- Kategori
- Kültür - Sanat
Azerbaycan Notları - 2 "Şeki’ye Yolculuk Var"

Bakü’deki saygı ziyaretlerinden sonra 3 gün kalacağımız Şeki yolculuğu başladı. 2 araçla yola çıktık.
Ben, eşim Füsun, Nazile hanım, Ekber beyin kullandığı araca bindik. 525. Az. Gazetesi muhabiri Cavit Qadir ile, Şeki’ li şairlerden Akem Xaqan diğer araca bindiler. 4-5 saatlik bir yolumuz olduğu söylendi. Hiç sorun değildi. Şeki vardı ya yolun sonunda.
Oldukça heyecanlıydım. Annemin kızlık soyadı Şeki’ydi. Dayılarımın soyadları halen daha Şeki. Yüzyıllar önce savaşlardan, istilalardan ve daha bir sürü nedenden dolayı Türkiye’ ye göç edip Sarıkamış’a yakın Bardız nahiyesini yurt edinmişler. Şimdi Türkiye’nin her yanına dağılmış geniş bir sülale.
Ata dede yurduma gidiyordum. Ruhları dolanıyor muydu acaba buralarda? Beni görüyorlar mıydı? Kollarını açmış bekliyorlar mıydı acaba? “Coşkun, ne iyi ettin de geldin. Afferim sana!“ diyorlar mıydı? Kafamın içinde daha neler neler! Birden aklıma Nazile hanımın arka koltukta oturduğunu hatırlayınca kendime geldim. Acaba Nazile hanım kafamın içinde geçenleri görüp gülüyor muydu bana? Ne de olsa doktordu Nazile hanım hem de iç hastalıkları uzmanı bir doktor. Şaka bir yana Nazile Gültaç, dünya tatlısı bir insan. İyi bir Doktor olmasının yanında, iyi de bir şair. Bakü’ de yaşıyor.
Yıllar önce Türkiye’de bir şiir etkinliğinde tanışmıştık. Azerbaycanlı olduğunu öğrenince hemen tanışmak istemiştim.
İyi ki tanışmışız. Sayesinde, daha önce adını yakından bildiğim, bir kez de Kapadokya’ da bir etkinlikte karşılaştığım ancak tanışma fırsatı bulamadığım şair Ekber Qoşalı’ yla Bakü’ de buluşmuş, tanışmış, kendi arabasında Şeki’ye doğru sohbet ederek yolculuk yapıyorduk. Hem Nazil hanım hem de Ekber bey o kadar bilgili, dolu dolu insanlardı ki, yol boyunca dünya kadar bilgi edindim
Şairler şairi Bahtiyar Vahapzade’nin Şeki’ li olduğunu şair yazar dostum Cazim Gürbüz’ den duymuştum. Ve O’ nun “ Azerbaycan- Türkiye “ adlı şiirini de.
AZERBAYCAN - TÜRKİYE
Bir ananın iki oğlu,
Bir amalın iki qolu.
O da ulu, bu da ulu
Azerbaycan - Türkiye .
Dinimiz bir, dilimiz bir,
Ayımız bir, ilimiz bir,
Eşqimiz bir, yolumuz bir
Azerbaycan - Türkiye .
Bir milletik, iki dövlet
Eyni arzu, eyni niyet.
Her ikisi cümhuriyyet
Azerbaycan-Türkiye .
Birdir bizim her halımız—
Sevincimiz - melalımız.
Bayraqlarda hilalımız
Azerbaycan - Türkiye .
Ana yurdda - yuva qurdum,
Ata yurda könül verdim.
Ana yurdum, ata yurdum
Azerbaycan - Türkiye
Bahtiyar VAHAPZADE
“ Laleler” şarkısının da hikayesini Ekber dostumdan dinledim ve gözlerim yaşardı. Şarkının bir bölümü şöyle:
LALELER
Yazın evvelinde Gence Çölü’nde
Çıkıplar gene de dize laleler –.
Yağıştan islanan yarpahlarını
Seripler dereye güzel laleler –güzel laleler
Laleler laleler
Laleler laleler
1918 yılında Rus ve Ermeni zulmü altındaki Azerbaycan Türkleri’ni kurtarmak için gelen Enver Paşa’ nın kardeşi Nuri Paşa komutasındaki askerlere Gence’ye girerken yazılmış bir şiir “ laleler” Binlerce askerin başındaki kırmızı fesini şair laleye benzeterek yazıyor bu şiiri şair Telman Hacıyev.
Şeki’ye giderken yol üzerinde, bu askerlerden şehit olmuş birinin mezarını ziyaret ediyor ve dualar okuyoruz.
Şeki’ li bir başka ünlü ismi de Nazile Gültaç’ dan hayretle öğreniyoruz:” Şefika Ahundova” Türk Dünyasının ilk opera yazan kadın sanatçısı bir Şeki’li olan Şefika Ahundova. Türkiye’de severek dinlediğimiz “ Ellerini çekip benden / yarim benden gider oldun” ve “ Nazende sevgilim yadıma düştü “ gibi şarkıların bestecisi. Genelde söz yazarları ve bestekarlar belirtilmediği için tanıyamıyoruz bu değerleri.