​ Başarılı bir öğretmenlik üzerine düşünceler (İkinci Bölüm) / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '11

 
Kategori
Eğitim
 

Başarılı bir öğretmenlik üzerine düşünceler (İkinci Bölüm)

Başarılı bir öğretmenlik üzerine düşünceler (İkinci Bölüm)
 

Öner Samanlı;"Herkes birbirine bir şeyler öğretir, yanı sıra da bir şeyler öğrenir." EĞİTİM HABER


"Öğretmenin daha iyi yapılabilmesi ve öğrenmenin de kolaylaştırılması”  

İKİNCİ BÖLÜM 

BAŞARILI BİR ÖĞRETMENLİK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER 

ÖĞRETMEN İLE ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİ 

Birinci bölümün Özeti:  

Öğretme insanoğlunun bir yeteneğidir. Bu nedenledir ki, öğretme yeteneği evrensel bir uğraştır. Herkes birbirine bir şeyler öğretir, yanı sıra da bir şeyler öğrenir.  

Bu makale, "Öğretmenin daha iyi yapılabilmesi ve öğrenmenin de kolalaştırılması”nın sağlanması amacıyla kazanılmış bilgilerimize yıllar içerisinde elde ettiğimiz deneyimlerimizi de katarak, daha iyisi nasıl sağlanabilir düşüncesiyle oluşturulmuştur. 

‘Öğretme’nin daha iyi yapılabilmesinde temel başlangıç, “nasıl daha etkili yapılabilir” sorusunun sağlıklı yanıtlanabilmesidir. Bu yanıtı verebilecek temel kapasite de, “öğreten” de saklıdır. Öğreten önce bireyin sonra herkesin etkisini arttırarak, toplumsal eğitilmişlik, öğretilmişlik etkisinin ve modelinin ortaya çıkmasını sağlayacak vazgeçilmez bir insan özgesidir. 

Türkiye’nin bugünkü, tarihi, turistik, doğal, madensel, tarımsal, hayvansal, yer üstü ve yer altı tüm coğrafik zenginlikleri göz önünde bulundurduğumuzda, bu denli yüksek ekonomik varsıllıkları bulunan bir ülke(miz)de geçmiş gelecek penceresinden şöyle bir bakıldığında, 1923 - 2010 süreci sonralarındaki dünya çıtasındaki yerinin ABD yahut Çin’in statik, ekonomik, dinamik ve sosyal argüman değerlerinin çok üstünde olması gerekmekteyken, somut durum bunun tam tersidir. 

Eğitimdeki öğretmenlik eğitimi sonrası, gerek devlet ve gerekse de özel okullarda eğitimcilik yapan öğreticilerin birçoğunun olması gerekli, "Öğretmenin daha iyi yapılabilmesi ve öğrenmenin de kolaylaştırılması” yetisinden kesinlikle uzak olduğu ‘öngörümüzü’, sürekli bu yazımız ve öncelerinde dillendirmiş bulunuyoruz. 

Başarısızlığın kesin nedeni, "Öğretmenin daha iyi yapılabilmesi ve öğrenmenin de kolaylaştırılması”nda, icracı siyasi hükümetlerce yanlış yolların izlenmiş olmasındandır. 

(Birinci bölümden devamla) 

Öğretme-Öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. Öğretmedeki amaç, öğrencilerin büyümesi ve gelişmesi, geliştirilmesidir. 

Bugünkü Milli Eğitim politikalarında, birçok öğretmen tarafından kullanılan ve okul idareleri tarafından belirli kurallar zinciri dahilinde empoze edilen öğretme yöntemleri, öğrencilerin bağımlı, gelişmemiş ve çocuksu kalmalarını sağlamaktan ileri gitmeyen ilkel bir eğitici ve öğretici sistemdir. Diğer bir anlatımla, çağın öncelerinde geçerli iken, günümüzde geçerliliğini ve vizyonunu yitirmiş olan bir eğitim öğretim modelinde ısrarcılıkla eski yol ve yöntemlerin devamının sağlanılmasıdır. 

ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ İÇİN ETKİN BİR MODEL NASIL 

Öğretmenler okuldaki ve öğrencilerdeki sorunlarından dolayı düş kırıklığına uğrayabilir ya da sorunun çözümünde etkisiz yahut da başarısız görülebilir. 

Eğitim yöntemlerinin geliştirilmesi üzerinde yapılan akademik çalışmaların ortak bulguları kendilerini yeterli görmeyen öğretmenlerin öncelikle kendi eğitimlerine öncelik verdiklerini ve bir gelişim süreci aradıklarını ortaya koymaktadır. 

