​ Aykut Kocaman hayallerimizi yıkmaya devam ediyor (Fenerbahçe 2-2 Marsilya) / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '12

 
Kategori
Futbol
 

Aykut Kocaman hayallerimizi yıkmaya devam ediyor (Fenerbahçe 2-2 Marsilya)

Aykut Kocaman hayallerimizi yıkmaya devam ediyor (Fenerbahçe 2-2 Marsilya)
 

Fenerbahçe; UEFA Avrupa Ligi C Grubu ilk maçında, Marsilya ile sahasında 2-0 önde götürdüğü maçı, son yarım saatte defansa kapanarak 2-2 berabere bitirdi.

Aklıma 17 Mart 2012 geldi. Fenerbahçe evinde ezeli rakibi Galatasaray karşısında ilk 20 dakikada 2-0 öne geçiyor. Oyunun kalan dakikalarında anlamsız bir şekilde 6-7 oyuncuyla geriye yaslanan takım, ister istemez kalesinde gördüğü pozisyonlarla 2-2 beraberliği zar-zor kurtarıyor. Bu akşam da yaşadığımız kabus öncekilerden farksız.

Dakika 57, takım 2-0 öne geçmiş. Aykut Kocaman yürüyen 35'lik Alex'i çıkarıp sahada sürünen Cristian'ı, ileride yorulan Sow'u çıkarıp ayakta duramayan Bienvenu'yu alıyor. Takımın gardı hem orta alanda hem de ileri uçta tamamen düşüyor. Eskişehir'de izlediğimiz ve pek de güçlü bir takım olduğunu söyleyemeyeceğimiz Marsilya'nın yapamadığını, Aykut Kocaman gümüş tepside rakibine sunuyor.

Fenerbahçeli oyuncular maça oldukça istekli başladılar. Defansta Yobo, sağ ve solda Gökhan ile Hasan Ali, ortada ise Topal ve Meireles güven veriyordu. Sağdan geliştirilmeye çalışılan ataklar, bu akşam Bekir ile birlikte sahanın en kötülerinden olan Topuz'un ayaklarında kaybolup gidiyordu. Özellikle ilk yarı boyunca takım atağa kalkarken, kaç top ezdiğini sayamadım.

Sol açıkta da Caner'in istekli oyununun yanısıra top kayıpları, Hasan Ali ile geliştirdiği güzel bir atakla attığı gol sonucu özgüvene dönüştü. İlk yarı Fenerbahçe'nin hem skor hem de oyun üstünlüğü ile sona erdi. İkinci yarıya daha sakin çıkması beklenen takım, lig maçlarında sergilediği dağınık bir yapı ile oyuna başladı. Rakibine karşı oyun üstünlüğünü kuramadı derken, Topuz'un maçta yapmış olduğu tek olumlu pas ile Alex'in şık kafa golü skoru 2-0'a taşıdı.

Her şey beklenenden daha güzel gidiyordu. Ta ki tek güven vermeyen etken, Aykut Kocaman sahneye çıkana kadar. Alex, belki koşmuyordu ama topu o bölgede tutuyor, arkadaşlarına nefes aldırıyordu. Rakip çok fazla pres yapmadığı için o alandaki yükü kaldırmakta güçlük çekmiyordu. Ancak, kaptanı oyundan alarak suya sabuna dokunmayan Cristian'ı sahaya sürdü. Hem orta alan düştü hem de Topal ve Meireles'in de fiziksel yorgunluğu ile defans 7 kişiye çıktı.

Sow da yorulmuştu kabül, ancak oyuna alınan Bienvenü, sanki başka bir maçtan gelmişçesine ayakta duramıyordu. Sow kalsaydı ya da ileride top tutacak, stoperleri meşgul edecek, tabir-i caizse stoper dövecek diri bir Semih oyuna girseydi. Ancak oyuna giren hiçbir oyuncu takımın derdine çare olamadı. Çok rahat kazanılacak maçta, rakibe son dakikada teslim olundu. Hatta öncesinde mağlubiyet golü dahi gelebilirdi.

Aykut Kocaman; belki bu takımdaki hayallerin Yönetimin aklına yatıyor, ancak seninle bir gelecek benim aklıma hiç yatmıyor. Biliyorum, "takıma yararlı olmadığını hissettiğin(!) gün istifanı verip gidersin" ama o gün, takım zaten bütün hedeflerinden uzaklaşmış olur.

Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır

 
Toplam blog
: 296
: 6335
Kayıt tarihi
: 24.09.08
 
 

Bankacılığın stres ve yoğunluğundan fırsat buldukça, okumaya ve düşüncelerimi burada paylaşmaya ç..