- Kategori
- Siyaset
Barışa mı, bölünmeye mi?

BARIŞA MI, BÖLÜNMEYE Mİ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Ak Parti'ye yeni kredi veriyoruz. Sorunu çözün' demiş.
Oyunu yine doğru okuyamadınız gibi gözüküyor, Sayın Kılıçdaroğlu. Bir an önce satranç veya briç oynamaya başlamanızı tavsiye ediyorum. CHP olarak kendi içinizde bir anlaşma sağlamadan, parti tabanının yani parti için çalışacak sahadakilerin sesine kulak vermeden AKP ile başa çıkamazsınız. Bence sorun için önerdiğiniz akil adamlar vardı ya, bir an önce partinizin içindeki (henüz varlarken) akil adamlara bir danışın. Lideri olduğunuz parti, bu ülkenin kurucusudur ve kendi politikasını üretebilir. Yeter ki, elindeki kadrolar iyi kullanılsın.
CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Meclis’te gazetecilere yaptığı açıklamada İmralı ile müzakere sürecini değerlendirdi: "Sayın MİT Müsteşarı Hakan Fidan, “Öcalan PKK için halen kült bir lider” açıklaması yapmış. Son dönemin konjonktürüne baktığınızda Öcalan’ın sıfatının değiştiğini görüyoruz. Daha önce ‘bebek katili’ olan adının bugün bir sevgi kelebeğine, Kürt liderine dönüştüğünü izliyoruz. Sayın MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Öcalan PKK için halen kült bir lider açıklaması yapmış. Devletin bir görevlisinin Apoizmin ideologlarından birisi kesilmesini hayretle karşıladığımı belirtmeliyim."
Demek ki neymiş, CHP’de kafa karışıklığı devam ediyor. Aslında bu karışıklık Sayın Baykal istifa etmesi-ettirilmesi sürecinden beri var. Son zamanlarda Sayın Muharrem İnce’nin susturulduğunu veya dinlendirildiğini görüyoruz. Bir yerlerden ikaz mı aldı acaba? Son zamanlarda sokağın veya parti tabanının nabzını tutmak, Genel Başkana rağmen bazı açıklamalar yapmak Tarhan’a düşüyor.
Başbakan Erdoğan, Gabon, Nijer ve Senegal'i kapsayan Afrika turu kapsamında Gabon'un başkenti Libreville'ye hareketi öncesinde bir soru üzerine: "Ana muhalefet partisi diyor ki: 'Kredi veriyoruz'. Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerede kaldı gayrıya himmet ede... Sen nereye kredi vereceksin, sen krediye muhtaçsın. Hangi krediyi vereceksin?"
Aldın mı cevabını Sayın Kılıçdaroğlu? Başbakanın bu konuda sıkıntılı olduğu belli. Yapacağı bir hatanın siyasi hayatını bitireceğini biliyor. Fakat olası bir başarıdan da Kılıçdaroğlu’na pay vermeye de niyeti yok. Yine de adımlarını atarken CHP’ye ihtiyacı var. Bu millet, terörist başı yakalandı diye rahmetli Ecevit’i iktidar yaptı. Şimdi, salıverme, ev hapsi, başka cezaevi vb. herhangi bir gelişme, %50 falan dinlemez, bırak Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığını bile unutmak zorunda kalabilir. DTP Başkanı Demirtaş, "Müzakereciler eşit şartlarda değil. Başbakan İmralı’ya gidemeyeceğine göre, İmralı’nın şartlarını iyileştirmek…" mealinde bir konuşma yaptı. Daha ne desin, şimdilik ev hapsi demedi. Görüyor musunuz sayın Başbakan ver, ver doymuyorlar.
"Madem İmralı'ya ziyaret sıklaşmıştır, terörist başına gitmek kutsallaşmıştır. O İmralı teröristi sizin olsun. Biz de Silivri'ye gidip terörle mücadelede muazzam bir görev yapmış İlker Başbuğ'la en kısa sürede kucaklaşacağız."
Bu nasıl karşılaştırma Sayın Bahçeli. Sizce Sayın Başbuğ teröristin ikamesi mi? En yaygın taban örgütü olan, bir ülkü etrafında buluşanların hareketi olan MHP’nin söyleyeceği bu mu olmalı? Eğer Sayın Başbuğ’un ve diğer subayların haksızlığa uğradığını düşünüyorsanız, bugüne kadar neredeydin diye sorarlar adama.