Birçok öğretmenin, üniversitelerimizdeki uzmanlık, yüksek lisans, doktora benzeri izlence formasyonlarına katılmalarının, akademik alandaki yol alışlarının sayısal çoğunluğuna bakıldığında bunların tümü öğretebilme arzusunda bulunan bu kişilerin kendilerini aşma çabalarını ortaya koyabilmektedir. 

Birçok ileri ülkede bu gibi uzmanlık eğitimine yönelen öğretmenlere devlet çok büyük destek verebilmekte, bu kişileri öğrenim harçlarından muaf tutmakta, ders saatlerini sıfıra kadar düşürerek maaşlarını ödemeye devam ederek, branşlarında en iyilerin ortaya çıkabilmesine destek verebilmektedir. Oysa ülkemizdeki bu durum asla ve asla bu tür desteklerin bırak yakınında bulunmayı, köstekleyici özellikler içermektedir. Kendi gelişimini kendi bütçesi ile geliştirmeye razı olan bu tür kişilerin, uzmanlık eğitim öğretimi alacakları okulların bulundukları merkezlere tayinlerinin yapılmayışı, okul yöneticilerinin ders programlarında kolaylaştırıcı değil zorlaştırıcılığı ortaya koyması bu öğrencilerin akademik formasyonları sürecinde en çok dillendirdikleri sıkıntıları arasında bulunmaktadır. 

Milli Eğitim stratejistleri de, bu yaklaşımları ve uygulamalarıyla, başarılı bir eğitimci modelinin ortaya çıkmasına (özde) engel bir gizli görüntü içerisindedirler.  

Özellikle 1960 ve sonrası, devam eden yıllardaki merkez sağ ve aşırı sağ hükümet iktidarları süreçlerinde, din (siyasi yandaş olanlara destekli) alandaki eğitim ve öğretim modellerine ve öğretmenlerine her türlü sosyal ve finansal destekler, dış ülkelere açılımlar, akademik yönlendirmelerin tüm destekleri arayış içerisinde olunmaksızın verilmiştir. 

Oysa, laik ve demokratik Cumhuriyet taraftarı olan eğitimcilere ise bu fırsatların önleri bir şekilde haklı mazeretler veya yetersizlikleri gerekçe gösterilerek yasaklanabilmiştir. Bu durum günümüzde de aynı imtiyazı bakış ve uygulamalarla devam ettirilmektedir. 

İYİ ÖĞRETMEN TANIMLARI ÜZERİNE 

Çağdaş öğretmenlik sistemi içerisinde yer alan bilimsel Öğretmenlik formasyonu sağlayan akademik çevrelerce günümüzde geliştirici ve hedef eğitilecek kitleler üzerinde etkin (söz sahibi olabileceği kesin) eğitimcilerin yetiştirilebildiği uzmanlık alanları tabiî ki bulunmaktadır. Ancak bu donanımların kazandırıldığı öğretmenler, sonuç itibarıyla kendilerini yönetenlerin yönetsel boyunduruğu altında girmek zorundadırlar. Bu yönetim kadroları ise siyasetin piyonlarıdırlar. Bu piyonların sürekli beklentileri ise, sadakat ve hizmet esaretlerinin karşılığında bir üst yada daha üst makamlara gelebilmek arzusudur. 

DEVAMI 3. BÖLÜMDEDİR 

 

Prof.Dr Öner SAMANLI 

ANKARA – 2011 

 

SÖZDE DEĞİL ÖZDE, ROZETTE DEĞİL YÜREKTE,  

TÜRKİYE VE DÜNYANIN EN KAPSAMLI ATATÜRK SİTESİ  

KURUCU EDİTÖRÜ 

http://www.ataturksitesi.com 

 

E-BİLGİ İÇİN: siyasetgundemi@hotmail.com 

 

Yazarın Dipnotu: 

Milliyet Blog sayfalarımdaki yazı ve resimlerim, Yazar ismi ve Link verilerek alıntı yapılabilir. 

5846 sayılı, FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU Telif Hakları Yasası kapsamındadır. 

Yazılarımın tüm telif hakları, “CUMHURİYETÇİ ULUSAL HAREKET” adına, http://www.siyasetgundemi.com aittir. 

 

 
Toplam blog
: 295
: 3087
Kayıt tarihi
: 22.08.08
 
 

Prof.Dr. Öner Samanlı, yıllarını eğitim ve öğretim faaliyetlerine adamış, birçok bilimsel makalen..