- Kategori
- Kişisel Gelişim
Başarı-sız
Hayat yolculuğunda sosyolojik ve psikolojik etkenler, bu etkenlerin beslediği eğitimler kişilik yapımızın oluşmasında etkili rol oynamaktadır. İyi, kötü, ayıp kavramları bu süreçlerde öğrendiğimiz kavramlardır.
Suçlu bir ailede yetişmiş ve suça alıştırılmış bir çocuk için yaptığının garip bir tarafı yoktur. Taklitle öğrenme hayatına başlayan bizler, ailemizden ve sosyal çevremizden aldığımız pozitif ve negatif telkinlerle yaşamı kavrıyoruz. Bunun en iyi örneklerinden biri ayıp kavramının sosyal statüye göre değişkenlik göstermesinde görebiliriz. Anadolu kültüründe, büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atmak hoş karşılanmıyor iken, Avrupai kültürde gayet normal gelmektedir. Çocuklarımızı eğitirken başarabileceği üzerine telkinde bulunuyor olmamız çocuklarımızın geleceğine fayda sağlayacak mücadele edebilme becerisini kazandıracaktır. Aman düşmesin, sen yapamazsın gibi telkinlerle büyüttüğümüz çocuklarımızın büyüdüklerinde neden mücadeleci olmadıklarının sebebini biraz da kendimizde aramalıyız. Hayat yüz metre yarışı olmadığına göre, çocuklarımızı maraton için hazır hale getirmeli ve onlara yol gösterici olmalıyız.
Başarısızlığın da bir öğrenme süreci olduğunu öğrenmeleri bir sonraki hamleleri için ders çıkarmaları önemlidir. Başarısızlığın başarıya bir adım daha yaklaşmak olduğunu öğrenmeleri gerekir. Edison’un ampulü bininci denemede bulduğu düşünülünce ve kendisine bu sorulunca Edison’un verdiği cevap çok güzeldir. ‘’Ben ampulün nasıl yapılmayacağına dair 999 deneme yapmış oldum’’ şeklindedir. Lütfen çocuklarımıza ve kendimize başarısızlığı kötü olarak anlatmayalım. Bugün istifade ettiğimiz pek çok icat ve buluş başarısızlığa rağmen başarı için çalışan insanların sayesinde olmuştur. Uğraşıp başarısız olmak hiç uğraşmamaktan iyidir ve uğraşıp da başarısız olan çok az kişi vardır. Bunlar muhtemelen başarılı olacaklarına zaten inanmamışlardır.
Sağlıcakla kalın