​ Bahar kokardı talebe / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Haziran '11

 
Kategori
Şiir
 

Bahar kokardı talebe

Dilim söyleyemedi, yüreğimdekileri. 

Bir sızıdır kaldı içeride 

İrine bulanmış yara gibi. 

 

Ben hani iyi bir insanım ya 

Hani hiçbir kötülük geçmez ya içimden. 

 

Yalanmış bu hepsi bu yalan. 

 

Bilmezdim ki bu kadar öfke ve kin duyabileceğimi. 

Güldüm geçtim kimi zaman,  

Kimi zaman duymadım bile. 

Kötü söz kendine aittir söyleyenin dedim 

Kimi zaman da dalga geçtim evet ben öyleyim dedim. 

 

Kendi yalanıma kendim inanmışım. 

 

Hani insan yerine koyup da vermeyecek olsalar ceza 

Bir sıkımlık canı var ellerimde. 

 

Penisilin istedim doktordan, kurutsun irini diye. 

Olmaz dedi hekim başı, olmaz. 

Onulmaz bu yara ilaçla. 

 

İnce hastalığa yakalandığında eskiden 

Hemen Süreyya Paşa’ya inzivaya. 

Çamların altında, tertemiz bir hava. 

İlaçlar, ilaçlar ilaçlar. 

Eğer geçmiyorsa ciğerdeki yara eksik kalmıştır tedavi. 

Bir merhem mi yoksa şurup mu veya iğnemiydi eksik kalan. 

 

Geldi hekim başı, baktı göstergelere. 

Eksik yok dedi talebelere. 

Herşey tastamam. 

Sordu öğrenci, “peki neden iyileşmiyor bu yaralar”? 

Gün görmüş, babacan tavrı ile sordu hekimbaşı: 

“evlat dedi, var mı ziyaretçin”? 

 

Baş önde, kafa iki yana sallandı 

Çukurunda saklanacak daha fazla derinlik olmadığından 

Oraya sığını vermiş olan kara gözler buğulandı,  

Öne doğru eğerken başını, çarşaf ıslandı 

Gayya kuyusundan gelen iki damla ile. 

 

Hüzüne büründü talebeler. 

Bu genç yaşta sonbaharını yaşayan bu çelimsiz beden içinde kopan çığlıkları duyunca. 

 

Hekimbaşı, okşadı yavaşça öne eğilen başı. 

Çenesinden tutup kaldırdı ve dikti gözlerini gözlerine. 

“evlat dedi, var mı yakında bir tanıdık”? 

“evci gönderiyim seni hafta sonu” dedi. 

 

 

 

Bir kez daha düştü başı öne. 

Sırılsıklam oldu bu sefer, göğsüne süzülen yaşlarla pijaması. 

Bakmayın öyle pijama dediğime, adı öyle anılmış. 

Yoksa ne pijamaya benzer üzerinde ki ne de bir başka giyisiye. 

Yıpranmış olabildiğince, delikler açılmış yıkanmaktan, parça parça. 

 

Yetiştirdi talebelerden biri bir parça kağıt mendil. 

Tutuşturdu eline ve okşadı saçlarını şefkat ile. 

Saçlarından ayak parmaklarına kadar yayıldı sıcaklık. 

Kan yürüdü vücudunda. 

Başını kaldırırken, soluk yüzüne kan geldi. 

 

Gözleri değdi gözlerine. 

 

“hocam” dedi talebe. 

“ben, misafir ederim onu hafta sonu” 

 

Süreyya Paşa’nın ruhuna bir müjde ulaştırdı melekler. 

“ey kul, dinle. Dinle bak sen müjdelendin Cennetle”. 

 

Hekimbaşı, talebesine baktı ve bir de ona. 

“tedaviye devam kızım” dercesine başını salladı. 

 

Bir talebe, bir hasta. 

Süreyya Paşa’da 

 

Kangrene benzer onulmayan ciğer yarasına ilaç. 

 

Ve sonra 

Kurudu cigerindeki irin. 

Yüreğinde bahar. 

Ama bu sefer ilk bahar. 

Bahar kokardı çünkü talebe. 

 
Toplam blog
: 71
: 606
Kayıt tarihi
: 18.12.08
 
 

1967 Yakacık doğumluyum. H.Ü. Edebiyat Fakültesi'nde 2 yıl öğrenimden sonra İ.Ü. Arkeoloji ve San..