- Kategori
- Mizah
Ayrancııı!
“Anne, pazarda ayran satacağım ben!”
“Kaybolursun oğlum! Babana ne cevap veririm sonra! Olmaz!”
“Ne olur anne! Arkadaşlarım satıyorlar ! Kimi su satıyor kimi ayran! Ben de gidip satayım!”
Gittim bakkaldan bir kilo yoğurt aldım. Unutmuyorum iki buçuk liraydı kilosu! Annem Yakacıktan getirdiğimiz “şeker su” ile
ayranlaştırdı yoğurdu, içine de buz kattı. Doldurdum sürahiye doğru Pendik pazarına!
“Soğuk ayran!.. Soğuk ayran!..”
Tam da öğle üzeri. Güneş tam tepemizde!
“Kaça bardağı oğlum!”
“Elli kuruş Abi!”
“Elli kuruş çok! Bardağını yirmi beşe verirsen hepsini dök şu hıyarların üzerine! “
İşime de geldi böylesi! Toptan satacaktım ayranımı. Gider yeniden hazırlar gelirim! İyi para kazanacaktım bugün!
Sürahiden bardağa, oradan hıyar doğranmış sahana boşaltıyorum. Sürahim boşaldıkça panik başladı bende!
“Dokuz bardak! Kaç lira etti oğlum?”
“İki lira yirmi beş kuruş!”
“İyi! Al paranı ! Hadi güle güle!”
Başka da param yok ki anneme yalan söyleyeyim!
“Anne tam dört lira kazandım!” Diyeyim!
Eve geldim ama bir de bana sorun! Gelirken yalan düşünüyorum!
“ Ne çabuk sattın ayranı oğlum?”
“Öğle üzeri ya anne, herkes hararet yapmış!”
“Kaç lira kazandın?”
“Dört lira anne! Sekiz bardak çıktı!”
“İyi işte!”
Çıkardım iki lira yirmi beş kuruşu verdim anneme!
“Nerede gerisi?”
“Dondurmayla kos helva yedim anne!”
Annem, akşam babam gelince övünerek anlattı benim olayımı!
“Aferin oğluma benim! Büyük ticaret adamı olacak! Görürsün hanım!" Dedi babam!
Bir de kafamı okşadı!
Hâlâ vicdan azabı duyarım! Kırk sene geçti!