​ Behzat Ç için yeni bir senaryo yazdım. ( Üçüncü ve son bölüm) / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '13

 
Kategori
Öykü
 

Behzat Ç için yeni bir senaryo yazdım. ( Üçüncü ve son bölüm)

Behzat Ç için yeni bir senaryo yazdım. ( Üçüncü ve son bölüm)
 

milliyet.com.tr


Behzat Ç. için yazdığım senaryonun üçüncü ve son bölümünü aşağıda okuyabilirsiniz. Birinci bölüm için lütfen tıklayın. 

"Amirim, ben Ahmet Gülseven"

"Sen nereden tanıyorsun Selim İzsüren'in katilini?"

"Selim İzsüren'le uzun zamandan beri tanışırız. Kendisi televizyonda program yaparken, babamı dolandıran ve ölümüne sebep olan adam hakkında kendisine bilgi vermiştim. Önce televizyon programında bu konuyu gündeme getireceğini söylemişti. Ancak daha sonra televizyon kanalından ayrılınca bu defa yeni yazacağı kitapta benim bütün anlattıklarımı yazacağını söyledi."

"Senin babanı kim dolandırmıştı la..?"

"Uyanık Tekstil'in sahibi Aydın Uyanık. Geçen gün de televizyona çıkmış, Bugünlere nasıl geldiğini kendisine göre anlatıyordu pis dolandırıcı. Kesin Selim İzsüren'i de o öldürtmüştür."

"Tamam da, Selim o yazdığı kitabında öyle birinden söz etmemiş ki!"

"Bana o kitapta Aydın Uyanık'ı rezil edeceğini söylemişti. Söz vermişti bana."

"Arkadaşım senin kafan iyi mi? Bu kitapta Aydın Uyanık, Uykucu gibi birinden söz etmiyor."

"Bir dakika Harun, Aydın Uyanık, Uyanık Tekstil'in sahibi ama, kitapta onun ismi geçmiyor."

"Ama Başkomiserim Selim bey bana söz vermişti. O adamın ipliğini pazara çıkaracaktı."

"Amirim, amirim"

"Söyle Eda"

"Sulhi Çimen gelmiş, sizinle acil görüşmek istiyormuş"

"Ha...Şu Selim İzsüren'in yardımcısı. Ne istiyormuş?"

"Çok acilmiş"

"Gelsin bakalım"

"Amirim özür dilerim, görüşmenizi böldüm. Beni de tehdit ediyorlar."

"Seni kim tehdit ediyor lan?"

"Bilmiyorum. İmzasız bir tehdit mektubu göndermişler. O kitap yayınlanırsa senin de sonun gelir diyorlar"

"Mektup yanında mı?"

"Evet, işte burada.."

"Ver bakayım bana. Hımm. Bu ben de kalsın."

"Amirim ne yapacağım? Bana koruma verecek misiniz?"

"Dur bakalım ne koruması lan? Sen Başbakan mısın? İstersen git ona söyle, korumalarından birini sana versin. Onda koruma çok nasıl olsa..

"Ama başkomiserim...."

"Aması, maması yok lan. .Önce seni kim tehdit etmiş? Onu öğrenelim. Bu mektup bilgisayarla yazılmış. Nasıl ulaştı bu senin eline?"

"Posta kutuma bırakılmış amirim."

"Posta kutunu gösteren bir kamera var mı apartmanında?"

"Maalesef yok amirim."

"Tamam, sen git şimdi. Biz ilgileniyoruz bu işle. Yeni bir şey olursa bizi ara."

"Ararım amirim, ama ben çok korkuyorum."

Tamam, git artık la...., şu görüşmemi de böldün."

"Nerede kalmıştık Ahmet. Ahmet'ti değil mi adın?"

"Evet amirim. Diyorum ki, Selim İzsüren'i kesin Aydın Uyanık öldürtmüştür."

"Dur be oğlum dur. Öyle varsayımlarla hareket edemeyiz."

"Biraz önce buraya gelen adam Selim İzsüren'in yardımcısıydı değil mi amirim?"

"Evet. Bak onu da tehdit ediyorlarmış."

"Onu Selim beyin yanında birkaç kere görmüştüm. Belki onun bu Aydın Uyanık işinden haberi vardır."

"Tamam, tamam sorarız ona da."

"Amirim, amirim, Selim beyin son birkaç gün içinde yaptığı telefon görüşmelerinin kayıtları geldi. Bakmak ister misiniz?"

"Getir Eda bakalım. Telefonların kimlere ait olduğunu tespit ettiniz mi?"

"Bu listede adları kayıtlı amirim"

"Hımm. Ver bakalım. Evet...Öldürüldüğü gün yardımcısı Sulhi Çimen'le görüşmüş. Evet, evet, birkaç kere de Aydın Uyanık'la görüşmesi olmuş."

"Bakın amirim. Tamam. Aydın Uyanık'la görüştüğüne göre benim dediğime geleceksiniz. O Aydın şerefsizi öldürtmüştür Selim beyi."

