​ Başbakanın Türk olmakla derdi ne? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '13

 
Kategori
Siyaset
 

Başbakanın Türk olmakla derdi ne?

Başbakanın Türk olmakla derdi ne?
 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti başbakanının Türklükle bu kadar uğraşması, akıl alır şey değil doğrusu...


Gün geçmiyor ki, sayın başbakan, Türklüğü önemsizleştirmeye, anlamsızlaştırmaya çalışan bir söz söylememiş olsun.

Türk olmakla gurur duyanlar sayın başbakana göre fena halde ırkçılık yapıyor. Oysa Anadolu Coğrafyasında, tarihin hiçbir döneminde, ırkçılık yapılmamıştır. Tabi bunu bilmek için de Türk Tarihi'nden haberdar olmak gerekir.

Aksine, Türkler, 1000 yıllık vatanları Anadolu'da, özellikle Osmanlı döneminde fukaralık içinde bırakılmış, sahibinin başka milletler olduğu coğrafyalar, özellikle dönme - devşirme sadrazamlar eliyle abad edilip, modern, zengin yörelere dönüştürülürken, Anadolu, Türkler, bir tek harp zamanlarında, savaşmak, hatta ölmek için, yanlızca savaşacak asker gerektiğinde; hatırlanmışlardır.

Türklerin Türklüğü, 620 yıllık Osmanlı tarihi boyunca unutturulmaya çalışılmış, Türk olanların üzerine yamalı, eğreti bir Osmanlı elbisesi giydirilmeye çalışılmıştır.

Buna karşılık, koca Osmanlı Coğrafyası'nda, Türk olmayanların, başta milliyetleri olmak üzere hemen hemen hiçbir şeylerine dokunulmamıştır.

Türkler, hemen hemen dünyada bulundukları her coğrafyada etkin olan nüfusların, baskı, zulüm ve asimilasyon çabalarıyla karşılaşırken; Türk Coğrafyası Anadolu'da en başta Kürtler olmak üzere, hiçbir etnik unsur, baskı, şiddet ve zulme uğramamıştır. Böyle bir zulme uğradığını iddia edenler, olsa olsa, biz Türklerin engin hoşgörüsüne, vefasına, kadir şinaslığına haksızlık etmiş olur.

Fatih Sultan Mehmet döneminden başlayarak, Osmanlı'yı yönetenler, sırf karşılarında güçlü bir Türk yönetici sınıfı oluşmasın diye, sadrazamlık makamını Köprülü ailesi türünden bir iki istisnai durum dışında, dönme - devşirme yöneticilere teslim etmiştir.

Buradan iddia ediyorum ki, dünya üzerinde hiçbir millet ,büyük Türk milletinin bin yıllık vatanı Anadolu'da uğradığı zulüm ve haksızlığa uğramamıştır.

Osmanlılar zamanında Anadolu'nun Türk yurdu olmasını, Türk yurdu kalmasını sağlayan Yunus Emreler, Karacaoğlanlar, Hacı Bektaş Veliler olmasa, belki de Anadolu, Türk yurdu olmaktan çoktan çıkmıştı.

Orhan Gazi zamanından başlayarak neredeyse tüm valide sultanların dönme - devşirme olduğu göz önüne alınırsa, hangi Osmanlı padişahının ne kadar Türk olduğu apayrı bir tartışma konusudur. Bu konuya şimdilik girmeyip ilerleyen günlerde bu konuda da bir yazı yazacağımı söylemekle yetiniyorum.

Anadolu Coğrafyası'nda yaşayan Türkler, özellikle Osmanlı döneminde, çok büyük haksızlıklara uğramıştır. Buna karşılık, Türkler, ne geçmişte ne de bugün faşizan bir ırkçılığın yemsilcisi olmamıştır. Büyük Türk Milleti'nin, bu özelliğiyle de gurur duyuyorum.

Malum... Devir, Kürt Milliyetçiliği devri... Devir, Türk Milliyetçiliği'nin gericilik, Kürt Milliyetçiliği'ninse, ilericilik, demokratlık diye yutturulmaya çalışıldığı, at izinin it izine karıştığı, bulanık suda balık avlayanların, yurdumda fink attığı, çalgı çalıp çengi oynattığı devir... 

Devir, 100 yıldır inatla, ısrarla, hırsla unutturulmaya, saptırılmaya, çarpıtılmaya çalışılan Atatürk Milliyetçiliği'nin yerine, ümmetçiliği ve ne idüğü belirsiz bir Neo Osmanlıcılığı yerleştirme devri...

Devir, demokrasiyi araç olarak kullananların, Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni dönüştürmeye, ılımlı bir islam ülkesine çevirmeye çalıştıkları, zifiri karanlık bir devir; ne yazık ki...

Devir, " Daha çok demokrasi! Daha çok insan hakları! " naraları arasında, bu büyük devletin, adım adım bölünmeye, parçalanmaya dolu dizgin sürüklendiği, bu ülkeyi ölesiye sevenlerin, tarifsiz acılar çektiği bir devir...

Devir, bir milleti bir arada tutan en temel unsurun dil olduğunu bilenlerin, bitmek bilmez bir azimle, anadılimizi yozlaştırmaya, bu topraklarda, başka başka dilleri de ana dilimiz yapmaya çalıştığı, tarihin akışının ölesiye tersine zorlandığı, yaşanmış ve yaşanacak tüm Türk Tarihi'ni yeniden dizayn etmeye çalışan, Türk düşmanı fırsatçıların devri; ne yazık ki...

Bu toplumu, artık 100 yıl gerimizde kalan ümmetçilik anlayışına alıştırmaya çalışanların, geri döndürmeye çabalayanların Allah'ın günü, Türklükle uğraşmasını, doğal karşılamak gerekir herhalde...

Türk olmaktan gocunan, "Türküm" demekten bile ısrarla kaçınanların, Atatürk'ten ve onun bu ülke için yaptıklarından utananların, Atatürk Milliyetçiliği'nden habersiz, kendi milletine de, milliyetine de Fransız kalanların, güya bu ülke hayrına! bugünlerde, alalacele yaptıklarını ibretle izlemek lazım... 

Tüm bu gerçekler göz önüne alındığında... İktidara geldiği günden beri ağzından "Türk Milleti " ifadesini bile duyamadığım bir başbakanın, Türk olmakla bu kadar uğraşmasına, Türk olmaktan bu kadar rahatsız olmasına, Türk olmaya bu denli kafasına takmasına hiç de şaşırmamak lazım herhalde...

Başbakan dahil, hiç kimse Türk olmakla övünmek, gurur duymak zorunda değil... Herkesin dünya görüşü, siyasi duruşu, yaşam felsefesi en önce ve sadece kendisini ilgilendirir.

Ancak... Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne başbakan olmuş bir insanın Türklükten bu derece rahatsız olması, her gün Türklük ve Türk Milliyetçiliği üzerine yeni yeni olumsuzluklar dile getirmeye çalışması, hiç de anlaşılır bir durum, hiç de şık gözüken bir düşünce ve davranış biçimi değil...

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..