Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

01 Ağustos '10

 
Kategori
Siyaset
 

Barış ve Demokrasi Partisi

Barış ve Demokrasi Partisi
 

Bu sevgi çiçeğidir.Sadece Ankara nın bir bölgesinde yetişir.Umarım bir işe yarar


BDP yeni kurulmasına karşın yeni olmayan, uzunca bir zamandır en azından savunduğu söylemler açısından varlığını koruyan ve tuhaf bir şekilde hep ayni şeyleri söyleyip , benzer veya ayni kişiler tarafından yönetilen bir parti. Siyasi tavrını kendi oluşturan, buna dayanan politikalarında oluşturulmasında emek olan, söylem ve eylemleri tutarlı bir görüntüyü vermiyor ve hiç bir zamanda vermedi. Genelde BDP üzerinde iki farklı baskı unsuru var ve özgür, bağımsız bir siyasi parti yerine daha çok temsil ettiğini iddia ettiği bu baskı guruplarının sözcüsü durumunda. Acı olan bunların yanlış veya uygulanamaz olduğunu söyleyemeyecek kadar çaresiz.

BDP nin savunduğu siyasi görüşler üzerindeki en etkin kişi, İmralıdaki, kendini kannat önderi zanneden kerameti kendinden menkul hükümlüdür. Bu zatın kürt olayının çözümüne ilşkin ortaya attığı birbirinden çılgın ve yasal olmayan, uygulama kabiliyeti de olmayan görüşler, partinin yönetim kanadı ve milletvekillerinin tamamı tarafından tartışmasız kabul edilmekte. Hareketin önderi olduğu ve affedilmesi gerektiği her fırsatta dile getirilmektedir.

Bir başka baskı gurubu, bölgedeki belediye başkanlarıdır. Bu gurup doğrudan pkk nın etkisi altındadır ve arasıra İmralıdaki zatla ters bile düşebilmektedirler. Sıkça yaptıkları herbiri görevden alınmaları için yeterli açıklamalar, tuhaf bir şekilde ara sıra BDP yönetimini dahi zor durumda bırakmaktadır. Örneğin Diyarbakır'ın kendine göre karizmatk belediye başkanının Tuncelideki bir panelde yaptığı açıklamalarda, özerklik istediklerini ayrıca kendi bayraklarını kullanmalarının ne sakıncası olduğunu, Doğu Karadeniz, Batı Karadeniz nasıl özerk yönetime kavuşacaksa Kürdistanında özerk olacağını açıklamıştır. Bu açıklama Başta Anayasanın 3 üncü maddesi olmak üzere bir düzine yasanın ihlalidir.

Son baskı gurubu pkk dır. Elinde silah tutan bu tür olaylarda herzaman bir güç oluşturur.pkk da bu güçü etkin biçimde kullanabilmektedir. Karayılan en son BBC ye yaptığı açıklamada, TC nin silah bırakması durumunda onlarda kendi silahlarını Birleşmiş Milletler gözetiminde bırabileceklerini açıklamıştır.Vatandaşı oldukları bir ülke aleyhine silahla kalkışan ve üs olarak, hiç kimsenin kontrolünde olmayan bir bölgeyi seçen birini BM in neden muhatap olarak alacağının açıklaması ise hukuki statüsü, terör örgütü lideri olan bu kişi tarafından yapılamamıştır.

Peki BDP ne istiyor? Bu sorunun cevabını, Parinin resmi internet sitesindeli demokratik özerklik ile ilgili talepler dizisinde bulabiliriz. Buna göre;

*Türkiyenin mevcut Anayasası ve yerel yönetimleri Halkların özgürlüğünü karşılamamaktadır. Yeni Anayasada etnik kimlikler dikkate alınarak 20-25 dolayında bölge meclislerinin yasama ve yürütmeyi üslendiği bir yapı oluşturulacaktır.

*Bölge meclisleri, yasama görevi yapacak, icra sorumluluğu ise her bölgede kurulacak yürütme kurullarınca yürütülecektir. Her bölgede kendi renk ve sembollerin kullanıldığı Bayrak kullanılacak, eğitim kendi lisanlarında yapılacaktır. Bölge meclisleri, güvenlik, mali konular politika, eğitim dahil aşağı yukarı her konuda karar alacaktır. İl valileri hem merkez yönetimin hemde bölge yürütme kurulunun kararlarını uygulayacaktır.

