 90’larda hep birlikte “ince ince” gülüyorduk. Sonra toplumsal beğenilerimiz, değer yargılarımız değişti. Komedi adı altında önümüze konulanlar fazla “kalınlaştı” hatta “odunlaştı” ve tadı kaçtı. Sonrasında ailece gülecek pek az şey bulabildik. Yüzümüz kızarmadan, midemiz bulanmadan neredeyse komedi izleyemez olduk. Küfür, argo ve bayağılık moda oldu. “Aptallar İçin 10 Derste Felsefe” kitapları gibi, zekâmıza hakaret niteliğinde “Aptallar İçin 10 Klişede Komedi” tarzı ucuz filmlere, oyunlara maruz kaldık. Oysa “istihza, zekânın hakkıydı”. Ama dedim ya, ne istihza, ne ironi, ne hiciv, bayağılık ve kabalık pirim yaptı son yıllarda bu ülkede. Bu da bir furyaydı geçti gitti, bitti diye ümit ediyorum. Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey çifti de benim gibi düşünüyor olmalılar ki belki de benzer nedenlerle küskün kaldıkları tiyatro sahnelerine, 12 yıl süren inzivanın ardından yeniden geçen yıl yeniden döndüler.

İlyas Bey, Yasemin Yalçın’a çok özel bir hediye vermiş geçen yıl, bir tiyatro sahnesi… Bakırköy’de gözden uzak küçük bir sinema salonu bugün “Yasemin Yalçın Sahnesi” olarak hizmet veriyor. Karı koca konservatuvardan beri birlikteler. Harçlarında sevgiden başka bir şeyleri olmadan, dişleri ile tırnakları ile kazıyarak birlikte mücadele edip, birlikte çoğalmışlar. Güçlerini sağlam aile bağlarından alıyorlar. . Bir zamanlar Yasemin Hanım’la birlikte canlandırdıkları, “İtilmiş ve Kakılmış”taki zorba maçonun tam tersine İlyas Bey, sadece oyuncu olarak değil, Türkiye gibi ataerkil bir düzende karısının yanında durup, ona destek veren çok özel bir adam olduğu için zaten ayrıca alkışı hak ediyor.

Geçen Pazar, Yasemin Yalçın Sahne’de “Emlakçı’yı Beklerken” oyununu izlerken, kahkaha aralarında bunları düşündüm. Dinamik ve çok eğlenceli bir oyun Emlâkçıyı Beklerken. Oyunda Yasemin Yalçın’ı aramayın o karşınıza kel, göbekli, kırk yıllık zampara “Şuayip” olarak çıkıyor, İnce İnce Yasemince’den tanıdık bir karakter Şuayip. Yasemin Yalçın, canlandırdığı erkek karakterde o kadar başarılı ki oyun esnasında onun aslında bir kadın olduğunu hatırlamıyorsunuz bile. Senaryo zaten komik ancak Yasemin Yalçın’ın Şuayip’i ile başını alıp gidiyor, çok iyi gözlemlenmiş, çok iyi giyilmiş bir karakter Şuayip…

Usta oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ziya Kürküt, Tophaneli Jilet Hasan rolünde oldukça başarılı, arada yaptığı doğaçlamalarla oyuna ayrı bir tat veriyor. Seyirciden neredeyse her sahnesinde alkış alan çakma popçu Sertaç Akkaya’yı izlerken acaba hevesi kadar müziğe yeteneği de var mı diye düşünüyorsunuz. Oyunun lokomotifi ise Cenk Tunalı, daha önce sahnede izleme fırsatı bulamadığım Tunalı bu oyunda, Lâtif karakterinde müthiş bir performans sergiliyor. Lâtif’in oturuşu, kalkışı, gülüşü ağlayışı hatta saf yanları bile pek “Latif”. Bu kadar yetenekli oyuncuyu bu kadar akıcı bir oyunda izlemek büyük zevk. Ekip arasında sağlanan uyum seyirciye de yansıyor. Kahkahalar arasında zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorsunuz. Yönetmen İrfan Kangı’yı, oyuna emeği geçen herkesi, Yasemin Yalçın ve İlyas İlbey’i tebrik ediyorum, İstanbul’a kazandırdığınız bu şirin salon için de ayrıca teşekkürler. Bir teşekkür de oyunu birlikte izleme zevki bulduğumuz Prof. Dr. Orhan Kural’a. Yanınızda o kadar içten gülen biri ile komedi seyretmek oyunu daha da eğlenceli hâle getiriyor.

Şuayip’i komik ceketlerinin içine sığdıramadığı göbeğini, üç tel saçını yana yatırışını, çakma çapkınlığındaki iticiliği özleyeceğimi bir gün biri söylese inanmazdım ama özlemişiz. Hoş geldin Şuayip.  Ve sevgili Yasemin Yalçın, artık aramızda olmasalar da birlikte güldüğümüz insanları, geçmişteki kahkahalarımızı bize yeniden hatırlattığınız için sağ olun. Gülazer’e, Alican’a, Sürahi Hanım’a tüm ahbaplara sevgi ve selâmlarımızı iletin lütfen. Sizinle gülmeyi ne çok özlemişiz.

Gündelik hayatın zorlayıcı etkisinden çıkıp, bulaşıcı, birleştirici, onarıcı bir hazzı, gülmeyi yaşamak için Yasemin Yalçın Sahnesi’nin adresini not alın lütfen. “Emlakçıyı Beklerken” oyununun size uyan tarihleri var mı bir bakın bakalım. Pişman olmayacaksınız.

 Yasemin Yalçın Sahnesi Adresi: Zeytinlik Mah. Yakup Sok. No:7 Balkır İşhanı (Eski 74 Sineması, 34140 Bakırköy- İstanbul)

 
Toplam blog
: 96
: 1137
Kayıt tarihi
: 28.03.07
 
 

 Hacettepe Üniversitesi mezunu, nörobilimden psikolojiye disiplinlerarası eğitime hevesli bir Türko..