- Kategori
- Siyaset
Bedelli askerlik gerçekten beklentileri karşıladı mı? Yoksa derin bir yara mı açtı?
Yıllardır yüzbinlerce insanımız bedelli askerlik beklentisi içindeydi. Bu hafta Yüce Meclis'te Milli Savunma Komisyonu'ndan geçen ve önümüzdeki hafta da Yüce Meclis'te oylanacak olan Bedelli Askerlik tasarısı beklentileri karşıladı mı?
Üzülerek, bu soruya "hayır" cevabını veriyorum. Peki neden? Sayın Başbakan'ımızın açıkladığı tasarının iki temel gerekçesi vardı. Hatırlayalım bunlar nelerdi:
1. 30 yaş ve üzerindeki bakaya sayısını azaltmak,
2. Başta Aziz Şehitlerimizin aileleri için harcanmak üzere, gelir elde etmek.
Gerekçelerden sonra, gelelim karşı tezimize ve gerçeklere...
Şimdi 28 ve 29 yaşında olanlar, sadece 1 sene sonra yeni bir bakaya sorununa neden olmayacak mı? Bu insanların bir çoğu ailelerini geçindirme derdindeyken, onlardan hemen askere gitmeleri mi bekleniyor? Yapmayın, bu insanlar iş veren olmayabilir. Ama aileleri var. Eşleri ve çocukları var. Vatan ve askerlik kavramları tartışılmaz olsa bile, işin içine aile girdiği zaman pek çok kişi için öncelikle değişiyor. Ayrıca hazır mevzu yaş iken, tasarı 1982 yılının aralık ayında doğanlar için büyük bir haksızlık içerdiğini de yazmak isterim! Bu tasarı ile bedelli askerlikten yararlanmak pek çok kişi için bir piyango çekilişi haline geldi.
İkinci hedefe gelince, amaç gelir ise, 460 bin kişiden sadece % 20'lik bir kesimin yararlanması halinde bile bunun bir başarı olacağı (!) söyleniyor. Peki kalan % 80 ile de sorun çözülmüş mü olacak ? Mesela yaş sınırı 28 ve bedel de 20 bin lira olsa, katılım % 50'lileri bulabilir ve bu durumda, şimdikine kıyasla en az % 60 daha fazla gelir elde edilebilir. Bu konuda Genelkurmay başkanlığımızın bir eleştirisi olduğunu biliyoruz. Peki şimdi 28 yaşında olanların hemen askere gidip gitmeyeceğini kim nereden biliyor. Öte yandan, 28-29 yaşındaki akademisyenler bile bu tasarıyı dört gözle beklerken, 30 yaş şartının üniversitelerimizi de zor durumda bırakacağı kesin.
Bir diğer huzursukluk kaynağı da 21 günlük zorunlu askeri eğitimin kaldırılmasıdır. Bu askerliğini yapmış olsun veya olmasın, 30 bin lirayı temin edemeyen insanların bir seferberlik halinde vatanı savunmakla sorumlu olduğunu, yararlananların ise tatile gidebilecekleri şeklinde anlaşılacaktır. Eline silah almadan, selam vermesini bilmeden, banka şubesinden tezkere almak toplumumuzda derin bir huzursuzluk yaratacaktır. Bu şartlarda asker ocağının, Peygamber ocağı olduğunu söylemek bile halkımıza komik gelecektir.
Son olarak herşeye rağmen kredi çekerek veya arabasını satarak bu tasarıdan yararlanacaklar olabilir. Ama 30 bin liralık bedel, ileride çok derin aile krizlerine neden olabilir. Çünkü bankaların faiz yükü ile ödenecek rakam 48 bini buluyor. Ayrıca herşeye rağmen bunu göze alanlar, aylık gelirleri 2 bin liradan az olduğu için kredi de alamayabiliyorlar (!). Ne hazin bir tezat! Yani yararlanmak isteyenler, önce bankaları ikna etmeli. "Adalet ve Kalkınma" bu olsa gerek! Bu durumda yapılmak istenen, toplum olarak altından kalkamayacağımız derin bir krizle uğraşmak mıdır, anlamak güç!
Umuyorum ki, yukarıdaki nedenlerden ötürü milletimizin vicdanını rencide eden ve eşitlik anlayışını derinden sarsan bu tasarı, yeniden düzenlenir ve insanlarımızın beklentilerini karşılar hale gelir.