​ Bağlıca’nın sorunu biter mi? / Ankara / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '17

 
Kategori
Ankara
 

Bağlıca’nın sorunu biter mi?

Bağlıca’nın sorunu biter mi?
 

Ünü Başkent dışına taşan Bağlıca büyürken beraberinde talepleri ve sorunları da getirmekte. Kolay değil, yılların, yüzyılların yerleşim alanı Bağlıca köyünden, yaşam alanı Bağlıca’ya dönüşmek. Önceleri köy, sonrasında işçi mahalleleriyle bir döneme damgasını vuran Etimesgut. Bağlıca bölgesinde sakin bir köy yaşantısı sürerken, eteklerinde, sırtlarında bisikletleriyle vakit geçirmeye, oyunlar oynamaya gelen Anadolu’nun işçi çocukları.

Elbette bu çocukların, oyun arkadaşları da olur bölgenin yerli yağız çocuklarından. Kavgada ederler, çocuklukta kavga etmeyen var mı? Yaşam kavgasına alışma dönemleridir çocukluk kavgaları, kin tutulmaz. Yıllarda geçse bölgenin kavga bitmez aslında. Yaşam kavgasıdır, modern ve en iyi hayat sürme şekline kavuşma kavgasıdır bu. O Anadolu çocukları büyümüştür, onların çocukları, torunları yine buradadır. Modern çağda, modern şekilde yaşamak isterler.

Sokakların pırıl pırıl temiz, geceleri ise aydınlık olmalarını isterler. Vasıta beklerken, yaslanacakları ağaç duldası yoktur artık. Toplu ulaşım aracını, yahut çağırılan taksiyi, çocuğun servisi beklenirken durakların kabinleri sığınma yeri olur. Vasıtası veya toplu taşıma ile ekmek kavgasına giderken, rahat etmek ve ekmek teknesine zamanında varmak ister.

Şehir insanı her şeyini saat ile yapar ve planlarını buna göre uyarlar. Besmele ile çıktığı evinden, Bağlıca’nın meşhur trafiğinde yaradana isyan etmek zorunda kalır. Karanlık sokakta ürkütücüdür, bazen tehlikeli de olabilir, yanıltır insanı; ister vasıtanla ol, ister yaya. Düşünün, aracınızla seyir halindesiniz Bağlıca’da. Yol aniden bitiveriyor. Bir anlık şaşkınlık, ne yapacağını bilememe duygusu o an tavan yapar. İşte bu durum da Bağlıca’da var.

Özetlersek; Bağlıca’nın düzenli trafiğe, sokak lambalarına ve durak kabinlerine ihtiyacı var. Bağlıca adına elzem olan bu saydıklarım arasında bana göre en önemlisi, otobüs durak kabinleridir. Genç insan bir şekilde idare eder, fakat yaşlılar için bunu söylemek mümkün değil. Dileğimizdir ki; yetkililer sesimizi duyar Bağlıca’nın sorunlarına çare bulurlar.

Saygı görmeyi kendinde aramalı insan

Nezaket kuralları çerçevesinde yaşam sürmek kimileri için sıkıcı olabilir. Nezaket derken, illa ki şive değişikliği ile gerçekleşen tutumu kast etmek doğru olmaz. Konuşma diksiyonu ve güzel Türkçe kullanamayanlar insanları nezaketsiz veya kaba diye yaftalamak yanlıştır.

Kibarlık, düzgün bir konuşma ile asla olmaz. Türkçeyi güzel kullanamayan veya yöre şivesi ile konuşanları nezaketsiz diye tanımlamak aşağılık bir duygudur. Ha birde, inceleceğim diye Türkçenin katilleri var. Bunlara da bir şeyler söylemek istiyorum. Kibarlaştığınızı sanıyorsunuz ama, Türkçeyi duman ediyorsunuz.

Bu gruptaki insanların konuşmasına da sanırım plaza Türkçesi denmekte. Neyse. Kafanız karıştı değil mi, soruyorsunuz da aklınızdan; “acaba bu yazıda ne demek istiyor?” Zaten bu köşede yerim dar, sizi de fazla yormayacağım, mevzuya bodoslama dalacağım. Aslında en başta anlattıklarımla, bu satırlardan sonra anlatacaklarım biraz farklı gelebilir size.

Konular birbirine yakın olunca, bari ikisi de aradan çıksın istedim. Kimi insanlar vardır ki; karşısındakiyle kabaca konuşup, her türlü terbiyesizliği yaptıktan sonra zeytin yağı gibi üste çıkarlar. Belki de, o kişinin –kendisine göre- yanlışından dolayı böyle davranmıştır.

Bu durum; konuşmasıyla, hitabıyla karşısındakinin ayıbının önüne geçebilir. İncinmemek ve incitmemek adına, saygıyı kendinde aramalı insan. Eğer biri size yanlış yapar ise, önce bir durun. Düşünün. Acaba ben ne yaptım ki bu gelişmeler yaşandı diye sorgulayın. 

MEHMET POYRAZ

Bağlıca Life Dergisi, Mart 2017 (Ankara)

 
Toplam blog
: 11
: 272
Kayıt tarihi
: 13.03.15
 
 

Gazeteci - Yazar, Ankara ..