​ Başkan mı? Başbakan mı? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '11

 
Kategori
Siyaset
 

Başkan mı? Başbakan mı?

Başkan mı? Başbakan mı?
 

Başkan da olsa, başbakan da, aynı fikir ve aynı zihniyetle yönetmeyecek mi ülkeyi? Ne farkedecekki?


Evet... Biliyorum ben de güzel halkım. Protokolde cumhurbaşkanımızın en üstte olduğunu. Ancak Türkiye'yi de başbakanı yönetir; dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi. 

Hemen yazının başında kendi fikrimi söylüyorum sana güzel halkım: Ben başkanlığa sonuna kadar karşıyım.Çünkü: 

- Dünyada başkanlık sisteminin tam ve düzgün olarak işlediği bir tek ülke var: Amerika Birleşik Devletleri. Onun dışında uygulanabilmiş tek bir örnek yok; başarıyla uygulanabilmiş. 

- Bizim kanımızda, genlerimizde imparatorluklar, padişahlar, hanlar, sultanlar var. Var ama; Bir de onların astığı astık, kestiği kestik, yarı teokratik, keyfi yönetimleri. Ben bu çağda, ülkemin yeryüzü kanunlarıyla yönetilmesinden yana tarafım. 

- Padişahlar, sultanlar, hanlar ya da krallar keyfince yönetebilmek adına ülkeyi; dibine kadar cahil bırakır tebası bildiği milleti. Ben bireyin çağdaş ve uygar olmasından yana bayağı sağlam bir tarafım. 

- Her ne kadar o düzende, meclis ya da senoto denetlese de başkanı; ben nefsi olan bir insanın bu kadar güçlü olmaması adına tarafım. Çünkü tek başına yarı devlet demek olan başkan, bizim gibi daha çok doğulu olan bir toplumda, ne kanun tanır ne kitap. Ne düzen kalır ne intiziam. Çünkü daha sadece başbakanken yaptıklarını gördükçe birilerinin; Allah korusun başkan olmuş bir başbakandan bu yüce milleti diyorum. 

- Bir milletin, kaderi, geleceği; hele o millet yüce Türk milletiyse eğer, bir şahsın iki dudağı arasında kalamayacak kadar önemli ve değerlidir. 

-Hem ne var ki? Başkanlık sistemi isteyip duruyorlar. Sistem gereği pasifize edilmiş cumhurbaşkanı sayesinde, ülke adı konmamış bir biçimde, "gizli başkanlık" rejimiyle yönetilmiyor mu? 

- Sırf yönetenlerin "Amerikan özentisi" "küçük Amerika" sevdası yüzünden; 88 yıldır aksayan yönleri, ters giden işleri, doğru olmayan bazı algı ve uygulamaları olsa da; doğru insanlar tarafından, doğru bir şekilde yönetilen bir cumhuriyet hepimize fazlasıyla yeter de artar bile. 

Neyi? Neyimizi? Paylaşamıyoruz hanımlar, beyler! Bırakın da Türkiye Cumhuriyeti devleti güneş gibi parlasın sonsuza dek. 

Ben bir tek başkan tanırım. O da sınıf başkanı! Başka da başkan maşkan tanımam! 

Dikkat ederseniz güzel halkım, ne zaman gündem sıkışsa, hükümetler yorulsa, mevcut icraat modeline karşı uğultular yükselse gökyüzüne; milletin dilinden... "Başkanlık mı olsun? Yarı başkanlık mı?" diye büyük! büyük! cümleler kurmaya başlar siyasetin çok bilmişler tayfası. 

Sanki bu millet ahmak. Rızası varmış, ona sormuşlar gibi, atıp tutan bu siyaset budalalarını hayretle izler büyük Türk milleti. 

Ah! Geçim derdinden, günü kurtarma kaygısından bir kurtarabilse kendini; hepsine verecek hakettiği dersi bu milletin eşsiz sezgisi, gün görmüş insan halleri de... Ah bir uyanabilse ölümüne yattığı kan uykularından. Ah bir diyebilse, "Dur bakalım arkadaş! Biz sadece değil kendimizden; sorumluyuz aynı zamanda gelecek bütün kuşaklardan" 

Elbet gelecek biliyorum o gün. Büyük hesap günü; büyük kıyameti kopmadan yeryüzünün. O gün gelene kadar bekliycem. Bekliycez hep beraber ne çare. Yaradan tükenmez sabırlar vere bu yüce millete!  

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..