​ Bazen işler yolunda gider / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Bazen işler yolunda gider

Bazen işler yolunda gider
 

Daha hiçbir şey konuşmadan göz göze geliyorsunuz ve bir saniye içinde bütün anlaşma yapılıyor. Olacağı varsa oluyor. Aşk, bir saniyede gerçekleşiyor. O anda çakmayan bir yıldırımın yerine zorla ateş yakmaya çalışmak abesle iştigal.

2 sene önce, yaklaşık 6-7 yıldır tanımama ve ilk gördüğümde çok beğenmiş olmama rağmen türlü aksiliklerle hiçbir şekilde iletişim kuramadığım bir kızla aynı ortamda tesadüfen buluştuk. Beyoğlu'nda bir barın teras katında dolunayında eşlik ettiği güzel bir Temmuz gecesinde masalsı bir gece geçirdim. Aşık oldum.

Hani bazen işler ters gider. O gün giydiğiniz kıyafet terletir, ayakkabı vurur, gömleğinize birşey dökersiniz, bütün espiri zamanlamalarınız ve tercihleriniz yanlıştır. Battığınızı ve toparlamanız gerektiğini düşünürken başka bir hamle yaparsınız, o da yanlış çıkar ve daha aşağı çeker sizi. Ne yapsanız olmaz kısacası. Olmayacağı vardır çünkü.

Fakat o gece öyle olmadı. O gece ben ne yaptıysam oldu. O gece biz karşılaştığımız anda, hiç farkında olmasak da anlaşmıştık çünkü.

Akşam onu evine bıraktım ve kendi evime giderken radyo dinledim. Allak bullak olmuştum. Açık Radyo'da parmak çocuk masalından yapılan bir uyarlama şarkı vardı. Çok yaratıcı bir çalışmaydı. Bende geçirdiğim geceyi bir masala uyarlamak istedim. Hangisi olabilirdi peki ? Kuşkusuz onun beyaz teni ve zerafeti bana Pamuk Prensesi hatırlatmıştı. Bu durumda ben prens mi olacaktım? Hayır. Kendimi ona layık bir prens gibi hissetmiyordum. Ben olsa olsa 7 cücelerden birisi olabilirdim. Peki hangisi? Uykucu, huysuz, neşeli ?

7 cüceler ne kadar katı karakterlerdir değil mi? Uykucu hep uyur. Neşeli illa ki gülecek diğeri herşeye kızacak. Kısa bir masaldır gerçi fakat Uykucunun espiri yaptığına yada Neşelinin sinirden köpürdüğüne pek şahit olmamışızdır. Gündelik hayatımızda hergün girip çıktığımız birçok ruh hali var. Her ruh halindeyken yaptığımız seçimler farklı zevklerimizin bir göstergesi olabiliyor. Hepimizin içinde birçok cüce var aslında. Pamul prenses ve 7 cüceler masalı ile ilgili en çok sevdiğim nokta, Prenses'in birbirinden bu kadar farklı 7 karakterin her birine kendisini aşık etmiş olmasıdır. Masalda üst metinlerde yeralmaz bu detay ama bunu biliriz.

İşte bunları düşündüm onu evine bıraktıktan sonra kendi evime giderken. Bu yüzden bu masalda cüce olmak daha cazip geldi bana. Daha kişilikli geldi. İçimdeki cücelerin herbiri feci şekilde aşık olmuştu çünkü.

Odama çıktım, elime gitarımı aldım. Tereddütsüz yazdım sözleri.

"Zerafet akıyor üzerinden / hayranız yedimizde / pamuk prensesim, hoş geldin hayatımıza / Sen bu kapıdan içeri girdiğin günden beri / Uzadı boylarımız / Nasıl da beyazsın / Kar gibisin tertemiz / Hayranız yedimiz de

Vuruyor ay ışığı üzerine / Nasıl da parlıyorsun / Zariftir attığın her adım ve / Her söz söylediğin / Ben bu öyküdeki beyaz atlı prens değilim ama / Ondan daha çok severim seni / gitme biz bakarız sana / Hayranız yedimiz de...

Sabah ezanına kadar geçmedi heyecanım. Yattığım yerde hep şarkının sözlerini mırıldandım. Bir ara uyuyakaldım fakat uyandığım zaman ilk aklıma gelen yine onun zarif yüzü ve şarkının sözleri oldu. İrtibat kurma şansım yoktu. Ertesi gün iş için şehir dışına çıktım bir haftalığına. Döndüğümde de o gitmişti İstanbul'dan. Mutlaka konuşmam gerekiyordu. O güzel gecenin üstünden çok gün geçmişti. Üzerime bıraktığı etki hergün ağırlaşıyordu. Platonik bir eğlence mi bulmuştum yoksa gerçekten, tam iki gözümün ortasından mı vurulmuştum? İkinci şıktı doğru olan.

Birkaç kez telefon ettim, fakat olacak gibi değildi. Hiç bir şey istediğim gibi gitmiyordu. Tek atımlık barutum vardı. Şarkı gerçekten güzel olmuştu. En azından bana öyle geliyordu. Eski arkadaşlarımı aradım, bir perşembe günü, filmlerdeki gibi ekibi bir araya topladık. Sabaha kadar şarkıyı kayıt etmekle uğraştık. Sabah bitirdik işimizi. CD'yi aldım ve yola çıktım. Cuma günü işe gitmedim. Hastayım ben dedim. Yalan da değildi hani. İstikamet Çanakkale.

Sonra ne mi oldu? Ben Çanakkale'den elim boş döndüm. Şarkıyı ulaştıramadım bile ona. Yıldız avından mızrağın ucunda bir ateşböceği ile döndüm süslü bir ifadeyle.

En başta demiştim ya, ilk saniyede anlaşmıştık diye. Çanakkale'den geçememem ona ulaşamam anlamına gelmedi. Zaman geçti, şartlar değişti ve bizim için daha uygun bir hale geldi. Bir kere daha gittim kapısına. Çok heyecanlaydım. O kadar merak ediyordum ki şarkıyı dinlediğinde ne düşünecek diye, yüzsüzlük bu ya, discman'i de verdim ona. Bugün mutlaka dinle dedim ve kaçtım yanından.

İki yıl oldu, hala dinliyoruz şarkıyı ara sıra. Sesim biraz detone, kayıt çok amatör ama olsun. Bizim şarkımız o tam anlamıyla. O geceki ay ışığı da var sözlerde, Pamuk Prenses de, yedi cücelerin herbiri de...

K.

 
Toplam blog
: 295
: 733
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..