​ AZERBAYCAN, ERMENİSTAN TÜRKİYE / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '20

 
Kategori
Siyaset
 

AZERBAYCAN, ERMENİSTAN TÜRKİYE

Bir Türk olarak Azerbaycan-Ermenistan arasında süregiden sözüm ona mücadele Türk Dünyasının tam da arasına bir hançer saplamak üzere bundan tam yirmi sekiz yıl önce emperyalist güçler tarafından desteklenen ve ordusuyla, düzeniyle henüz kuruluşunu tam olarak tamamlamamış bir halkın üzerine tam da patronlarının dediği şekilde hareket etmesi sebebiyle yaklaşık yüz yıldan fazladır, Türkiye ve Türk Dünyasına karşı yine patronlarınca bilenmiş bir halkın sözde önderlerince yürütülen bir vekâlet savaşının yinelenmesi olarak düşünüyorum.

Ermeni Devletini kuran elitlerin bugün 1815 yılından sonra Amerika’dan gelen misyoner örgütleriyle, yine İngiliz misyonerlerin ortak bir ürünü olarak özünde birbirleriyle hiçbir sorunu olmayan halkın Osmanlı zayıflayınca içten yıkılma araçlarından biri olarak tasarlanan ve bu tasarıda bölgeyi kontrol etmek, dizayn etmek üzere vekâlet savaşçısı olarak kullanılan bu halkın yüz yıllık pozisyonunun aklıselim Ermeni düşünürlerce de onaylanmaması benim dileğimdir, umarım yanılmıyorumdur. Öncelikle bu bölgede adı geçen milletler arasında Ermeniler 1. asırda dahi krallıkları olan kendi kültürleri olan ancak nüfus olarak asla çoğunluğu sağlayarak bölgeyi kontrol etme becerisi göstermeseler de tarihteki konumları itibariyle şu anki konumları göz önüne alındığında bu şekilde bir pozisyonu hak etmediklerini düşünüyorum. En nihayetinde bulundukları pozisyon son yüz elli yıldır değişmemiştir ve görevleri ne yazık ki kendileri bölgeden binlerce kilometre uzakta olan Amerikan, Fransız, İngiliz emperyalizminin aracı ve Türkleri ve Müslümanları hizaya getirme aracı olarak sopa olarak kullanılmak böyle kadim bir medeniyete yakışır mı? Unutulmamalıdır ki Ermeniler bu bölgelerde varlıklarını sürdürürken şu anda onları kullanan güçler tarih sahnesinde yoktu ve en babasının beş asırlık geçmişi varken, bu toplumda “ya durun bakalım, biz Türklerle niçin kavga ediyoruz? Malazgirt savaşı öncesinden başlayan son derece saygı dolu bir ilişki kurduğumuz bu milletle neden sürekli savaş halindeyiz ve bu savaş ne zaman ve neden başladı” diye soran birisi veya birileri yok mudur diye sorasım geliyor. Aslında cevabını bildiğim soruyu yine de soruyorum. Cevabını aslında biliyorum. Nedir cevap olsa olsa şudur: birçok bağımlı devlette olduğu gibi onları yöneten elitlerin de sahibi başka ülkelerdir de ondan. Bu düşmanlığın bir şekilde son bulması gerek. Ermeni düşünürlerin kendilerine şu soruları sormalarını beklemek kanaatimce fazla abartı değildir. Bu bölgede var sayalım ki Ermeni devleti toprakları içerisinde olsaydı yine terör eylemleri olmayacak mıydı? Bölgede var olacak bir devlet, zayıf olduktan sonra bağımlı olmaya devam etmeyecek miydi? Şu zamanın sömürge ulusları onları da sömürmeyecek miydi? Bu konudaki cevapları müspetse Avrupa’da yakın zamanda Yugoslavya’nın başına gelenlerden ders çıkarmalarını, o da olmazsa, Romanya, Macaristan, Slovakya gibi ülkeler arasında zaman zaman ortaya çıkan sınır problemleri azınlık problemlerinin nasıl sorun haline geldiğini, İspanya’da daha problemin tam olarak çözüme neden kavuşmadığını Ermeni düşünürlerin dikkatlerine sunmak isterim.

