- Kategori
- İnsan Kaynakları
Ben de istifa ettim
Çocukluğumdan beri Beşiktaş Futbol Takımının koyu denecek türde taraftarıydım. Maçlarını kaçırmaz, diğer takım taraftarları ile tartışacak kadar detay bilirdim. Son yıllardaysa; bana değil ilk on biri, takımın kaptanının ismini sorsalar bilemeyecek kadar uzağım siyah beyazdan…
Bugün bir haber okudum. Beşiktaşın efsanesi olan ve Çarşı diye adlandırılan taraftar grubu kendini fesh etmiş, taraftarlıktan istifa etmiş. Enteresan geldi, haberin detayına baktım.Çünkü bu grup, rekorlar kitabına girecek kadar tutkulu yaşıyordu taraftarlığı…
Aklımda kalanlar;kendileri için çıkan söylentiler kabul edilemeyecek boyuta gelmiş, takıma madem zarar verdikleri düşünülüyormuş, oysa ne çok emekleri varmış bu takımın yükselmesinde , tüm zorlukları kimseden destek almadan aşmışlar fakat kendilerine haksızlık yapıldığına karar vererek yok olmayı istifa etmeyi tercih etmişler, yine Beşiktaş aşkı için…
Yani onları yaşama bağlayan en büyük keyiflerini , belki de kimiler için en önemli sebeplerini terk etme kararı vermişler, ona zarar vermemek için…
Ne kadar ilginç geldi istifanın açıklaması…Her gün dünyanın dört bir yanında birileri bir yerlerden, çeşitli sebeplerle istifa ediyor fakat sonuca bakıldığındaysa, verilen emeğe haksızlık edildiği düşüncesi hakim.
Nedir bu emek denilen şey tam olarak bende bilemiyorum artık.Akıl yaşım mı, ömür yaşım mı bilemem ama, kıpırdamaya başladığından beri , bir şeylere, bir yerlere, bazen birilerine emek verdiğimi düşünürüm.Diğer yandan baktığımda ise o emeği neden verdiğimi, niye verdiğimi ve kim için verdiğimi sorgularım.Kendim için yanıtını sessizce fısıldarım kendime, kimse duysun istemem…
Çok yerlerden, çok mevzudan, çok insandan istifa ettim ve genel gerekçem de;verdiğim emeklere haksızlık edildiğidir.
Bugün yine bir yerlerden istifa ettim…Aslında bir yerden demek belki de dar bir ifade şu an yaşadığım için.Artık yaşamdan istifa ettim desem çok mu iç karartıcı olur?Ama içimden geçeni , hissettiğimi ifade edebilecek en yakın cümle bu.Artık yaşamdan istifa ettim!
Emeklerim ziyan olduğu için, güvendiğim çok şeyi yitirdiğim için, haksızlığa uğradığımdan kayıtlı şartlı emin olduğum için istifa ettim.Fakat her ne yaptıysam yaşamak için, yaşamım için, yarın için yaptım.Tüm emeklerim bunun içinken, tabi ki kendim için verdim bu emeği demek en doğal hakkım.Bu dünyaya gelme hakkı bana verilmiş ama yaşama hakkını ancak kendi kendime elde edeceksem eğer, emek vermem gerekmiyor muydu?Yaşamım için verdiğim emek, diğer yandan başkalarına veya bir yerlere fayda da sağlıyorsa, neden emeğime haksızlık edildi demeyeyim ki?
Bu ister Çarşı Grubu olsun, ister birey olsun fark eder mi?İyi oldu diyenlerde oldu onlar için, kötü oldu diyenlerde…Benim içinse kötü oldu diyenler kimdi peki?Benden fayda sağlayan, yani yaşamak için emeğimi verdiğim her şey ya da herkes kötü oldu dedi.Yani çıkarlar çatıştı…Böyle olunca benim sıkça kullandığım ‘Çıkarlarda bir gün inerler’ cümlem gerçek yerini buldu.
Bugün bir yerlerden istifa etmek, benim için yaşamdan istifa etmek anlamına geldi.Bu tanımı da bugün yaptım aslında!Çünkü çokça zamandır, yaşamak için, iyi yaşamak için, gelecek için emek verdiğim çokça şeyden, çokça insandan gördüğüm veya göremediklerimle defalarca sınıra geldim, kiminde istifa ettim, kimini beklemeye aldım ama gittikçe beni zayıflatan, düşüren ve gücümü kaybettiren bu gerilmelerin en sonunda ipi koparan, bugünkü istifam oldu…
Bugünkü istifam, diğer istifalarımın tamamının ipini çekti belki de ve ben böylece yaşamdan istifa ettim.Çünkü diğerlerinde küçük küçük kopmalar gerilmeler, gerilmelerden dolayı sarsıntılar olsa da, ya da beklemeye aldıklarım olsa da, onları bu düzeyde tutmama yarayan ya da geride tutmama yarayan işimden istifa ettim.
İşten istifa edişimle birlikte, geride kalan veya beklemeye kalan diğerleri de birden döküldü önüme…Çünkü onları yok sayacak ya da arkama alacak beni oyalayacak, düşünmememi sağlayacak olan işimden istifa ettim.Böylece yaşamdan istifamda hemen geliverdi.
Emek harcarken, kendim için yapıyorum demez hiç kimse…Öze indiğinde belki bunu görür.Fakat harcanan emek bir yerlere veya birilerine doğru olduğu için.Emeklerim değer görmüyor isyanı ile iç içe olur insan.Haksız da değil hani, madem ben emek veriyorum, çileyi ben çekiyorum, sonrasında iyi olmak için, bugün fayda sağladıklarım için emek verdim ya da ziyan oldu demek yanlış olur mu?
