- Kategori
- Doğa Sporları
Bakırköy-Kadıköy-Moda günlük bisiklet gezisi
Bugün günlerden 07-10-2011 Cuma... Yol arkadaşım ile haberleştik. Kendimizi fazla yormadan kısa bir tur yapalım dedik. Arkadaşım Rota' yı çizdi ve saat 17.00 gibi yola çıktık. Gecikmemizin sebebi ise arkadaşımın bisikletinde vites problemi olmasıydı ama halledildi.
Günlük turlarımızı her gün yapmamızın sebebi, 12-10-2011 tarihinden sonra on günlük bir maraton turumuz planlandı, kondisyon eksiğimizi tamamlamaya çalışıyoruz.Bu yüzden sıkı bir antrenman yapmak zorunluluğumuz var.
İstikametimiz ilk önce Eminönü oldu. Kilometrelerimizi ayarlayıp, sıfırladıktan sonra, Bakırköy'den sahilden deniz kenarı boyunca pedallayarak kırk beş dakikada vardık. İstanbul Belediyesi çok güzel bisiklet yolu yapmış. Her taraf ağaçlık ve yeşillik. Piknik alanları geniş bir alana yayılmış. İnsanların hafta sonları hoşça vakit geçirebileceği yerler düzenlenmiş, hizmete sokulmuş.bakına bakına ortalama bir hızda yol aldık.Vardığımızda biraz bisikletçiler çarşısında eksiklerimizi tamamlamak için durduktan sonra tekrar yola koyulduk.
Karaköy iskelesinden, Haydarpaşa-Kadıköy vapuruna bindik. Yoldaşlarımızı ( Bisikletlerimizi) emniyete aldıktan sonra, biz de boş bir yer bulup otourduk. Akşam vapuru sefası içersinde çaylarımızı içmeye başladık.
Bu arada fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedim.
Karaköy limanına demirlemiş olan muhteşem " Marianna " yolcu gemisi göz alıcıydı. keşke o gemide bizde olsaydık.
Çaylarımızı içtikten sonra, arkadaşıma böyle bir poz verdim. arkada kısmen görünen" Marianna "yolcu gemisi.
Kendisi de bir poz verdi. Şapkasını da düşmesin diye tutuyor. malı kıymetli değil ama başı üşümesin.
Bu arada Topkapı sarayını çekeyim dedim. Biraz karanlık olmuş ama yine de güzelliği ile büyülüyor gece gece.
Haydarpaşa ya varmak üzereyken, bizde hazırlıklarımızı yaptık. Kask, eldiven ve gözlüklerimizi taktık. Garın fotoğrafını çekmeyi bu sefer başardım. Samsung makinam ufak diye yanıma almıştım. Resimler böyle çıktı ne yapalım.
Bir kez de tam iskeleye yanaşırken çektim. Bu biraz daha güzel oldu. Bu Gar' a bayılıyorum. Tarihi var...
Vapurumuz iskeleye yanaşmasına yakın hurra bir koşturmaca başladı. Bu ne kardeşim, acelen ne, henüz iskeleye bile tam yanaşmamış, atlayıp geçiyorlar. Bir de o kadar ikaz ediyorlar. Anlayan yok. Aman bir an önce gideceğim yere varayım diye düşünüyorlar. Halbuki tehlikenin farkında değiller koca insanlar. Tahta iskelenin kurulmasından sonra en son olarak biz çıktık. Doğru Gar'ın içine girdik. Amacımız Tren sefer ve tarihlerini öğrenmekti. Bize uygun olanları not edip oradan ayrıldık.
