- Kategori
- Siyaset
Başörtüsü sorununu empati çözer

Başörtülü öğrencilere yasak kalkıyor mu?
"Kız evladı okumaz" denilen bir dönemden kız evlatlarının üniversite kapılarına dayandığı bir döneme gelmiştik. Bu aslında ülkemiz için sevindirici bir gelişme iken bir de baktık ki 28 Şubat sureci sonrası irade, eğitim / öğretim hakkı için üniversite kapılarına dayanan genç kızlara "Dur" demeye başladı. Bir çok üniversiteli kız YÖK ve aile arasında sıkışmaya mahkum edildi.
O kızın yerine koyun kendinizi. Aile, "Örtün" diyor, din "Örtün" diyor, kendi ilke ve inançları "Örtün" diyor. Devlet dün "Örtünle girebilirsin" diyordu, bugün "Giremezsin" diyor.
Ne yapmasını beklersiniz o kızın? O anda?
1. Ailesini, yetiştiği çevreyi ve inandığı değerleri 1 dakikada karşısına alıp başını açmasını,
2. Peruk takıp takmamak arasındaki bocalamasından sonra perukla derslere girmesini,
3. Pılını pırtısını toplayıp ailesinin yanına dönmesini...
Üniversitelerde başörtüsüne karşı olanlar gerekçelerini bu kızların başlarının aile baskısıyla kapatıldığı, dinde böyle bir örtünme şeklinin olmadığı, bu kızlara geçit verildiği an üniversite kampüslerinde başı açık kız kalmayacağı gibi nedenlere bağlıyorlar. Burada konu, dinin emrinin tartışılması ya da kılık kıyafetin ne şekilde olması gerektiği üzerine değildir. Başbakan da bu yanlışa düşüyor: Bu konu, özgürlük konusudur, diyanet işlerinin ya da ulemanın yanıtlayacağı bir konu değildir. Siyasetin çözmesi gerken bir konudur.
1. Bir başı açık kızın üniversiteye gittiğinde başını kapatma ihtimali kadar bir başörtülü kızın üniversiteye gittikten sonra başını açması da ihtimal dahilindedir. Ayrıca bir üniversite öğrencisinin üniversiteye gittiğinde ülkücü oluşumlara, komünist gruplara, genç sivillere, liberal partilere katılma ihtimali de vardır. Bütün bunlar, yakın arkadaş çevresi, maddi olanaklar, yetişme tarzı, kaldığı öğrenci yurtları gibi faktörlere bağlıdır. Bunlar olacak diye erkek çocuklarımızı üniversitelerden sakınıyor değiliz o halde kız çocuklarımızı da sakınmamalıyız. Ama devlet erkek olanlara pek ses çıkarmamakta iken bayan olanlara dur diyebilmekte. Bir cinsiyet ayrımcılığı göze çarpıyor. Kızların başörtüsü üzerinden siyasi, ideolojik savaşlar yapılmakta. Bu konuyu siyasete alet eden ve sakız gibi uzattıkça uzatan herkes vebal altındadır.
2. Gerçekleşmemiş bir suç unsurunu, ihtimallere dayanarak insanlara atfedemezsiniz. Başörtülü kızlar toplanıp insanların zorla başını kapatacak iddiası bir iddiadan ibarettir. Bu iddia gerçeğe döndüğü an STK'lar, basın, yargı, siyaset gereğini yapar. Öte yandan bu kızların eğitim haklarını farazi korkulara dayanarak ellerinden almak ise en temel haklardan olan "Eğitim öğretim" hakkını gaspetmekle açıklanabilir. Hangisini ele alacağız? Gerçekleşmemiş bir korku ögesini mi, gerçekleşmiş bir yasağı mı?
3. Başörtülü kızı üniversiteye almayarak aile baskısından kurtarmazsınız. Bilakis ailenin bu konu hakkında tek söz sahibi olmasına fırsat vermiş olursunuz, cemaatlere, konuyu siyasete alet edenlere koz vermiş olursunuz, üstelik üniversite eğitimi alacak, kendini geliştirecek, çevresini genişletecek donanımlı genç bir kişiden de mahrum olmuş olursunuz. Farz edelim ki o kız başını açarak derslere girse bile uzun süre git geller yaşayacaktır. Buna ne gerek var?
Bütün bu maddeleri alt alta topladığımızda başörtüsü yasağının serbestisinden daha fazla zararı olduğunu görüyoruz. Bunun bir de siyasi sonuçları oldu: Merkez sağı bitirip Milli Görüş kökenli bir partinin seçimlerde zafer üstüne zafer kazanmasına en önemli sebeplerden birisi işte devletin ve kimi toplum kesimlerinin başörtüsü alerjisidir. İşte tam da burada başörtülülerin de bir iç muhakeme yapmalarında fayda var: Sizlere karşı gösterilen güven bunalımını, tereddütleri ancak eylem ve söylemlerinizle siz ortadan kaldırabilirsiniz. Siz bu adımı atarsanız tereddüt bildirenler de muhakkak yumuşayacaktır.
Gençlerimiz okusun, üniversite ortamını görsün, çevrelerini geliştirsin, ERASMUS programlarından yararlansın, yurtdışını çıkma olanakları artsın. Başı açığı için de kapalısı için de temel hedefimiz bu. Devlet yasaklara değil özgürlüklere sırtını dayamalı.Bu da bu yazıyı okuyan herkesin kendisini bir an için karşı cephedeki arkadaşı yerine koymasıyla mümkün olacak. Dünya "Yahudiler ve köpekler buraya giremez" ya da "Zenci otobüsü değildir" gibi insan onurunu inciltici sembolik söylemlerin acısını çok yaşadı, ve hala yaşıyor. Biz de "Başörtülü üniversiteye giremez" ya da "Başı açık müslüman değildir" gibi ifadelerin ceremesini çekiyoruz. Herhalde bir 50 yıl sonra hafif bir tebessümle anıyor olacağız bugünleri. Umuyoruz ki o hafif tebessüme, _yani Chesire kedisi tebessümüne :) _ daha fazla uğraşmadan bir an önce ulaşalım.
Empati, lütfen! Kendin için istemeyeceğini başkası için umma! ;)