- Kategori
- Spor
Bayram sofrası : Hamsi Tava 3-2

Ha yengeç dansı, ha hamsi, oynarız...
İlk yarısı fırtına gibi başlayan ve daha 3. dakikada iyi geçeceği belli olan bir maç izledik. Aslında golü 4. dakikada erken bulması, Fenerbahçe için dezavantaj oldu, maça tedirgin ve pas hatalarıyla başlamıştı Trabzonspor, üstüste iki gol birden yedikten sonra yapabileceği başka birşey yoktu hücumdan başka. Hani derler ya, "Ölü balık dirildi!" ya da o meşhur türküdeki gibi: " Hamsi koydum tavaya, başladı oynamaya!"
Sezon başından beri her sahada yenilen, varlık gösteremeyen ve yönetim krizleri yaşayan Trabzonspor, tarihinin en tempolu maçını oynadı, diyebilirim. 1997 yılından beri sahamızda yenilmemişiz, rakip iyice bilenmiş gelmiş.
İlk yarıda 33. dakikaya kadar tam 4 gol vardı. Maçın başında, 4. dakikada Deivid, yine güzel bir gol attı. 18. dakikada Gökhan'ın uzun taç atışlarından biri Semih ile gol oldu, hemen ardından 3 dakika sonra Ceyhun'dan ofsayt görünümlü bir gol geldi. Gökdeniz ofsayt durumunda idi, bakalım yorumcular nasıl yoracak bu durumu?
İlk yarı sahada tam anlamıyla futbol gösterisi yaptı Fenerbahçe 33. dakikada bu kez Alex çıktı sahneye. Bir dakika sonra 34. dakikada yine Fenersever-Ceyhun. Top Volkan'ın elinden geçip gitti kaleye. 44. dakikada Alex'in sakatlanıp zorunlu çıkması, takımı olumsuz yönde etkiledi. (Alex o kadar sert faullere maruz kaldı ki, dayanamadı.)
Bizim Brezilyalılar zincir gibi, bir halka eksik oldu mu, olmuyor. Savunmada Yasin ve Önder yetersiz kaldı, ben bugün yine Gökhan Gönül'ü ve Uğur'u beğendim. Selçuk da biraz iyi idi. Semih, golü attı ama üç tane kesin golü de boşa attı, saç-baş yoldurdu. (Semih ve Gökdeniz, gol krallığında 10'ar golle başabaş gidiyor.) İki top yine kaleden döndü. Trabzon'da Yattara çok ataktı. Her iki tarafın da kaçan topları vardı.
Önceki yazımda, Trabzon'da iş yok ama Ersun Yenal faktörünü unutmayalım, demiştim. Zaten ne çektiysek eski Fenerlilerden çekiyoruz, intikam alırcasına oynuyorlar. Şimdiye dek yedek kulübesi bekleyen Ceyhun, neredeyse maçın adamı, ya bıdık Serkan, yine ceza sahamızdan çıkmadı, forvet gibi sanki... Maç Avni Aker'de oynanıyor gibiydi bir ara. Sert oynayan ve hakeme sürekli itiraz eden hep Trabzonsporlulardı, bazen diyorum:
"Bu kadar da misafirseverlik olmaz ki!"
Yediğimiz gollerde, savunma kadar Volkan da hatalıydı. Attığı toplar kısa düşüyor ve rakipten geri dönene kadar savunma toparlanamıyor. İkinci gol öyle oldu. Edu ve Lugano'nun yokluğuna üzüldüm. Önder oynamadığı için formda değildi. Roberto Carlos tatil moduna girmiş çoktan. Çok top kaçırdı ve rakibe yolladı. Serbest vuruşlar da keza öyle...
İkinci yarı ise 65. dakikaya kadar oyun bir gitti, bir geldi. Her iki tarafta asıldı. İlk yarıda adil yöneten hakem Bülent Yıldırım, ikinci yarı düdük çalmaktan bıktığından mıdır, nedir hep avantaja bıraktı. Sarı kartlar 5- 5 eşit verildi. Yine de ben hakemi beğendim. Kararları maçın sonucunu etkilemedi.
Yeri gelmişken, Şampiyonlar Ligi'nde çekilen kur'ada İspanya'nın Sevilla takımı ile eşleştik. Bence çok güzel bir eşleşme. Bir kere İspanyol takımları güzel futbol oynuyor ve yumuşak oynuyor. Roberto Carlos'a çok iş düşecek, hem maç öncesi hazırlıklarda hem de maç esnasında çünkü La Liga'yı en iyi tanıyan o. Rakip güçlü ama yenilmeyecek takım değil.
Bugün Kadıköy'de İnter ile oynadığımız ilk maçın tekrarını izledim, ne güzel oynamışlar bizimkiler, heyecandan o güzellikleri tam kavrayamamışım. İnter'i bile dize getiren Fenerbahçem, Sevilla'yı neden yenemesin? Ayrıca ilk maçın evimizde olması da bir avantaj...
Artık özel günlerde Fenerbahçe'den hediye almak gelenek haline geldi. Anneler Günü hediyesi, doğum günleri ve bayram hediyesi.
Turkcell Süper Lig'in ilk yarısını kazasız belasız kapattık, 37 puanla ve oyun fazlası ile şimdi lider durumdayız,
sıralamada asıl yerimiz yarınki maçlardan sonra belli olacak.
