​ Ben de oradaydım / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
 

Ben de oradaydım

Ben de oradaydım
 

Ben ve Taksim


Çok klasik bir ifade vardır ya hani anlatılmaz ancak yaşanır diye, evet bu gün Taksime gitmeye karar vermiştim koşullar ne olursa olsun. Kızıma şaka yollu gel beraber gidelim dedim, o sosyal medyada izlemiş çocukların kaybolduğunu insanların yaralandığını öğrenince korkmuş hatta bana da Baba gitme dedi. Kızımın adı adı Gülce ve 12 yaşında, sonra birkaç arkadaşımı aradım kimi gitmiş kimi de başka işlerinin olduğu bahanesiyle gelemeyeceklerini söylediler. Neyse kararlıydım İlçeye uğradım (bu deyim çok genel bir ifadedir oğlum ilçeye küçükken Atatürk’ün evi derdi, herkes gülerdi, şimdi 19 yaşında ismi Merthan)

Önce Zeytinburnu İskelesine oradan da Beşiktaş’a geldik ve Beşiktaş’tan da yaya olarak korteş eşliğinde Taksime ulaştık her yerden akın akın milyonlarca insan Taksime gelmişti, içime doğmuştu bu manzarayı gördüğüm ve bugünü yaşadığım için çok mutlu olmuştum. Taksim gerçekten halk tarafından işgal edilmişti.

Taksim beş gündür bu ülkede belki de en çok konuşulan kelimedir. O kelimeyle özdeş kavramlar vardır, İstanbul’un Kent Merkezi olarak bilinir, yapılan toplu gösterilen ana merkezidir ayrıca. Yılbaşı eğlenceleri ile anılır, uluslar arası başarı sağlayan tüm ulus şampiyonları oraya çıkar başarılı olduğunu haykırır. 1 Mayıslarda, İşçi, emekçi direnişinin sembolü ve toplanma yeridir. Tabii 1977 İşçi Bayramında, 34 kişinin hayatını kaybettiği 136 kişinin yaralanması sonucu Kanlı 1 Mayıs ile de anılır.

İstiklal caddesi ve çevresindeki hareketlilik İstanbul’un dinamizmini yansıtır, motor görevi görür sanki. İnsanları ile Birleşmiş Milletler gibidir her ülkeden insana her an rastlamak mümkündür. Kültür ve eğlence merkezi sayılır bir anlamda da. Gençlerin, orta yaşlıların, hatta ihtiyarların kendilerini özgür hissettikleri ve kendilerini ifade edebildikleri yegane merkezdir. Çokça sokak satıcısı ve anketörlere rastlanır burada. Taksim, birçok kavramı sembolize eder yani. Camii yapılacağı ile de tartışılan bir alandır burası.

Kent merkezleri aslında yaşanılan, ikamet edilen, durulan meskûn mahaller değildir, gel geç yerlerdir. Taksim farklıdır her anlamda. Her an Taksimin bir köşesinde medyatik bir siyasetçiye bir sanatçıya veya bir medya maymunu bir ünlüye rastlayabilir, karşılaşabilirsiniz.

5 gündür yaşanılanları, Taksim direnişini sadece iki ağacın katline yönelik AVM yapılmasına tepkisel bir sosyal davranış olarak tanıma indirgemek, o şanlı ve onurlu direnişi küçümsemek ve hiçsizleştirmek olur. Arap Baharı benzetmesi ise kafası karışık soysal Analizatörlerin basit bir ifadesinden ibarettir. Çünkü yüce Atatürk bundan tam 90 yıl önce fakir, yoksul, umudu kaybolmuş Anadolu insanı ile emperyalizme tarihi bir ders verip, Türkiye Cumhuriyetini kurarak bu Ülkede Baharı başlatmıştır. Özerk, çağdaş, özgün düşünebilen, erdemli, onurlu, ahlaklı, bağımsız insanlar bunu bilmektedir. Bu ülkenin baharı 90 yıl önce gerçekleşmiş olup, bu direniş olsa olsa bir bağ bozumudur.

Peki nedir Taksim Direnişi o zaman?

Burjuvalara, emperyalist yanlılarına, din tacirlerine, göbeğini kaşıyıp düşünme gereği duymayan insancıklara, uşaklığı sevenlere, işbirlikçilere, malı-mülk para-pul sahibi olanlara, Adıyaman’da üst kaymak takımı güzel sebze yesin diye işçilik yaparken balık istifi işe giderken ölen tarım işçilerinin cesetleri soğumadan klimalı mekanlarda koltuklarında oturanlara, gölgesi satılamayan ağacı kesenlere, kesmeye yeltenenlere, doğayı katl edenlere bil cümle tüm haksızlıklara karşı cesur milyonlarca insanın doğal reflekslerinden oluşan bir sosyal davranıştır.

Yoksa, Siz bu eylemleri uyduruk (bazılarının söylemi ile) iki ağaç kesildi veya kesilecek diye mi yapıldı, yapılıyor sanıyorsunuz? O “iki uyduruk ağaç” Ülke tarihine, doğaya, insanlığa karşı yapılmış iki sağlam tanık, iki kıymetli. Hatta bu tanıklığı ülkemizin bağımlı uşak medyası göstermediği halde dünyanın diğer tüm ülkeleri de gördü, canlı yayın ile.

Taksimde milyonlarca insan bir araya gelerek bu ülkenin, bu kentin, bu ilçenin, kasabanın, köyün, mahallenin, ağaçların, parkların, sokakların, caddelerin gerçek sahiplerinin nicellerden oy almışların değil o tek bedene sığmış cesur yüreklere ait olduğunu gösterdi. Ve sahiplerine terk edildi.

Sizde gördünüz değil mi? Sosyal medyada “Diren gezi parkı” sloganı ile özdeşleşen eylem yerini buldu, Taksim ruhu ile üzerindeki yaşayan ve onu ziyaret eden tarihe not düşecek kadar cesur onurlu insanlarla direndi ve kazandı.

Nizamettin BİBER

 
Toplam blog
: 887
: 2743
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..