Sahil yolunu takip ederek kıyıdan kıyıdan Kadıköy'e vardık. Çok kalabalık.İnsanlar işinden dönüyor. Koşturmacalar. Bir yandan da seyyar satıcıların çığırtkanlığı.Dolmuş, minibüs, otobüs bekleyen insanlar.Biz hemen kendimizi Fast food caddesine attık.Bir an önce bu kalabalıktan kurtulduk. Acıkmıştık. Ne yiyelim diye düşünürken hoooppp elimizden birisi tutarak bizi masaya oturttu. Bir baktık ki kokereçci. Hem de ünlü Mercan... Eh dedik madem oturduk, yarımşar ekmek arası kokareç söyledik. Ben de bu olayı fotoğrafladım.Arka planda şapkalı görünen yol arkadaşım.Garson da çıkmış, poz veriyor...
Tadı damağımızda kalarak yemeğimizi yedikten sonra Altıyoldan çıkarak, modaya doğru sahil kenarına pedalladık. Hayret! Henüz vakit erken olmasına rağmen in cin top oynuyor. Kimsecikler yok. Halbuki yaz olsa bu saatte buralarda oturacak yer bulamazsın.Bizde yine sahil boyunca, mis gibi deniz havası alarak,ağır bir tempoda zevkini çıkara çıkara Kadıköy iskelesine kadar sürdük.
Jetonları mızı alıp, içeriye girdik. Ama bu ne...! Benim hatam yüzümden Beşiktaş vapuruna binmiş olduk. Halbuki biraz ileride Karaköy- Eminönü iskelesi var, oradan binmemiz gerekiyordu. Neyse, bir kaç kilometreden bir şey olmaz diye düşündük. Tabi yol arkadaşım vapurda hemen cezamı kesti. Çay ısmarladım. tavşan kanı gibi derler ya..İşte öyle. Vapur hareket ettikten sonra, denklanşöre tekrar bastım. Bu manzara ortaya çıktı.
Çabucak Beşiktaş'a gelmiştik bile... Hiç acele etmeden vapurdan indik. Bir baktık ki hemen iskelenin sağında ufak ama şirin bir çay ocağı..Bir kaç iskemle atılmış. İş dönüşü yorgunluk çaylarını yudumlayan insanlar...Biz de durur muyuz , hemen oturduk bir yere, boğaz havası alarak çaylarımızı içtik. Ama bu arada da yorulmuştuk. hava güzel olmasına rağmen hafif bir serinlik vardı yine de...
Artık hızlanmamız gerekiyordu. Fazla oturmadan hareket ettik. Dolmabahçe'ye vardığımızda saat kulesinin önünde durduk..Bu güzellik karşısında birbirimizi fotoğrafladık.
Bir poz da benden diyerek, arkadaşımda hemen denklanşöre bastı.
Vakit ilerliyordu, bizler hala pedal çeviriyorduk. Trafik çok sıkışıktı.Zaten ne zaman saat 21.00 dan sonra Ortaköy-Bebek istikametine girsen, kımıldayamıyorsun. Ben bu tarafikten gerçekten bıktım. Arabam var binmiyorum. Ama bisiklet üzerinde, tarafik falan boş işler.Pedallayıp bir an önce gidiyorsun.Fındıklı-Tophane-Karaköy-köprüden geçerek Sirkeciye vardık sonunda. Sirkeci Garından Halkalı banliyö trenine bindiğimizde yüzümüzde bir mutlulıuk vardı. Yine bir İstanbul Turunu sonlandırmak üzereydik. Az kalmıştı.
Bakırköy' e varır varmaz hemen evime telefon edip, eşime çay demlemesini söyledim. Yol arkadaşımla ayrılma noktasına geldiğimizde, bir daha ki tur da buluşmak üzere vedalaştık. Ben mutluydum, huzurluydum. Ama, günlük antrenmanımı yapmış,stresimi atmış, biraz yorgun bir şekilde evime vardım. Bir sonraki turumuzda görüşmek üzere esen kalın.
Saygılarımla,
Genel toplam km: 30.03 - Ortalama hız: 16 km - Bisiklet kullanım süresi: 2.35.33
Güzergah: Bakırköy-Eminönü-Karaköy-Haydarpaşa-Kadıköy-Moda-Kadıköy-Beşiktaş-Fındıklı-Tophane-Karaköy-Eminönü-Sirkeci-Bakırköy