Ben şimdiye dek oynadığımız oyunlardan ve izlediğimiz stratejiden oldukça memnunum bir Fenersever olarak. Takımımı gönülden kutluyorum ve onlara güveniyorum.
Yolun açık olsun Fener'im hem ülkende hem de Şampiyonlar Ligi'nde!
Sarı Kanarya, haydi göster gücünü!
Resim alıntıdır:
http://www.fenerbahce.com/haberler/26258.php
Sezon başından beri her sahada yenilen, varlık gösteremeyen ve yönetim krizleri yaşayan Trabzonspor, tarihinin en tempolu maçını oynadı, diyebilirim. 1997 yılından beri sahamızda yenilmemişiz, rakip iyice bilenmiş gelmiş.
İlk yarıda 33. dakikaya kadar tam 4 gol vardı. Maçın başında, 4. dakikada Deivid, yine güzel bir gol attı. 18. dakikada Gökhan'ın uzun taç atışlarından biri Semih ile gol oldu, hemen ardından 3 dakika sonra Ceyhun'dan ofsayt görünümlü bir gol geldi. Gökdeniz ofsayt durumunda idi, bakalım yorumcular nasıl yoracak bu durumu?
İlk yarı sahada tam anlamıyla futbol gösterisi yaptı Fenerbahçe 33. dakikada bu kez Alex çıktı sahneye. Bir dakika sonra 34. dakikada yine Fenersever-Ceyhun. Top Volkan'ın elinden geçip gitti kaleye. 44. dakikada Alex'in sakatlanıp zorunlu çıkması, takımı olumsuz yönde etkiledi. (Alex o kadar sert faullere maruz kaldı ki, dayanamadı.)
Bizim Brezilyalılar zincir gibi, bir halka eksik oldu mu, olmuyor. Savunmada Yasin ve Önder yetersiz kaldı, ben bugün yine Gökhan Gönül'ü ve Uğur'u beğendim. Selçuk da biraz iyi idi. Semih, golü attı ama üç tane kesin golü de boşa attı, saç-baş yoldurdu. (Semih ve Gökdeniz, gol krallığında 10'ar golle başabaş gidiyor.) İki top yine kaleden döndü. Trabzon'da Yattara çok ataktı. Her iki tarafın da kaçan topları vardı.
Önceki yazımda, Trabzon'da iş yok ama Ersun Yenal faktörünü unutmayalım, demiştim. Zaten ne çektiysek eski Fenerlilerden çekiyoruz, intikam alırcasına oynuyorlar. Şimdiye dek yedek kulübesi bekleyen Ceyhun, neredeyse maçın adamı, ya bıdık Serkan, yine ceza sahamızdan çıkmadı, forvet gibi sanki... Maç Avni Aker'de oynanıyor gibiydi bir ara. Sert oynayan ve hakeme sürekli itiraz eden hep Trabzonsporlulardı, bazen diyorum:
"Bu kadar da misafirseverlik olmaz ki!"
Yediğimiz gollerde, savunma kadar Volkan da hatalıydı. Attığı toplar kısa düşüyor ve rakipten geri dönene kadar savunma toparlanamıyor. İkinci gol öyle oldu. Edu ve Lugano'nun yokluğuna üzüldüm. Önder oynamadığı için formda değildi. Roberto Carlos tatil moduna girmiş çoktan. Çok top kaçırdı ve rakibe yolladı. Serbest vuruşlar da keza öyle...
İkinci yarı ise 65. dakikaya kadar oyun bir gitti, bir geldi. Her iki tarafta asıldı. İlk yarıda adil yöneten hakem Bülent Yıldırım, ikinci yarı düdük çalmaktan bıktığından mıdır, nedir hep avantaja bıraktı. Sarı kartlar 5- 5 eşit verildi. Yine de ben hakemi beğendim. Kararları maçın sonucunu etkilemedi.
Yeri gelmişken, Şampiyonlar Ligi'nde çekilen kur'ada İspanya'nın Sevilla takımı ile eşleştik. Bence çok güzel bir eşleşme. Bir kere İspanyol takımları güzel futbol oynuyor ve yumuşak oynuyor. Roberto Carlos'a çok iş düşecek, hem maç öncesi hazırlıklarda hem de maç esnasında çünkü La Liga'yı en iyi tanıyan o. Rakip güçlü ama yenilmeyecek takım değil.
Bugün Kadıköy'de İnter ile oynadığımız ilk maçın tekrarını izledim, ne güzel oynamışlar bizimkiler, heyecandan o güzellikleri tam kavrayamamışım. İnter'i bile dize getiren Fenerbahçem, Sevilla'yı neden yenemesin? Ayrıca ilk maçın evimizde olması da bir avantaj...
Artık özel günlerde Fenerbahçe'den hediye almak gelenek haline geldi. Anneler Günü hediyesi, doğum günleri ve bayram hediyesi.
Turkcell Süper Lig'in ilk yarısını kazasız belasız kapattık, 37 puanla ve oyun fazlası ile şimdi lider durumdayız,
sıralamada asıl yerimiz yarınki maçlardan sonra belli olacak.
Ben şimdiye dek oynadığımız oyunlardan ve izlediğimiz stratejiden oldukça memnunum bir Fenersever olarak. Takımımı gönülden kutluyorum ve onlara güveniyorum.
Yolun açık olsun Fener'im hem ülkende hem de Şampiyonlar Ligi'nde!
Sarı Kanarya, haydi göster gücünü!
Resim alıntıdır:
http://www.fenerbahce.com/haberler/26258.php