​ Ben o ödülü kabul etmiyorum! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
 

Ben o ödülü kabul etmiyorum!

Ben o ödülü kabul etmiyorum!
 

murat barut


Tamam, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı olabilirsiniz ama bu durum yaptığınız her şeye, aldığınız bu ve benzer ödüllere ortak olacağım anlamını taşımıyor. Bu ödülün hisseme düşen kısmını reddediyor ve şahsınıza iade ediyorum. Mademki Türk Halkı adına aldığınızı söylüyorsunuz o ödülü benim de söyleyeceğim şeyler vardır anlatayım neden kabul etmediğimi…

Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bana göre şehit edilişinin (ölüm raporundaki şaibeyi bilmeyeniniz yoktur sanırım) 72. yıl dönümüne rast gelen bir ödül töreni yaşadık. Emperyalizme ve emperyalistlere karşı en büyük savaşı veren Aziz Vatanımızın Kurucusu Ulu Önderimizi minnet ve dualarımızla andığımız bu hüzünlü günde, Sayın Cumhurbaşkanı koşarak İngiltere Kraliçesinin Sarayına gitti ve Kraliçenin ellerinden aldı ödülünü. İngilizler ki emperyalizmin en şiddetli uygulayıcısı olmuşlardır tarihin her döneminde. Ülkemizi de parçalayıp yok etmek amacıyla topraklarımızı işgal eden en büyük düşman unsurudur İngilizler!

Neden ödül verme ihtiyacı duymuş Kraliçe hemen bir bakalım; Uluslararası alanda oynadığı yapıcı rol, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi, Pakistan-Afganistan liderlerini bir araya getirme girişimleri, Irak’ta ulusal birliğin sağlanmasına yönelik çabalarından dolayı ödüle layık görmüş Sayın Abdullah Gül’ü. Sahi gerçek mi bunlar? Bu çabalarda bunmuş da ne olmuş acaba? Hemen kısaca bir bakalım duruma…

Ermenistan’la ilişkilerde normalleşme sağlanmış da bizim haberimiz mi yok? Eğer böyleyse Ermenistan; 1915 olaylarına yol açtıkları ve Türkleri katlettikleri için özür dilemiş, Azeri kardeşlerimizden Hocalı katliamları için özür dileyip işgal ettikleri Dağlık Karabağ’dan çekilmiş olmalılar. Türkiye üzerindeki emellerinden vazgeçmiş, bizi her alanda ve her anlamda dünyanın gözünde mahkûm ettirmek çabalarından dolayı pişman olmuş af dilemiş olmalıdır. Başta AB parlamentoları olmak üzere sair ülke parlamentolarında Türkiye’yi mahkûm ettirme girişimlerinden dolayı özür dilemiş ve bizlere verdikleri her türlü zararlardan dolayı pişman olmuş ve tazminat ödemeyi kabul etmiş olmalılar ki ilişkilerimizde normalleşme sağlanmış olsun. Yok, hayır zaten biz Ermeni iddialarından ve katliamlarından rahatsız değiliz, Ermeniler haklıdır yaptıklarında diyorsanız… Sorun da yoktur size göre ve normaldir zaten her şey!

Irak’ta ulusal birlik mi sağlanmıştır? Hadi canım sizde…

ABD ve İngilizlerin emperyalist planlarının ve uygulamalarının 21. Y.Y da dahi asla hız kesmediğinin en net fotoğrafı değil midir, düzmece bahanelerle Irak’ın işgal edilmesi. Ulusal bütünlükten, demokrasi ve özgürlük getirmekten bahsedenler Irak’ın Kuzeyinde bir kukla devlet oluşturmadılar mı? Sayın Cumhurbaşkanım iktidar ve sizler de Barzani köpeğine gereken desteği verdiniz ve Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu’da ilk kez Kuzey Irak için Kürdistan ifadelerini kullandı. Bununla da kalmadınız 5 Mart 2010 da Müsteşar Aydın Selcen’i konsolos olarak atadınız Kuzey Irak’a. Bu mudur Irak’ın ulusal birliğini korumak yönündeki çabanız? 2 milyonun üzerinde din kardeşimizi katleden ABD ve İngiliz koalisyonuna destek vermek midir çabadan kasıt? Musul ve Kerkük üzerinde hiçbir hakkımızın kalmamış olması ve orada yaşayan Türkmen kardeşlerimizin tapularının ve mal varlıklarının elinden alınmasına seyirci kalmak ve gördüğü zulümlere sessiz kalmak mıdır ödüle değer çabalar? Barzani köpeğine ‘kardeşim’ hitabıyla cıvıklaştırılan ve vıcık vıcık sürdürülen politikalar mıdır çabalara örnek olan durum? Topraklarımızda gözü olan Barzani daha dün Özerk Kürdistan için desteklerini açıklamadı mı? Benim için kahredicidir işte bütün bu olanlar!

Yok, hayır biz bu olanlardan rahatsızlık duymuyoruz diyorsanız, sorun da yoktur ve Irak’ın Ulusal birliği de zaten katkılarınızla sağlanmıştır o halde!

Bir şeyden daha bahsetmek isterim; İngilizlerin 1. dünya savaşı yıllarında Arabistan cephesinde tutsak ettiği 15 bin Türk askerini kör edilmesi olayıdır bahse konu olay. Mısırda bulunan bir toplama kampına götürülen askerlerimizi, türlü işkence ve aşağılamadan sonra dezenfekte edeceğiz diyerek soktukları katran havuzlarında kör etmiştir İngilizler. Milletimize yaşattıkları bu insanlık dışı dramdan bahsetmenizi ve milletimiz adına özür talebinde bulunmanızı beklerdim…

Kısaca bu sebeplerdir, ödülünüzden kendi payıma düşeni iade etmeme neden olan!

Keşke şu yazdıklarım bir an düşünülmüş olsaydı…

10/11/2010

Murat BARUT

 
Toplam blog
: 13
: 491
Kayıt tarihi
: 19.09.10
 
 

Zonguldak doğumluyum, İlk orta ve lise eğitimimi Zonguldak ilinde tamamladıktan sonra yüksek öğretim..