- Kategori
- Kişisel Gelişim
Başarmaktan Korkarsan
Hadi canım! İnsan hiç başarılı olmaktan korkar mı? Tam tersine, bir hedefe ulaşamamaktan, yetersiz kalmaktan, başarmamaktan korkar, kaçınırız değil mi? Öyle değil işte. Sıklıkla bahsedilmese de başarmaktan korkmamız ve kaçınmamız çoğumuz için başarısızlık kadar yaygın bir kendimizi sabote etme yoludur.
Bunun pek çok nedeni, çekirdek inancı olabilir. En yaygın olanları da;
- Kendimizi başarıya layık görmemek, bunu hak ettiğimize inanmamak
- Başarıyı sürdürebilir kılmayı zor belki imkansız görmek
- Başarının daha fazla sorumluluk, daha ileri bir noktada yeni hedefler getireceğini düşünerek kendimizden ve başkalarının bizden beklentilerinin daha da yükseleceğinden endişe etmek
- Kendi başarı tanımımız yerine genel ve dış dünya başarı tanımlarına göre hedef belirlemek ve bunun sonunda gerçek bir doyuma ulaşamayacağımızı içten içe bilmek
Başarı korkusuna verdiğim en somut örneklerden biri spor dünyasındandır. Bazı sporcular vardır, şampiyon olur, altın madalya alırlar ve o noktada bırakırlar. Bazıları vardır üst üste şampiyonlukların tadını çıkarır, arada daha alt seviyelere düşer ve sonuna kadar spor yaşamını deneyimler. Bu kişiler marka olduğunun farkındadır, veda ettiğinde hangi takımda, ligde, kaçıncı olduğunun hiçbir önemi yoktur. Onun için önemli olan yarışta, oyunda olmaktır hatta sonrasında koç olarak da devam edebilir.
Agatha Christie’nin başarmakla ilgili çok sevdiğim bir sözü vardır. Der ki; “Çoğu başarı mutsuzdur. Bu yüzden başarı olarak nitelendirirler, dünyanın fark edeceği bir şeyi gerçekleştirerek kendi haklarında güven tazelerler ”.
Gerek koçluk, gerek kişisel markalaşma çalışmalarında danışanların başarı hikayelerine odaklanılır. Burada önemli olan genel bir tanım ve dışarıdan başarı olarak görülen olay ve sonuçların paylaşımı değildir. Kişi kendisi bu sonucu, hedefi başarı olarak tanımlamıyorsa, daha da önemlisi bu onu tatmin etmiyorsa bunun pek bir anlamı yoktur. Bu nedenle öncelikle başarının onun için ne anlam ifade ettiğine ve bu tanıma uyan, onu mutlu eden hikayelere yoğunlaşılır. Sonrası için de hem başarı korkusunun üstesinden gelmek hem de mutlu yeni başarılar için bu anlam temelinde yeni hedefler belirlenir.
“Başarılarınızı paylaşın, anlatın, onlarla kucaklaşın, gurur duyun” demek eksik ve kişiye özel temelden yoksun bir yaklaşımdır. Başarıya ulaşmak kadar onunla nasıl hissettiğimiz de önemli ve değerlidir. Dikkat edin, başarılarıyla tatmin olanlar sürekli yapıp ettiklerinden bahsetmez bile. Agatha’nın dediği gibi dışarının fark etmesini, onaylamasını beklemez buna ihtiyaç duymaz. Sadece yaşar ve yapmaya, başarmaya devam eder.