"Sen de başımıza dedektif kesildin be Ahmet. Dur bakalım. Aydın Uyanık'ı bir ziyaret etmemiz gerekecek herhalde."

******

"Çocuklar bir durum değerlendirmesi yapalım şimdi."

"Ben tahtaya yazayım mı amirim."

"Tamam yaz Hayalet..."

"Şimdi. Öldürülen Selim İzsüren. Kitabında yer verdiği isimler Güngör Çelik, Metin Mangır, Salih Yuvayapan, Cengiz Lot...."

"Hay ben senin yazına...Sen ilkokul terkmisin lan?"

"Yok amirim. Polis kolejini bitirdim..."

"Ha.....yoksa polis olamazdın tabi...Yaz bakalım. Şimdi bir de Aydın Uyanık çıktı. Meşhur tekstilci...Ama onun adı kitapta yok"

"Evet amirim. Bu kitapta adı geçenlerin büyük bir bölümü Selim İzsüren'in şantaj yaptığını söylüyor. Yani bana para verirseniz sizin bu açıklarınızı kitabımda yayınlamam diyor."

"Ama öldürülüyor."

"Şimdi de yardımcısını tehdit ediyorlarmış."

"Selim izsüren öldürüldüğü gün Aydın Uyanık'la birkaç telefon görüşmesi yapmış. Harun lan, sen benimle geliyorsun Aydın Uyanık'ı ziyarete gidiyoruz."

"Emredersiniz amirim."

******

"Amirim ne kadar büyük bir bina."

"Haa..öyle..Heriflerde para çok..."

"Sekreter hanım, Uyanık beyi daha bekleyecek miyiz?

"Toplantısı bitmek üzere efendim. Şimdi sizi kabul edecekler."

"Bu adamların toplantıları hiç bitmez zaten..."

******

"Buyrun başkomiserim. Size nasıl yardımcı olabilirim?"

"Bırak tantanayı da Selim izsüren'i neden öldürttün?"

"Anlamadım. Neler diyorsunuz başkomiserim."

"Selim İzsüren seninle birkaç görüşme yapmış, sonra da öldürülmüş. Tetikçin kim?"

"Ne tetikçisi amirim. Benim öyle işlerde ilgim olamaz."

"Peki sen Ahmet Gülseven'i tanıyor musun?"

"Ahmet Gülseven...Gülseven benim eski ortağımın soyadıydı."

"İşte bu Ahmet Gülseven, babası Remzi Gülseven'in fabrikasını nasıl dolambaçlı yollarla elinden aldığını Selim İzsüren'e anlatmış. Selim İzsüren de kitabında bunları yazacağına dair söz vermiş. Senin adın lekelenmesin diye sen de adamı öldürtmüşün. Bizimle merkeze geliyorsun Aydın Uyanık."

"Ama komiserim bunda bir yanlışlık var. Ben kimseyi öldürtmedim."

"Harun, kelepçele bu adamı çıkıyoruz."

"Tamam, tamam amirim, sakın kelepçe takmayın bana. Her şeyi anlatacağım."

"Anlat bakalım lan. Bizi fazla uğraştırma."

"Selim İzsüren öldürülmeden bir gün önce, ve öldürüldüğü gün beni aradı. Elinde bazı belgeler olduğunu ve bu belgeleri yeni yazacağı kitabında kamuoyu ile paylaşacağını anlattı. Ben bu fabrikayı aldığımda burası küçük bir işletmeydi. Ben canımı dişime takarak, bu şirketi bu günlere getirdim. Ticari itibarım çok önemliydi."

"Eee devam et.."

"Sonra...Eğer 500 bin lira verirsem kitabında benimle ilgili bölüme yer vermeyeceğini bildirdi. Sonra uzun pazarlıklar sonucu 200 bin liraya anlaştık."

"Verdin mi parayı?"

"Evet, ben parayı verince benimle ilgili bölümleri kitabından çıkaracaktı. O gün bana yardımcısını gönderdi. Ben de parayı yardımcısı Sulhi Çimen'e verdim."

"İmza da almışsındır değil mi lan..."

"Yok başkomiserim. Bunun imzası olur mu?"

"Peki nasıl ispat edeceksin ona paraya verdiğini?"

"Kamera kayıtları var başkomiserim."

"Ver o kayıtları bana"

"Tabii... vereyim.."

"Kızım güvenlik birimini ara, 9 Mayıs tarihli benim odamın kamerasına ait görüntüleri getirsinler."

******

"Rüşvet vermek de suçtur biliyorsun değil mi Uyanık tekstilci"

"Biliyorum amirim, ama başka çarem yoktu."

"Tamam kayıtları aldık. Gidiyoruz şimdi."

"Gülegüle başkomiserim."

******

"Alo, Sulhi, neredesin lan."

"Evdeyim başkomiserim."

"Hemen merkeze gel. Seni tehdit eden adamı bulduk. Yüzleştireceğiz."

