​ Batı Uygarlığının Başatı / Dünya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '20

 
Kategori
Dünya
 

Batı Uygarlığının Başatı

 

Hiçbir Müslüman cami ile kilisenin karşılaştırılmasından hoşlanmaz, ancak batı medeniyetinin kökeninde bir şekilde din ve kilise yatarken, doğu medeniyetinde ise din henüz birliği sağlayamadığı gibi diğer din ve kilise, havra daha doğrusu paranın hükmettiği etkilere de açık bir hale gelmiştir.

 

Avrupa fetihlerini din sayesinde genişletirken uzunca bir süre doğu kendini dini ayrışımların devam ettiği bir savaşın içinde bulmuştur. Bunda batının etkisi büyük olmakla birlikte doğuda henüz hiçbir konuda ittifak sağlandığı tam anlamıyla düşünülemez.

Avrupa girdiği her noktada yumuşak gücünün etkisini kullanmıştır. Fetih ordularının en önünde daima misyonerler papazlar olmuştur. Hammadde kaynaklarını sömürdüğü diğer halklar kendi dinlerine katmaları onları sömürmelerine engel olmamıştır.

Osmanlı’da Hıristiyanlık dinlere hoşgörü temelli yönetim şeklinde varlığını devam ettirebilirken, aynı zamanın devletleri sayılabilecek “Endülüs Emevi Devleti” ise dini hoşgörü konusunda son derece cüretkâr bir tavır sergilerken, aradan neredeyse bir bin yıl geçmesine rağmen öyle bir dini demokrasi görülmemiştir denebilir.

Demokrasi beşiği Amerika’da siyahiler daha hala beyazlarla eşitlenebilmiş değildir. Bunun için sokakta siyahiler polislerce muhtemel şüpheli sıralamasında beyazlardan kat be kat üsttedir ki, sadece basına yansıyan haberlere bakmak yeterlidir.

Demokrasi havariliği ve hoşgörü sanılanın aksine Endülüs Emevileri de Osmanlı’yı da zayıf anında yok eden en önemli araç haline gelmiştir.

Osmanlı’nın sonunu hazırlayanlar arasında, Katoliklerle, Protestanlar resmen yarışmış ve bunu da bizzat sözde okullarını silah deposu haline getirmek suretiyle ayaklanmaları organize etmişlerdir.

Kullandıkları araçlar azınlık statüsündeki Ermenilerle Rumlar Anadolu’da, Bulgarlar, Sırplar, Hırvatlar Balkanlarda emellerine Batı’nın desteğiyle ulaşmışlardır.

Batı bu duruma güç dengesinde doğuya karşı etkin hale nasıl geldi? Tabi ki bilim ve geçirdiği Rönesans sayesinde ulaştı. Yeterli mi kesinlikle yeterli olmadı, yüzyıllarca süren din savaşları yapıldı ve doğu zaten Hz. Muhammed’in ölümünden sonra başlayan kavga günümüze kadar bitmiş değil. Halen de devam etmekte olan İslam’i bölünme toparlanabilmiş değil ve her kurumun kendi camisi, mescidi öncelikle kendi taraftarlarını artırmak gayesi ile birbirlerini dışarıdakilerden daha fazla düşman görüyorlar.

İslam Dünyası Farzlar ve sünnetler konusunda o kadar kavga içindedir ki biri diğerini tanımamakta ve diğerini yok edilmesi gerekli azılı düşman olarak görmektedir ki bu durumdan ne yazık ki ülkemiz de payını almış ve almaya devam etmektedir.

12 Eylül öncesinde yaşanan Çorum, Maraş olaylarından sonra 90’lı yıllarda Sivas ve Gazi olayları ile başka deneme çalışmaları olmuştur ki; bazı olaylar şu anda Amerikan ajanı olduğu tescilli kişilerin etkisi ve emriyle yapıldığı şüphe götürmeyen birçok faili meçhul hala aydınlatılmayı beklemektedir. (Konumuzla alakası olmamakla birlikte tabi bunların için naklen canlı yayında ölen bir parti liderini de anmadan geçmek olmaz ki, o konuda da bir arpa boyu yol alınmadığı görülmektedir.)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..