- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Basın Bayramında içeride ne kadar gazeteci var?

Bu gün 24 Temmuz Basından sansürün kaldırılışının 103. yıl dönümü…
1908 yılında ikinci Meşrutiyet ilan edilip, basın üzerindeki sansür kalkınca, gazeteler ve gazeteciler kendilerini daha özgür hissettiler.
Gazeteciler bu günü ‘Basın Bayramı(!)’ olarak kutluyorlar…
Sansürün kaldırılış yıllarına baktığımızda; her ne kadar o günlerde ‘Sansür’ varsa da, içeride gazeteci yokmuş!
Ne bayram ama…
Böyle bir bayramı kutlarken, içeride ne var yok diye şöyle bir göz atalım mı?
Bu gün ülkemizde 6’sı hükümlü toplamda 68 gazeteci cezaevinde çile dolduruyor.
İşte o gazetecilerden bazıları:
Nedim Şener: Ergenekon kapsamında tutuklu! Silivri Cezaevinde.
Ahmet Şık: Ergenekon kapsamında tutuklu! Silivri Cezaevinde.
Mustafa Balbay: Cumhuriyet gazetesi eski Ankara Temsilcisi. İkinci Ergenekon davasından tutuklu yargılanıyor. Silivri Cezaevi’nde, aynı zamanda milletvekili!
Tuncay Özkan: Kanal Biz televizyonunun sahibi gazeteci! İkinci Ergenekon davasından tutuklu yargılanıyor. O da Silivri’de.
Erol Zavar: Odak Dergisi sahibi ve yazı işleri müdürü, Sincan 1 No’lu F Tipi Cezaevinde hükümlü olan Zavar aynı zamanda mesane kanseri tedavisi görüyor.
Vedat Kurşun: Azadiya Welat gazetesi eski yazı işleri müdürü, yazdığı haberlerden dolayı 166 yıl 6 ay hapis cezası aldı.
Hasan Coşar: Atılım gazetesi yazarı Coşar, ‘yasadışı örgüt yöneticisi’ olduğu ve ‘yasadışı örgüt propagandası’ yaptığı iddiasıyla 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Doğan Yurdakul, Müesser Yıldız (Oda TV): Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındılar, Silivri Cezaevi’nde yatıyorlar.
68 gazetecinin dışında, bir süre içeride tutuklu kalıp, dışarıdan yargılanan 25 gazeteci daha mevcut. Her an için içeri alınabilir. Davaları sona ermiş ancak temyiz başvurusu nedeniyle ve ertelemeden dolayı 29 gazeteci daha her an mahkûm olabilme korkusuyla bekliyor.
Ülkemizde medya kuruluşları ve çalışanları hakkında şu anda açılmış 2000 dava bulunmaktadır.
Bir tarafta yargılanan gazeteciler, bir yanda da yargılayan gazeteciler(!) var. Örneğin Fenerbahçe, önce gazeteci olduğunu söyleyen, bir yerlerden aldığı emre göre hareket eden tetikçiler tarafından yargılanıp, linç edildi! Bu gazeteci olduğunu söyleyenler kendileri hakkında dava açıldığı zaman kıyameti koparırken, kendileri başkalarını yargılarken, mesleklerini yaptıklarını sanıyorlar.
Ancak bu tip gazeteci(!)ler her ne hikmetse üç-beş yüzyılla yargılanırken, içeri bile alınmıyorlar. Sonunda da beraat ediyorlar. Onların yargıladıkları ise kamuoyu nezdinde mahkûm olduklarından dolayı, suçunu bile bilmeden, yıllarca içeride yatabiliyor.
Bu yargılamaların içinde en zararlısı ve büyüğü, gazetecilerin yaptığı yargılamalardan sonra, kurumların ve insanların onursuzlaştırılması!
Neyse; biz yinede insanların özgürce haber alışverişine katkı yapanları, olaylar ve insanlar üzerinden yorumda bulunanları, gece gündüz demeden, insanlara haber ulaştırmaya çalışanların bu gününü kutlayalım.