*Demokratik özerklik, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile uyumludur ve TBMM tarafından onaylanmıştır. Bu doğru değildir. TBMM bu şartı, 3723 sayılı yasa ile tamamına muhalefet şerhi koyarak onaylamıştır. Koyduğu şerhlerin hepsi mevcut yasalarla uyumludur. Ayrıca AB ülkelerinin tamamına yakını da benzer şerhler koyduklarından kimse TBMM ne itiraz edememiştir.

Bu saçmalıklar dizisi böyle sürüp gidiyor. Parti yöneticilerinin, İmralıdaki zatın, karayılanın konuya ilişkin açıklamalarını beraber okuduğunuzda ortaya çıkan hiç te masum demokratik özerklik, demokrasi isteği özgürce yaşamak falan değildir. Tersine talep tam anlamıyla devlet olmaktır. Adına ister Kürdistan deyin ister özerk bölgeler deyin istek budur. Bu arada pkk nın Amanoslarda eylemleri sadece akdenize bir çıkış koridoru açmakla ilgilidir. Ancak bu noktada bir ufak incelik vardır. BDP, Türkiyenin muhtelif bölgelerinde yerleşmiş Kürt kökenli T.C. vatandaşlarının bağımsızlık(özerklik) istedikleri yerlere dönmelerini istememektedir. Bölgesel meclisler adını taktıkları bu saçmalığın arkasında durmalarının sebebi de budur. Amanoslardaki eylemlerin sebebi de budur.Bu arada bir mucize olup ta isteklerine kavuşsalar, insanlar üzerinde oluşacak, moda deyimiyle, mahalle baskısının hangi güç tarafından engelleneceği hiç açıklanamamıştır..

Üretilen milli gelirin paylaşılmasına gelince, 2010 yılının ilk altı ayı sonuçlarına gör, Bölgedeki 22 ilde, devlet gelirleri toplamı 1.8 Milyar TL, genel bütçeden aktarılan 8.8 Milyar TL dir. Bu miktar 2009 un tamamında 4 milyar TL.gelire karşı aktarılan 20.4 Milyar TL.olmuştur. Tabi bu arada pkk tarafından yakılan yol makinaları, tahrip edilen kamu kuruluşları, okullar ve alt yapı tesisleri hesaba dahil değildir.

Genel seçimlerde alına oy oranlarına gelince, BDP ve ondan önce gelenler, hatta bağımsız olanlar Türkiye genelinde %6 dan fazla oy almamışlardır. Yerel seçimlerde bazı illerde %60 lara varan oylara gelince, nasıl ve hangi baskıyla verildiği pek belli olmayan bu türden oyların herhangi bir kıyas bazı oluşmamaktadır. Büyük bir kısmı tepki oylarıdırve genel seçimlerde tekrarlanması olası değildir.

Sonuç olarak bir tesbit yapıp bir temel soruyu sorararak mesleyi kapatabiliriz.

BDP İmralıdaki hükümlünün ve pkk nın baskısı altındadır. Demokratik Özerklik adı altında ortaya atılan görüş bir bağımsızlık talebidir. Neredeyse her mahallesinde şehitler olan ve nüfusun yaklaşık %90 nı oluşturan sessiz kitle, devlet geleneğine Anayasa ve yasalara olan saygısından şu an için öfkesini sergilememekte ancak gelen her şehit homurtuları arttırmaktadır. Demokratik özerklğin diğer bölgelerde yaşayan 60 milyon insan tarafından kabul görmesi ve uygulamanın başlanması her şeyden önce yürürlükteki Anayasaya ve terörle mücadele ve yerel yönetimler yasasına göre mümkün değildir.BDP, pkk ve imralıdaki hükümlünün tek tutamağı, terör baskısıyla ve uluslararası baskıyla köklü bir değişiklik isteğidir. Bunu kimse kabul etmez kimsede yemez. Sadece daha çok kan dökülür ve sonuçta İmralıdaki hükümlüde, pkk da fanatik BDP destekçileride üzülür.

O zaman temel soru şudur, BDP nin aykırı talepleri nasıl uygulamaya konacaktır ve bunu kim kabul edecek, içine sindirecektir.

 
Toplam blog
: 89
: 321
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..