Türk olduğum için övünmüyorum hatta kötü bir özellik bile olabilir, Türkler tarih boyunca dış faktörler etkisinde kalmaksızın hiçbir millete dinlerinden ötürü baskı yapmamışlar hatta sınırsız hoşgörü gösteren nadir milletlerden biri olmuştur. Bugün Türk tarihini yazanlar direk olarak söylemeseler de tarihte üç kez Yahudileri (Hazar Türk İmparatorluğu, 6,7. yy, Endülüs’ten gelen Yahudilere koruma, 1498, en son 1930-1945’li yıllar arası masum Yahudilerin kurtarılması için olağanüstü bir çaba göstermiştir) birçok kez kurtaran, kol kanat geren Türkler Müslümanken de Müslüman olmadan önce de böyle bir kültüre sahiptiler ki 1071’den sonra yaklaşık Türklerle sekiz asır beraber yaşayan Ermeniler eğer ki başka bir milletin himayesinde ve gücün kesinlikle başkasında olduğu bir coğrafyada var olsalardı varlıklarını, kimliklerini bu zamana taşıyabilirler miydi? Örneğin İspanya’daki Müslümanlar yenildi, sonra ne oldu? Hıristiyan Dünyası Müslümanlara aynı hoşgörüyü gösterdi mi? Elbette hayır.

Irkımız ne olursa olsun kesinlikle seçimini yaptığımız üstünlük ya da aşağılanma vesilesi sayabileceğimiz bir özelliğimiz değildir. Bunu iddia etmek, bir Müslüman’a yakışmaz, aydına yakışmaz, bu kadar uzun zamandır bu konudaki kusursuz sicili ile farklı dinlere gösterdiği eşsiz hoşgörü ile de Türklere yakışmaz.

O halde ne yapılmalıdır? Çözüm Ermenilerin ve Türklerin ortak müştereklerde buluşması ve geçmişi bir kenara bırakmak her iki toplumun yararına olacaktır. Geçmiş sicili tertemiz iki millet bundan bin yıl önceki düşünce ve ittifak seviyesine gelmeleri her iki millete getirisi götürüsünden bu arada ağababaların çıkarlarına dokunacak ama her iki milletin yararına olacaktır… Yeter artık demek galipken bunu yapabilmektir. Bu bölgenin yaramaz çocuğu olmak Ermenistan devletine ve halkına bir şey kazandırmaz. Son yüz yılda kazandırdıkları ise ortadadır.

Ermenilerin sadık bir dost olabileceğini binlerce yıldır birlikte yaşayarak görmüş olmalıyız. Bu cümleye itiraz edenler çok olacaktır. Yıllardır Amerika, İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından aleyhimizde kışkırtılmaları bu onların kolayca kandırılabilir olduklarını kanıtlıyor. Çünkü yüz yıldan fazladır, Türk ve Müslüman dünyasını yine kendin dinlerine mensup insanlarca kullanılmaktalar. Bu da gerçek. Diğer gerçekse ne olursa olsun nüfuslarının bu bölgeye hükmetmek için asla yeterli sayıya ulaşamayacağı gerçeğidir.

Ermeniler dost ise ki 1071-1870 yıllarında kadar herhangi bir olaylarına rastlamak mümkün değildir! Millet-i Sadık’a denilen bu milleti sopa haline çeviren söz konusu ellerden artık onları almak gerekmektedir. Elbette geçmişte olanlar iç acıtıcıdır ancak ateşi yakanlar her iki taraftan da maşa kullanmışlar ve kullanmaya devam etmektedirler. Son savaşa harcanan para hem Azeri halkını hem de Ermeni halkını mutlu edebilirdi ancak birkaç devlet ve birkaç şirketi mutlu etti, emperyalist güçlerin fabrikalarının dişlilerini yağladı.

Mantık basittir. Kullanışlıdır. Derin düşmanlıklar inşa et, düşman olan halkları birbiriyle konuşamaz hale getir, ikisini de birlikte sömür.

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..