- Kategori
- Kişisel Gelişim
Aykırı duygular (1)

KISKANÇLIK…
Bir bilim adamı diyor ki “İnsan duygularının içinde en akıllı ama en tehlikeli olan duyguların başında
“Kıskançlık, gelir” diyor. Aynen katılıyorum peki nedir bu kıskançlık duygusu?
Kıskançlık içimizdeki hem kendimize hem karşımızdakilere güvensizlik duymamız ve bunu dışarıya yansıtmamızdır. Kıskançlık İstenmemek, layık görülmemek, kendimizi özel görememek korkusu ile sahip olduğumuz herşeyi kaybetmek üzere olduğumuz korkusundan doğan ve kor gibi yanan bir ateştir. Alevler ne kadar yükselirse iyi insanlarda bile büyük etkiler yapabilir hatta bu insanları deli olmaya kadar itebilir. Bu durumda da etrafına saldırı kin ve nefret kusmaya başlar, ne söylediğini bilir ne yaptığının ne kadar ayıp ne kadar boş olduğunu hatta birine kızarak diğer tarafı hiçe saydığını onu aşağıladığını fark edemez.
Bir bilim adamı “Kıskançlığı sevgimi yaşatmak için kullanıyorum diyenler aslında sevgiyi yok etmeye yarayan bir ejderhaya teslim ediyorlar” diyor. Katılıyorum kıskançlık önüne yoluna çıkan hemen her şeyi herkesi mahveden bir terörist gibidir yıkıp yakıp öldürüp geçiyor.
Kıskançlık duygusu hemen hepimiz de var, hayır bende yok diyenleri anlayamam. Bazı başarılar varlık sahibi olabilmelerin altında yatan önlenebilmiş kıskançlık duygusudur aslında. Bizim olmasını istediğimiz bir şeye başkasının sahip olduğunu gördüğümüzde, hayatta asla elde edemeyeceğimize inandığımız ve kendimizi yetersiz hissettiğimiz zamanlarda bunlara sahip olanı kıskanırız.
Başkalarına karşı “eksik” olduğunu düşünen insanların kıskançlık duygularını körükleyen en ağır duygudur “eksiklik” ya da amiyane tabirle “eziklik.”
Arzu ettiğimiz yetenek, ilgi, sevgi, maddesel varlıklara asla sahip olamayacağımız korkusu genelde iyi gizlenmiş olan bu duygumuzu aniden su yüzüne çıkarabilir.
Kıskançlık yetersiz ve öfkeden oluşan bir acı kokteyl gibidir. Bu kokteyl aldırmazlık küçüklük kusur bulma, aşağılama ve adilik olarak ortaya çıkar.
Kıskançlık yozlaştıran bizleri ruhsal yönden zayıf düşüren bir duygudur, kişisel değerlerimizi bir fare gibi kemirir, sezinlediğimiz yetersizliklerimi kurbanına “mal” eder. Bilim adamları bunu yani kıskançlığı “ruhun çıbanı” olarak algılamaktadırlar.
Çok değerli bir dostumun daha evliliğinin ilk yıllarından itibaren eşi tarafından ne kadar acı bir kıskançlıkla karşı karşıya kaldığına şahit oldum. O zamanlar yeniş evliydim onlar ise benden çok önce evlenmişlerdi ve onları görür göremez korktum. Dostumun eşi karısını hemen herkesten hatta kendi kardeşinden bile kıskanıyordu.
Çok uzun bir evlilik dönemi geçirdiler ama öyle zamanlar yaşandı öyle ayrılık kararları alındı ki içinde bulundukları durumlar nedeniyle bir türlü ayrılamadılar ve yaşamları boyunca birlikteliklerini “kıskançlık” duygularının acı şemsiyesi altında birbirilerinden ayrı zevklerle, sevgisizlik ve güvensizlikle sürdürdüler. Bu mudur hayat kadın ve erkek için hatta çocuklar için bu normal bir yaşam mıdır?
Hayatın içinde olmayan şeyler değildir bunlar, bugün gidin emniyetteki kayıtlara bakın karı koca ya da arkadaşlar arasındaki en büyük kavgaların hatta istenmeyen ölümlerin baş sebebi “kıskançlıktır.”
Şurası bir gerçektir ki “Kıskançlık” iyi insanları bile korkunç şeyler yapmaya iter. Erkekler çocuklarının annelerine, kadınlar çocuklarının babalarına maddi ve manevi zarar verebilirler. Reddedilen ya da istenmediği söylenen sevgililer de aynı davranışlar içerisine girebilirler. Kan davaları ve yıllarca süren anlaşmazlıklar küslükler ve ayrılıkların altında mutla bu illet yani “kıskançlık” duygusu vardır. Bu duygu iş hayatında da bazı insanlara egemendir. Bulunduğu yeri hazmedemeyenler kendinden daha iyi yerde olanları çekemezler kıskanırlar akıllarında onu küçük düşürmek ve yerinden etmek eylemi geçer. İşten çıkarılanların işverenlerine kıskançlık duyup kötülük etme eylemleri de az değildir günümüzde.
Örnekleri çoktur ancak uzatmanın da âlemi yoktur bu nedenle kıskançlık duygusu insan aklının yarattığı en acımazsız bir canavardır, hemen herkesin bundan bir an evvel kurtulması veya kontrol altında tutması gerekir.
Hiç kimse bu dünyaya acı çekmek mutsuz olmak için gelmiyor hiç kimse kocası veya kadını tarafından kıskançlık duygularıyla zapturapt altına alınmayı hak etmiyor…
Rahmetli babamın bir lafı ile kapatmak istiyorum;” Kötülüğün büyüğü küçüğü olmaz, yapılan her kötülük bumerang gibidir başında veya sonunda size mutlaka geri dönecektir.”
Ve benim kişisel tespitimi de şudur; “ baskı veya kontrol altına aldığınızı sandığınız hemen her şey aslında elinizin altından sabun gibi kayıp gitmektedir ve siz sadece kendinizi kandırıyorsunuz demektir…”
Basit bit ifade ile “kıskançlık duygusunun altında ezilen her kadın kocasını her erkek karısını öyle veya böyle bir şekilde mutlaka aldatmaktadır…”
İyi tatiller efendim…
Erdoğan Özgenç