Hükümetin bu sorunu 10 yıldır iyi yönetemediği ortada. 2002 yılında AKP iktidara geldiğinde, terör bitmek üzereydi. Küçük marjinal gruplar dışında neredeyse dağda kimse kalmamıştı. AKP iktidarına verilmiş çok büyük bir destek ve halkın onlardan beklentileri vardı. Eğer o gün müzakere yapacağını ve bugün zorunlu olarak verdiği bazı hakları hayata geçirip masaya koysaydı, terör çoktan bitmişti. Fakat AKP hükümeti de, arkasındaki büyük halk desteğine karşın, kendinden önceki iktidarların hatasına düşmekten kurtulamadı.
Neydi o hata?
Çok başarılı askeri operasyonların sonucunda, ‘tamam bu işi askerler bitirdi, artık siyasi ve kültürel olarak bir şey yapmama gerek yok’ diye düşünülmesi. PKK’nın verdiği kayıplara bakarsak, TSK bu mücadelede gerçekten çok başarılı. PKK’yı birkaç kez sayıca yok etmiş, fakat siyasi iktidarlar dağa çıkışı engelleyemediği veya engellemediği için hep başa dönülmüş.
On yılı aşkın süredir bu kadar güçlü bir iktidar, çok partili döneme geçtiğimizden beri başka kimseye nasip olmuş değil. Peki, hükümet bunu nasıl kullandı? Bence bu konuda sınıfta kalmıştır. Eski bazı hesapları kapatmak, bütün devleti ve milleti kendi inançlarına göre dönüştürmek, bazı çevrelerden intikam (evet, resmen intikam) alabilmek için harcadıkları mesainin yarısını bu konuya ayırsalardı şimdi çok daha farklı şeyler konuşuyor olabilirdik. 10 yıl önce, bugün verilmiş olan tavizlerin bir kısmı yapılsaydı belki de sadece ülkemizin değil, Kuzey Irak, Suriye hatta İran’ın bile konumu bu gün çok farklı olabilirdi.
İktidarın kafa karışıklığını, bu konuda bir planları olmadığını gösteren son birkaç aydaki başlıkları hatırlayalım:
- ‘Biz olsaydık, o’nu asardık…’
- ‘Terörist başı ile görüştüğümüzü söyleyip ispatlamayan ‘şerefsizdir’…’
- ‘Terörle mücadele, siyasetle müzakere…’ (şu andaki müzakerelerin aktörleri arasında siyasi bir oluşum var mı?)
- ‘Teröristle kucaklaşanın dokunulmazlığını kaldırmazsak, bu millet bizi affetmez…’
- ‘Kaldırmazsan şerefsizsin…’
- ‘Genel Kurmay Başkanı bizim gözümüzde onbaşıdır…’
- Kendisinin atadığı ve beraber çalıştığı eski Gen. Kur. Bşk.nın terör örgütü kurmak ve lideri olmakla suçlanması ve tutuklanması…
- Açlık grevini terörist başının bitirmesi…
- Çoğunluğunu ömrünü terörle mücadeleyle geçirmiş, genelde ABD çıkarlarına uygun davranmadığı görülen subayların hapishanelerde çürümeye terk edilmesi…
- ‘Biz görüşmüyoruz, devlet görüşüyor…’
- ‘Teröre taviz yok, sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz…’
- ‘Sonuna kadar savaşa hazırız…’
- ‘Defol git Esed!...’
- ‘Ne kredisi, sen krediye muhtaçsın…’
- ‘Ana muhalefet CeHaPe her zamanki yıkıcı tavrını ortaya koymuştur. Ülkemizde olan olumlu gelişmelere engel olmak bunların başlıca görevidir…’ (Bu cümleyi ben uydurdum. Eğer Kılıçdaroğlu ‘sürece destek veriyoruz’ demeseydi, hükümetin kullanması muhtemel cümlelere örnek olması için yazdım.)
Sonuç olarak, 1983 yılından beri yapılan hatalar bu iktidar zamanında da devam ede gelmiştir. Düşünün bu terör sorunu fiili olarak kaç yıldır başımıza dert? Yaklaşık 30 yıl. AKP kaç yıldır iktidarda? 11 yıl. Bu terörün üçte birinden fazlası AKP iktidarında olmuş yani. Her şeyi yapabilecek meclis gücü var mı? Var. Kendisini engelleyebilecek Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi, Yüksek Yargı, Muhalefet ve Asker gibi herhangi bir mazereti var mı? Yok.
Öyleyse?
Ankara’nın kafasının karışık olduğu kesin. İmralı’nın ise gelişmeleri ellerini ovuşturup beklediği kesin. Evine girip çoluk çocuğunu öldüren bir katille, evine bir daha girmesin diye pazarlık etmeye kalkarsan, üstündeki iç çamaşırdan olabilirsin. Sonuçta millete nasıl hesap vereceklerini düşünüyorlar. Bu süreç bizi BARIŞA MI, BÖLÜNMEYE Mİ? götürecek.
Sizce?