- Kategori
- Aile
Babalık zor zanaat!

Balık yemeyi değil, balık tutmayı öğreteceksin diyen adama hayranım!
Hanıma akşam tost yapmayı öğrettim!
Kahvaltıda uykunun en tatlı yerinde kalkıp tost hazırlamak kadar sıkıntı veren birşey yoktu. Çoğu kez elimi yüzümü bile yıkamazdım!
Dilimlenmiş ikili tava ekmeği kullanıyorum tosta. Kaşarını da bol koyarım. Ticari düşünmem olayı! Kafeterya tecrübem olduğundan işi iyi bilirim. Dilimlerin arasından eriyip taşacak kaşarı.
Şimdi çok rahatım! Kahvaltısını yaptırıyor, hazırlıyor okula götürüyor, akşamları da gidip alıyor Ertuğrul’u! Eskiden ben gider alırdım!
“Yoldan iyi geçin ha!” Diyorum her gidişlerinde!
Uyarmak babalık görevim!
Dünyanın en zor işidir babalık! Ben böyle üç çocuk yetiştirdim, bu dördüncüsü! Ama bir de bana sorun! Yarı ömrümü yediler!
En son dayanamadı hanım da.
“ Şu tost işini de ben üstleneyim. Yoruluyorsun. Evimizin direği olarak yazık günah sana!” Dedi.
Ben de iyi dedim!
Kaldı derslerine yardımcı olmak!
Akşam çok kızdım.
“Oğlum!” Dedim. “Ne bu kadar ders ? Öğretmenin bizi de yeniden okutuyor herhalde! Yarın gelip soracağım ona! Bize de karne verecek mi?”
Hanım araya girdi.
“ Tamam ben bakarım! Sıkıntı çıkarma şimdi”
“Sen karışma! Eğitim benim işim hanım!”
Aslında hanımların da okuyup öğrenmesine açık olmalıyız diye düşünmüştüm! Ortaçağ karanlığından çıkmamızın en önemli yolu hanımlarımızın kültürünü artırmaktan geçer!
Bunu yarın söyleyeceğim hanıma! Yolunu akşamdan açtım!
“Hanım, düşündüm de çocuğa sen yardımcı olsan derslerinde! Ana dili, ana dersi önemli biliyorsun!”
Bayılacak!