Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '11

 
Kategori
Siyaset
 

Ben de Taksim'deydim

Türkiye’nin her yerinde 1 Mayıs kutlanır ama Taksim’de bir başka…
Çünkü, insan Taksimde 1 Mayıs’ı kutlamıyor adeta 1 Mayıs oluyor…
Bu zamana kadar hiç görmemiştim İstanbul’u ve görmeyi de hiç düşünmüyordum.
Hatta ve hatta İstanbul hakında da ileri geri konuşuyordum sağda solda…
Ama İstanbul’u görmeden küs olmam, 1 Mayıs’a da küs olmamı gerektirmiyor diye düşünerek, 34 yıllık direnişe omuz vermek istedim…
Ancak bu yıl hiçbir siyasal ve sendikal örgüt, Taksime gitmeyip bulundukları yerlerde bayramı kutlama kararı aldığı için neredeyse gidemiyordum…
İmdadıma Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP) yetişti…
Cumartesi gece saat 21:30’da parti merkezinden hareket ettik Türkiye’nin en onurlu alanına doğru…
Zaman zaman uyuduk, zaman zaman marşlar söyledik…
Ama her durduğumuz yerde halay çekmeyi ihmal etmedik (ben hariç)…
Susurlukta verdiğimiz uzun molanın ardından vapura kadar uyumuşum…
Vapura bindiğimizde güneşin doğmasına 1-2 saat vardı…
Tam güneşin doğuşunda Boğaziçi Köprüsüne varacağımızı duydum…
Meşhur köprüden görmek için sabırsızlanıyordum İstanbul’u…
Ama göstermedi bana yüzünü…
Belki nazlandı, belki de kırgındı hakkında söylediklerimden dolayı…
Uzun bir süre yoğun sis içinde ilerledik…
Ancak İnönü Stanın avlusuna indiğimizde görebildim İstanbul’u…
Satadın yanındaki rampadan çıkarken bu sefer Taksimi görmek için heyecanlanıyordum…
Sabahın çok erken bir saatinde girdik öncü arkadaşlarla beraber, pankart asmak için Taksim meydanına…
Arama noktasından geçince uzaktan gördüm Taksimi, büyük bir hayal kırıklığı ile…
Koskocaman kentin, o onurlu meydanı bir karış geldi gözüme…
Kendi küçük ama tarihteki yeri ve önemi büyük diye avuttum kendimi…
Tabi partili arkadaşlar tecrübeli oldukları için pankart etüdü yaptılar, bir arkadaşımız orada ufak bir kaza geçirip yaralandı…
Yani Taksim ilk kanını aldı, en büyüğü bu olsun diye temenni ettik ve meydana dağıldık…
Kimimiz çatılara, kimimiz anıta, kimimiz de durak tepelerine…
Birtek ben anasını kaybetmiş kuzu gibi ortada kaldım, ama kısa sürede anıtın yanında yerimi aldım…
Meğersem anıtta çelenk koyma töreni olacakmış, tecrübeli arkadaşlar hemen bariyerlerin açılacak kısmında yerlerini aldılar ve bariyer açılır açılmaz gazetecilerden hatta çelenkten bile önce anıta girdiler…
Tabii ben eksik tecrübem ile koruma dalgasına tutuldum, Mustafa Kumlunun korumaları tarafından bariyerlerin dışına atıldım…
Bariyerlerin üzerinden tırmanmak istedim onların da üzerine devlet gres yağı sürmüş, ayaklarım kaydı neredeyse kafam kırılıyordu…
Çelenk merasimi bittikten sonra arkamı döndüğümde Taksim insana kesmişti…
Örgütler yerlerini aldıkça doluyor ve adeta insana doymuyordu…
Birkaç münferit olay haricinde Taksimde 1 Mayıs müthişti…
Taksimin en coşkulu an’ı ise Grup Yorum ve Kardeş Türküler konseriydi…
Halaylar çekildi, marşlar söylendi ve 34 yıllık zincir kırıldı…
Ama ne 1977’de ölen yoldaşlar unutuldu, ne de 1989’da Şişhanede polis kurşunuyla vurulan Mehmet Yoldaş…
Meydan boşaldıktan sonra tekrar gezme fırsatım oldu ve o meşhur kazancı yokuşuna gittim…
Gördüğüm manzara gerçekten ürkütücüydü…
Çünkü, Allah muhafaza ayağın takılıp düşsen bir tarafını kırarsın o yokuşta…
Hem dik, hem de dar…
1977’de hiç orada olmak istemezdim…
Dönüşte ise görüşmem gereken dostlarım ile sözleştiğim için Halkın Kurtuluş Partisi ile dönemedim…
Gece 22:25 otobüsü ile döndüm İzmir’e …
Ve dönerken boğazda yüzünü görme fırsatım oldu Şehr-i İstanbul’un…
Güzelliği karşısında hakkında söylediklerimden ötürü hicap duydum…
Bundan sonra sık sık görüşürüz…
Zira 1 Mayısı başka bir yerde kutlayamam artık…

NOT: Ben bu satırları yazarken ABD güçleri USAme Bin Ladin’i öldürmüşler. Kendi beslediği köpeğin ekmeğini kesti ABD… Bu da demek oluyor ki Bin Ladin’e verilen islami terörizm misyonunu tamamladı, artık yeni bir islami terörizm yaratılacak…
Benim en merak ettiğim açıklama ise başbakanın bu konudaki açıklaması... İster misiniz memleketteki tartışmaların etkisinde kalarak; onlar -BİN- Ladin öldürürse biz de onların karşısında -ONBİN- Ladin öldürürüz ama gerginlik çıksın istemiyoruz… Desin
 

 
Toplam blog
: 19
: 471
Kayıt tarihi
: 30.03.11
 
 

Bir çok yerel ve bölgesel gazetede köşe yazarı olarak çalıştım ve hepsinden direk ya da dolaylı olar..