"Buldunuz mu? Hemen geliyorum başkomiserim"

*****

"Alo, Hayalet, hemen savcılıktan bir arama emri çıkarın. Akbaba ile birlikte Sulhi Çimen'in evine gidin. Bir de çilingir alın."

"---------!

"Ne diyorsam onu yapın lan. Vaktimiz yok. Sulhi Çimen merkeze geliyor. Eda onu orada oyalasın."

"Ha...ne mi arayacaksınız? Para oğlum para arayın. Bir de bilgisayar."

"Kaç tane bilgisayar varsa alın lan. Laptop, diz üstü, diz altı , ne b.k bulursanız alın getirin."

 

********

"Beni çağırmışsınız başkomiserim. Telefonda beni tehdit eden adamı bulduğunuzu söylemiştiniz. "

"Bulduk, bulduk, şimdi göstereceğiz ebeninkini...."

"Anlamadım başkomiserim. Ne göstereceksiniz. Bana koruma mı vereceksiniz yoksa?"

"Tabii, tabii seni öyle bir koruyacağız ki, yanına kimse yaklaşamayacak."

"Sağolun komiserim."

"Selim İzsüren öldürüldüğü gün neredeydin sen lan..? Neler yaptın"

"Ben daha önce bu konuda ifade vermiştim başkomiserim. Kitabı hakkında bilgi topluyordum."

"Nerelere gittin o gün?"

"Cengiz Lot'un basın danışmanı arkadaşımdı. Onunla görüşmeye gittim."

"Başka kimseye gitmedin mi?"

"Hayır başkomiserim"

"Ahhhhhhhhh, neden vuruyorsunuz bana?"

"Gel bak sana bir film izleteyim ulan. Bu görüntüleri hatırladın mı?"

"Nereden çıktı amirim bu görüntüler"

"Ebenin şeyinden çıktı...Bu sen değil misin lan?"

"Evet, Selim beyin Aydın beyden alacağı vardı. Ben de onu almaya gitmiştim."

"AHHHHH"

"Doğru söyle lan doğru söyle. O rüşvet parasıydı değil mi, yani şantaj yapıyordunuz herife değil mi lan. Konuşsana...."

"Ne şantajı amirim..Vurmayın ama....Avukatımı istiyorum."

"Göstereceğim sana avukatı merak etme. Konuş lan."

"Doğru söylüyorum amirim."

"Peki o paraları verdin mi Selim'e"

"Vermez miyim?"

" Ha...söyle Hayalet."

"Amirim, Sulhi Çimen'in evinde paraları bulduk. Selim beyin bilgisayarını da o almış."

"Tamam Hayalet, Alın onları gelin buraya"

"Paralar senin evinden çıkmış. Selim İzsüren'in bilgisayarını da senin evinde bulmuşlar. Konuşacak mısın? Yoksa seni bağırtırayım mı?"

"Tamam, tamam amirim. Konuşacağım."

"Selim İzsüren'le yıllardır birlikte çalışırız. Televizyon programlarını da birlikte hazırlardık, bilgilerin çoğunu da ben toplardım. Ancak o bazı kişiler için televizyon programı yapmadan önce o kişilere şantaj yapar, para alırdı. Kısa zamanda meşhur oldu ve iyi bir servet sahibi oldu. Ancak bana sadece sus payı olarak küçük paralar verirdi."

"Yani sen de suç ortağısın."

"Aydın Uyanık da para vermeyi kabul etmişti. Beni gönderdi. İkiyüzbinlira aldım. Selim İzsüren'e verdim. Benim de şu sıralarda paraya çok ihtiyacım vardı. Yetmişbeşbin lirasını bana vermesini istedim. Ama o alay eder gibi, önüme beşbin lira attı. Çok sinirlenmiştim. Önce atıştık. Daha sonra masanın üzerindeki kağıt açacağını alıp, ensesine sapladım. Bilgisayarındaki kitapla ilgili bilgiler kısmından Aydın Uyanık'ın adını çıkarıp, diğer kişilerle ilgili bilgileri içeren CD. yi size verdim."

"Peki seni kim tehdit ediyordu lan?"

"Kimse tehdit etmiyordu. Benden şüphelenmeyin diye öyle bir numara yaptım."

"Ahmet Gülseven gelmese ve telefondaki kayıtlar ortaya çıkması yırtacaktın yani. Öyle mi?"

"Çok pişmanım amirim. Ama bir anlık sinirime kapıldım. Cinayet işledim."

*****

"Geldik amirim."

"Ha, Hayalet, Akbaba, bu hıyar suçunu itiraf etti. İtirafnamesini imzalatın. Gönderin mahkemeye...

"Emredersiniz amirim.

*******

"Behzat, katili bulmuşsun. Tebrik ederim. Ama bazı iş adamları senden şikayetçi olmuşlar."

"Git başımdan be Tahsin. Şimdi o iş adamlarına da sana başlarım. Toz ol..."

"Tamam, ya Behzat ne kızıyorsun? Merak etme ben onlara gerekeni söyledim."

"S......git Tahsin ya...."

SON...

 

 

 

 
Toplam blog
: 974
: 3444
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..