Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mayıs '16

 
Kategori
Özel Günler
Okunma Sayısı
179
 

Bağırarak anneler günü demeyin ne olur!

Bağırarak anneler günü demeyin ne olur!
 

Komşu annenin yüreği yanıyor.


BAĞIRARAK ANNELER GÜNÜ DEMEYİN NE OLUR!

Bir reklam var hani; şu sıralar yaklaşan anneler gününe has, tüm kanallarda her reklam kuşağında fıldır fıldır dönen! Gerçi onlarca var her özel günü ve haftayı fırsat bilip yapılan benzer reklamlar. Bu reklamda bir anne, bir evlat olan Gülben Ergen soruyor annesine: -Anneciğim anneler günün de sana ne hediye alayım diye. Anne: -Bana en güzel hediye sensin, senin sağlığın evladım diyor.

İçim acıyor. Ülkemde anneler günü demekten utanıyorum artık. Çünkü ardı ardına şehit haberleriyle yanan analara, bugün anneler günü nasıl denir ki? Nasıl söylersiniz bir anneye en güzel hediye evladının sağlığı, varlığı diye.

Ben anne olarak evlatlarımın gözlerine her baktığımda bu reklamları izlerken, sağlıklarına da dua ederken nedense çok acı çekiyorum. Suç işliyormuşum da gözlerimden anlayacaklarmış gibi geliyor bana. Hakim olamıyorum içimde ki bu korkunç ifadenin ben de yarattıklarına.

Her gün dua ediyorum, bundan evvel de dua ederdim, evlatlarımı ilk kucağıma aldığımdan andan beri oysa. Sağlıkları, varlıkları, huzur ve gelecekleri için. Bir anne bunu yapmazsa asıl şüphe duyarsınız ister istemez anneliğinden.

Fakat her ana haberin ardından, başka bir annenin alev almış yürek acısı benimde yüreğimi yakıp parçalıyor adeta. Aldığınız her nefes için şükrettiğiniz o günlerin ardından, şimdi neredeyse utanıyorsunuz, harammış gibi geliyor aldığınız her nefes başka bir anne böylesine büyük bir yürek acıyı yaşarken.

Yaşamın gerçekleri git gide daha da korkunç haller alıyor ülkemde… Ve ben bundan birkaç yıl evvel evlatlarımın geleceğini düşünürken Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşını model yapıyor; onlara tasarrufu, vatan toprağının değerini, paylaşmayı, aklı ve bilimi, barışı, lokmayı katık etmeyi, aileyi, sevgiyi kısacası her şeyi öğretmeye çalışıyordum. Peki, şimdi çocuklarıma ülkemin doğusunu- güney doğusunu nasıl anlatacağım? Bu toprakları, bu topraklardaki gelmiş geçmiş kardeşlik bağlarını, nasıl bir arada mücadele ettiğimizi beraber koyun koyuna şehitliklerde yatan atalarımızı nasıl anlatacağım. Neyin uğruna bu sıralar şehit verdiğimizi, bu şehitlerin nereler de katledildiklerini, hangi stratejik savaş planları yapıldığını tarihe geçecek bu katliamı nasıl adlandırıp da anlatacağım?

 Akrabalık bağlarıyla bağlı dahi olabileceğimiz, olduğumuz; adına savaş bile diyemeyeceğimiz bu devasa karmaşayı nasıl adlandırıp da anlatacağım? Geçin  tüm bu söylediklerimin üstünden ve şu ana gelin;  şimdiye, annelere bu Pazar bu günü  anneler günü nasıl diyeceğiz? Evlatlarımıza elimizi uzatırken öpmeleri için, varlıklarıyla ve sağlıklarıyla en büyük hediyeyi alan biz anneler, perdenin arkasından bakan, evladını şehit veren komşuda ki anaya ne diyeceğiz Allah aşkına (! ?)

Ben içimden yavrularımın sağlık ve varlıklarıyla her dakika dua ediyorum, lütfen bağırarak kanallarda bu Pazar anneler günü demeyin ne olur!

Bağırarak anneler günü demeyin ne olur, sessiz ve içinizden.  Komşu annenin yüreği yanıyor.

Çiğdem Timur bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Doğru ya. Analar son 10 yıldır acılardan kurtuldu mu? Sayı ile kendimize gelelim. Acılar, katlanarak arttı. Artık bu dönemde, safsatalar yaratmayalım. Her kesim, bu önemli yazıyı dikkatle okumalı. Her satırı manidar. Analar adına, şehit evladı olmamasına karşın, acılı yazdı.o duyguyu yüreğinin derinliklerinde hissetti. Anlayın ki, ana yüreği taşıyan yazarımız, bütün acılı anaların yüreği oldu. Ve şimdi de haykırıyor. Safsatalara girmeyin. Analar günü eksik olsun bu büyük acılarımız varken diyor. Haklı değil mi?

Muzaffer Cellek 
 04.05.2016 10:53
Cevap :
Neleri kaybettik, onurumuzu kaybetmemek için savaştığımız günlere verdiğimiz değeri ve o zamanlarda bu günlere ermek için canlarını veren şehitlerimize duyduğumuz minneti... Peki ne kaldı, onurumuz bu saydıklarımızdan oluşmuyor muydu. O halde Sayın Cellek'in dediği gibi gelecek de tekrar sevgi ve güzel duygularla yeniden kutlayabileceğimiz Anneler günü olsun tek kaybettiğimiz. Tekrarı ve yenisi yeniden mümkün olabilecekleri değil de telafisi mümkün olmayanları koruyalım ve onlara sahip çıkalım.Ülkemin geleceği,evlatlarımızın geleceği zor durumdayken gerisi hakikaten boş. Hassasiyetiniz şu sıralar ülkem insanına en lazım olan şey ve akılcı çözümler..  06.05.2016 19:45
 

Sevgili Yazarım, duygu yüklü bu güzel yazınızı gözyaşları içinde okudum. Aynen ben de sizin gibi hiçbir kutlamayı hak görmüyorum kendimize. Zira çok zor günler içindeyiz ve gelecek günlerden endişeliyim.Umarım bütün bunlar geçer ve Barış dolu günler gelir diyeceğim ama bir hayal gibi geliyor bu söylediklerim.Sevgi ve selamlarımla

GOKOYA 
 04.05.2016 10:40
Cevap :
Emin olun ben de yazarken gözyaşları içerisinde yazdım. Bir gün geçmesin ki bir şehit haberi ile içim acıyor.Bu zor günleri de yaratanın suçlusu benmişim de altından nasıl kalkılır acaba düşüncesi ile kendimle hesaplaşmaya giriyorum. Hayır işi için de olsa düzenlenen etkinliklere dahi katılırken suç işliyormuşum hissiyatına kapılıyorum. Ülkem hakikaten büyük bir sınavdan geçiyor. Barış kan dökmeden kazanıldığında medeniyeti yakalayacağız ama.... İlgi ve alakanıza teşekkürler ediyor. Tüm vatandaşlarımızı da aynı hassasiyete çağırıyorum.  06.05.2016 19:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 23
Toplam yorum
: 19
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 116
Kayıt tarihi
: 09.02.16
 
 

Zonguldak da doğdum,  Bartın'lıyım,Evli, iki erkek çocuk annesiyim. Büyük oğlum Türkçe öğretmeni, k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster