- Kategori
- Sivil Toplum
Ben demiştim yazısı
Bu bir ben demiştim yazısıdır. Gelenek şöyledir. Bir tahmin tutarsa eğer "ben demiştim demeyi sevmem ama" diye başlayan bir cümle üzülüyormuş gibi yapılarak kurulur ve içten içe sevinç duyulur. Bu yazı hiç de gizli duygular taşımayan bir ben demiştim yazısıdır. Sevinç veya üzüntü içermeyen bir yazıdır.
Sayın okurlar "seçim araştırmaları", "halk en iyiyi bilir mi" ve dahi sesimi biraz genel ortamlarda duyurabildiğim 1999 lardan bu yana olan tüm konuşma ve yazılarıma bakılırsa eğer zaten bu sonucu defalarca yazdığım görülür. Bu arada blog editörümüze not, eğer beni Sayın Özkök, Sayın Ergin veya Sayın Doğan ile tanıştırırsa çok ucuza (düşünün normal kendi işlerimi yaparken bu seçim sonuçlarını yazmış durumdayım, kayıtlı belgeleri tam da burada Milliyet' te) Doğan grubuna bir yazar kazandırmış olur.
Sayın okurlar bu seçim sonuçları bugün AKP yarın bir başka sağ siyasi parti için bir ek ya da üstün başarı değildir. Bakın bir önceki yazımda yine belirttim Türk toplumunun en az % 65' i sağdır. Bu sağ klasik Avrupa sağı değildir. Yineliyorum bizde sağ olmak adeta derimiz gibidir ayrılamaz.Türk toplumunun sağ ya da sol (lafın gelişi tabi) % 99 'u ise uzun vadeli analitik ve kurumsal düşünmez. Bireysel ve kısa vadeli düşünür. Bu nedenle bu toplum inanılmaz farklı bir mantıkla hiç solun iktidar olmadığı (zaten gerçek çağdaş demokrat solun da olmadığı) bir siyasi süreçte başarısızlıklardan solu sorumlu tutar. Bu nedenle başarısız bir sağın alternatifi yine farklımsı (farklı demiyorum) bir başka sağ olmuştur. Bu kemik kitle ile de böyle sonuç alınır. Bu son derece normal . Bundan sonra da Türkiye' de hep sağ iktidarlar olacaktır. Bu nedenle defalarca yazdığımı bir kez daha yazıyorum, eğer seçim sonuçlarına oy oranı veya sandalye sayısı olarak bakacak olursanız ne AKP açısından olağanüstü bir başarı vardır (zaten mevcut en az % 65' in % 47' sini almıştır) ne de CHP açısından olağanüstü bir başarısızlık (olmayan solda çok az da olsa oy oranı artmış bile gözüküyor) vardır.
Ama CHP ve sayın Baykal başarısızdır. Bu başarısızlık farklı bir bakış açısı getirememeleridir. Bunu israrla duyuramamalarıdır. Duyurmaları toplumun anlamasını gerektirmez. Sonuçta anlatılan karşı tarafın ne kadar anlamak istediği ile sınırlıdır. Size garanti ediyorum, CHP veya bir başka parti gerçek matematik doğruları söylediği anda bu ülkede bırakın % 20' yi % 5 bile oy alamaz. Ama bunu CHP' nin ve onun liderinin yapması gerekir. Çünkü yine de şu anki hallerinden bağımsız bir tarihsel ağırlıkları vardır. Ve medyanın başarı kriterinin oy oranı değil, proje içeriği, getirilen önerinin doğruluğu olması gerekir. İşte CHP' si, sayın Baykal ve onları eleştiren medyanın başarısızlığı buradadır.
Sayın Baykal' ın ne kadar dürüst olduğu (veya bir başka politikacının) bu toplumu ilgilendirmiyor, dokunulmazlıklar bu toplumu ilgilendirmiyor, çevre, doğa, yok olan bize miras kültürel varlıklarımız bu toplumu ilgilendirmiyor. Bu toplum kurtarılmış bir Hasankeyfi değil Hasankeyfin üzerine yapılacak süresi belli barajı daha çok seviyor. Bu toplum yeteri kadar / yaşayacağı / yaşatabileceği kadar doğmayı değil, doğabildiği kadar doğup ona devletin bakmasını seviyor. Bu toplum gerçek üniversiteyi değil üniversite tabelasını seviyor (ki altında simit satıp köşeyi dönsün). Bu toplumun AKP' ne oy vermeyen % 20' si bile duble yolları seviyor. Bu örnekleri uzatabilirim.
Sonuçta sayın okurlar eğer teorik demokrasiye zerre kadar inanıyorsak bu sonuçları kabul edececeğiz, saygı duyacağız. Ve yapmamız gereken kendimizden başlayarak hayata bakışımızı, düşünce sistematiğimizi değiştirmek olacak. Bu sistematiği Türk siyasi hayatına yepyeni bir soluk olarak sokmaya çalışacağız. Doğaldır ki buna başlarsak kısa vadede başarısız olacağız, ama gelecek için bir umudun temellerini atmış olacağız.