- Kategori
- Babalar Günü
Baba

Hiç unutamıyorum. Unutmama da gerekmiyor zaten. Ben ölene kadar hatta torunu ölene kadar hep hatırlanacaksın. Her zaman hatırladığımda, ya da; hani size olmaz mı hiç böyle şeyler? Güzel bir mutlu anınızda, onun da yanınızda olmasını kuvvetle istediğiniz, ama bunun imkânsız bir şey olduğunu bildiğiniz halde, yinede kuvvetle istediğiniz zamanlar…
Bu imkânsızlık yüzünden, boğazınızın kuruduğunu, bir kabusunuzun gırtlağınıza çöküp sizi bunalttığı anlardır, gözyaşlarınızla rahatladığınız zamanlar. Çünkü ok yaydan çıkmıştır, bir kez daha geriye dönüşü yoktur ya… sizi sıkıp durur… Ölene kadar devam edecektir bu.
Çünkü bir başkadır “Baba” sevgisi… Özellikle yaşayamadıysanız, yaşarken ona, ne kadar sevdiğiniz söyleyemediyseniz… Maddi imkânsızlıklar yüzünden hep ertelemek zorunda kaldıysanız düşlerinizi, şimdi ele geçirsem diye, karanlıkları gündüzlere çevirip tekrar yaşamak istersiniz düşlerinizde. Bu böyle bir şey galiba…
Bu hiçbir zaman bitmeyecektir. Yaşadığınız mahalleye gidişte, onula ilgili yaşanmışları dillendiren komşuların, o günlere ait anılarını dinlerken bile, bitirilmemiş işlerin memuru olan kabusunuz, elindeki sivri bıçakla çoktan kalbinizi doğramaya başlamıştır.
Komşuların onunla ilgili anılarını anlatırken, gözlerindeki parıltıyla, o günlerin özlemleriyle karışmış, seni gördüklerinde dışa vuran “Keşke” mertebesindeki bakışlarından anlarsınız zaten, ne kadar müthiş bir “Baba” ya sahip olduğunuzu. Hüzünlü bir gülümseme yayılır Yüzünüze. Ve yarım kalmış yaşanmışların yüreğinize bıraktığı bir duygusal yoğunlukta dinlersiniz eski mahalle komşularınızın babanız hakkındaki anlattıklarını.
Hala anlatırlar üç arkadaşın, üç ucu kırıkların maceralarını. Ve mahallenin, bedava su tesisatçısını.
Bir hafta önceden giriyorsun daha o hüzünlü kavşağa. Birde üzerine depremsel bir keder binmişse omuzlarına, zor da kalkmışsan, ÖSYM deki görevini ifa etmeye, ve hala üzerindeki o baskıyı hissediyorsan bilmezlikten gelme isteğiyle…Ağlamak için bahane ararsında, sonradan telefondaki önce damadının, sonra kızının “Babalar günün kutlu olsun Baba” dediğinde, yüreğinden bir şeyler kopup gelmez mi, yürürken sokaklarda, gözyaşlarını yağmur zannedersin, “Keşke” dersin. “Şimdi burada olsaydı” Sarılıversem sımsıkı bir garantinin mutluluğunda…
“Günün kutlu olsun babacığım. Seni çok seviyorum. İçimdeki hasretlerimi gönderiyorum sana”