- Kategori
- Güncel
Azizim nerde O eski Türkler !

İnsanoğlunun merkezinde kişilik, kişiliğin etrafında da değerlerden oluşan bir bütündür. Ve yaşamına değerleriyle yön verir. Geldiği soy da bir değerdir. Bizim değerimizde Türklük.
Türk demek Kayzerling dediği gibi “Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.” Demektir. Reformist Martin Luther ‘in dediği gibi “ Yarabbim büyük Türkleri bir an önce başımıza getir de, senin ilahi adaletinden onlar sayesinde nasiplenelim. “ demektir. Türk demek Hamilton ‘un tasviri ile “Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur. “ dedirtmektir. Ve yine Türk demek “Irk ve millet olarak Türkler, bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini, sosyal ve örfi faziletleri,tarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır.” - Alphonse de Lamartine (Fransız Yazar, şair ve Devlet adamı.)
Biz Türkler bu sözleri söyletebilirken bizim değerlerimiz, yaşayışımız, çizgimiz neydi ? Sadece Türklük için mi koşuşturuyorduk dünyada. Bir çağı açıp başka bir çağ açerken, Türklüğün namı yükselsin diye miydi savaşlarımız, fetihlerimiz, 3 kıtaya hükmetmemiz ?
Türklüğü biraz daha açalım, bizim değerlerimiz nelerdi ? Sadece ırkımızız mıydı yoksa ırkımız bir beden ; İlahi Kelimetullah nizamı ile tüm dünyaya Allah’ın adını götürmek, Hz. Ali'nin cesareti ile, Hz. Ömer’in adaleti, Hz. Ebu Bekir’in sadıklığı, Hz. Osman’ın hayası ve Hz. Peygamber efendimizn (S.A.V.) yaşayışını düstur edinip; insanlık, barış, sevgi, hoşgörü, iyilik, dürüstlük, cesaret, zalimin karşısında olma, mazlumun yanında olma, insanlara lider olma öncülük etme ruhuyla bedene hayat veren bizler değil miydik ?
Türk milliyetçiliği sadece bir beden milliyetçiliği değil bedenin ruhuyla birlikte bir canlı milliyetçiliğidir. Sadece ırkı ele alırsan Türklükten de uzaklaşırsın. Çünkü biz Türkler insanı insan olduğu için kabul etme olgusu içerisinde ele aldık. Yunus’un dediği gibi “ Yaradılanı severim yaradandan ötürü” felsefesiyle insanlara yaklaştık. İnsanları Türk ve Türk olmayanlar olarak değil, iyi ve kötü olarak ayırdık. İyi olana hakkını verdik, kötü olanında karşında durduk.
Hiç bir ırk diğer bir ırktan üstün değildir. Yaradılış olarak her insan eşit yaratılır üstünlük (kabulleniş, olağan üstü görme ) bünyenize topladığınız değerlerle üstünlüğü diğer toplumlar kendileri kabul ederler. Arzularlar ki bu milletin bünyesinde bulunalım ya da onlar gibi olalım. Üstün olarak doğmazsın üstünlüğü kazanırsın. Kibirle değil hoşgörüyle ya da mütevazilikle elde edersin.
Bizler de üstünlüğümüzü; Türklük kavramının içinde bulundurduğu ; Cesaret, mertlik, haya, barış, sevgi, hoşgörü, yardımseverlik, adalet, vefa, tüm canlılara değer verme, huzur gibi kavramları en güzel şekilde temsil ettiğimiz için, diğer milletler tarafından bize bahşedildi.
Milliyetçilik sadece bir kimlik kavgası değildir. Kimliğin yanında değerlerin kavgasıdır. Milliyetçilik noktasında Alparslan Türkeş’in müthiş bir sözü var. “Hepiniz birer Türk Bayrağı’sınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.” Nasıl ki bayrağımız üzerinde sembol olan bir bez parçası değil, kutsallık abidesi ise bizler de bayrak gibi kutsal olmalıyız. Bayrağın hakkını vermeliyiz. Milliyetçilik yaparken sadece bedenin değil bedenle birlikte ruha da sahip çıkmalıyız. Eğer bir ırkı yüceltmek istiyorsan ırkın değerlerini yücelteceksin. Eğer milliyetçilik yapacaksan değerlerinin de milliyetçiliğini yapacaksın.
Martin Luther şimdi sana soruyorum;
İnsanların birbirini ezme derdi olduğu, bir yarış haline girip hangi yollardan olursa olsun deyip ; hakdan adaletten uzaklaşmış biz Türklerden Sen hala söyler misin “ Yarabbim büyük Türkleri bir an önce başımıza getir de, senin ilahi adaletinden onlar sayesinde nasiplenelim. “ diye?
Ve kendimize soruyorum ; Biz o eski Türkler miyiz ? Biz kendimizden memnun muyuz ?
Mustafa ŞAHİN
facebbok/pslmustafasahin twitter/pslmustafasahin