- Kategori
- Anılar
Ben Almanya’da… Dankeschön.4

Resim alıntı.
Yıl 1973…
Çalıştığım iş yeri Shtutgart’ ta bağlı bir kasaba idi…
İş yeri, çift katlı araba park yerleri imal ediyor. Aynı garaja iki otomobil üst üste birbirlerini engellemeden girip çıkıyorlar, yani iki katlı otopark. Bütün işimiz metal işleri ve montaj.
Çalışmamın daha birinci haftası olmamıştı. İş yerinde Almancayı çatapat Tarzan’ca konuşuyorum. Ustabaşı bir gün “ayakkabı numaranı, bir de 20 mark verir misin?” dedi. ( O tarihlerde almanlar para olarak mark kullanıyor.)
Akşamüzeri elinde bizim asker postalı gibi bir botu uzattı. “İş yerinde bundan sonra bunu giyersin” diyerek tembihledi.
Benim kaldığım evde birkaç ayakkabım olduğunu söyledim. O, bu sefer. “Bu botlar özel.” deyince İşin önemini botların özelliklerini öğrenince anladım.
Botun alt tabanının içinde boydan boya ince çelik sac var, iş yerinde dolaşırken her hangi bir nedenle kesilip yere düşmüş çeşitli sac demir gibi ucu sivri metallere basarsan ayağına batmıyor. Bir de botun burun kısmında deri içinde o forma göre yapılmış çelik bir sac daha var, o da ayağına düşecek tahmini iki ton ağırlığında bir nesne sonucu ayak parmaklarını koruyor.
( Yıllar sonra İzmir’de çalıştığım fabrikada bakım şefi arkadaş, pres makinesi tamir ederken ayağına düşen volan yüzünden ayak parmakları kırılmıştı, hâlbuki ben iş yeri sahibine daha önceden Almanya’daki botlardan bahsetmiştim üstelik patron Almanya’da mühendislik okumuş biriydi. )
Almanya’daki bu korumacılığı, meraklı ve araştırmacı olmam dolayısıyla öğrendim.
Şöyle ki:
İşyerindeki kazalarda işveren doğrudan maddi sorumlu, öyle sigorta öder diye bir kanun yok. Kazalarda işçinin bütün masrafını işveren ödüyormuş. Adamlar onun için işçiyi her türlü iş kazasına karşı emniyete alıyor.
Aslında Alman işveren çalıştırdığı işçiyi değil önce ekonomik yönden kendini koruyor. Böylece işçi de iş kazalarına karşı güvende oluyor.
Daha önceki ( Ben Almanya’da… 1.2.3 ) yazdıklarımdaki gibi o ülkelerde kanunları öyle güzel hazırlamışlar ki herkesi koruyorlar…
Kapı komşusu gibi, gidip gelmenin çok kolay olduğu bu ülkelere gidip de, güzel taraflarını görmeyen, ilgililerin, benim ülkemde kör gözüne çalış demeleri, ağırıma gitmiştir hep…