Çok emekler verdim ben de… Sanki yaşama sebebimmiş gibi var olduğum her yere, var olduğum her yaşama nakış gibi işledim emeklerimi.İyi olsun istedim.İyi olduğunu görmeyince de sinirlendim kızdım, kırıldım…Yaşamda amatörce davranmaksa bunun ismi ben amatörüm.
Bir amacı olmalı insanın! Boş yere yaşamak yerine bir amacı olmalı! Sadece kendisine değil, başkalarına da, başka evlere, başka çemberlere faydası olmalı.Var olmanın, değer görmenin anlamı bu.Sadece kendime yaşamak için geldiysem eğer, ne tadı kalacaktı ki, bu dünyaya fırlatılmanın?
Fakat benim kadar çok dolu olmak da iyi değil…Yaşam mükafatlarını cimri tuttu bana.Bir şeyler iyi derken, kazandım işte derken, oldu bu sefer derken, her şey alt üst oluverdi.Ya da başka yerlerden arıza almaya başlayınca, iyi olanları kaybetmeye başladım.Uzun süreli, uzun soluklu mükafatlarım olmadı verdiğim emeklere karşılık yaşamdan gördüğüm.
Bu duygular içinde nice zamandır savaş verirken, kendi kendime uğraşırken, belki de sessizce, ilk defa bir yerlerden herhangi bir sebeple yada herhangi bir şey için, bir destek bulmayı görmeyi beklerken, içimde birikenlerin, gördüklerimin, duyduklarımın ve yaşama karşı mağlubiyetlerimden geriye kalan yorgunluklarım bugün bana yeter dedirtti!Haksızlığı göz göre göre kabul etmek yerine, istifa ederim dedim galiba…Ama bu benim yaşamdan istifam oldu işte!
Artık hiç bir şey gelmiyor içimden… Yüzüm nicedir gülmüyordu ve ben oynuyordum, içimdeki savaşlar, isyanlar, içimde avaz avaz bağıran çocuklar geceleri beni uyutmuyordu, yine de oynuyordum.Kimileri içimdeki karmaşaya şahit olurken yersizlik diyordu belki kimileri rahat batıyor diyordu, kimileri ise amma çok şey istiyor diyordu.Oysa sadece olduğum her yerde güven duymak istiyordum, emin olmak istiyordum.İnançlarımdan geriye kalan becerebildiğim işimdi belki de, tek güvendiğim, tek güvencem, garantim için bir sebep olan işim…Ondan bugün istifa ettim.
Verilen emeklerden istifa etmek de böyle bir şey işte.Çarşılılar içinde benim içinde diğerleri içinde.Belki tek fark, kişisel bencillik alanlarıdır.Kimi daha çok verir, kimi daha az.
Yaşamdan istifa ettim…Seçme hakkımı bu defa bencilce kullandım.Yaşamın omuzlarıma yüklediği görünen ve gizli yüklerine , sorumluluklarına rağmen, nasıl başa çıkacağımı, nasıl çözeceğimi bilemediğim tüm sorunlarıma rağmen, göz göre göre, bile bile tek güvencem olduğunu bile bile işimden istifa ettim, yaşamdan istifa ettim.
Yaşam bir yangın alanıydı ve ben cesur itfaiyeci. Atıyordum kendimi ateşlere gerekli gereksiz, sonra bir yerlerim tutuşuyordu, diğer yandan yangınlar sönüyordu da bana ne olduğunu fark eden olmuyordu.
Şimdi bu cümleyi yazmakla birlikte bir şiirini dizeleri geldi aklıma;
Akşam oluyor, kapı çalıyor, açıyorum ama açtığımı gören olmuyor
Pişirdiğim yemekler yeniyor da, eline sağlık diyen olmuyor…
Bunun gibi işte…Böyle pes ediyor insan..Çıkarlar insinler dedim…Omzumdaki yükler, sorumluluklar, problemler bugün bari yakamdan düşsün, belki bir sihirli değnek de beni bulur yeniden sırtlarım hepsini ve bir yerlere yine emek vermeye, yaşamaya karar veririm.
Bugün istifa ettim yaşamdan… Kimse dokunmasın bana… Yüreğimin yükü öyle ağır ki zaten, gözlerime yükleniyor ben boşaltıyorum… Sabaha kadar sürecek bu doldur boşalt…
Sonra…
Bu sefer sonrası yok sanırım..Gözlerimin yükünden önümü göremiyorum…En iyisi sessizce yaşamın üzerimden geçip gitmesini beklemek…Biraz karamsar gibi görünse de bu durum, en azından şimdilik kendimi beklemeye aldım…Henüz sınıfta kalmadım.İnanmadım daha sınıfta kaldığıma, hiç bir şeyim, olmasa da, hiçbir şeyim işe yaramasa da, bundan sonra kimseye faydam olmasa da, istifa etmediğim insanlığım var cebimde…Belki kaybedişlerimin sonunu insanlığım getirecek …
Ve yeniden, her hangi bir sebep için, her hangi bir yer için ya da herhangi insanlar için emek vermeye devam ederek içinde bulunduğum döngüdeki misyonumu tamamlayacağım.Ya da yine yarım kalacağım bir yerlerde, trafik sıkışacak, ben çarpıp arabanın kapısını koşarak bu yaşamın sonu nerde diye olduğum yerde sonu arayacağım.
Anlayacağım ki;insanlıkta emek de fayda etmiyor yaşamak için.Sadece biraz şansa ve yüklerine omuz atacak yaşam meleklerine desteğine ihtiyacı var insanın…Siz kimin meleğisiniz?Veya boşta gezen bir melek tanıyor musunuz? İstifa etmemiş olan?