​ Ben saatleri hiç sevmem!!! / Fotoğraf / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Fotoğraf
 

Ben saatleri hiç sevmem!!!

Hayatta herşey bir hiçken yapılan şeylerin bir amacı yokken, umarsızca insanoğlu var olanı öldürüyor, hazırı tüketiyor ve zamanını geçiriyordu; zamanın ne olduğunu bilmeden..

Bir şeyin zamanını tarif etmek için güneşin konumu yeterliydi onlara, ancak insan geliştikçe; hayat gününde, daha fazla şeyler yapmaya ve iletişim kurmaya başladıkça mecbur kaldı, o masum zamana ilk prangasını vurmaya ve önce günler geldi kavram olarak, ardından da hızlıca ister istemez 24’e bölmek zorunda kaldılar günü. Artık güneşin konumu yeryüzünde şekil almıştı gölgesinden ve ilk sırrı farkedilmişti insan tarafından. Ama neyseki bu kadardı, yetiyordu bu küçük sır şimdilik..

Ancak zamanla hızlandı hırslı ve arsız insanın yaşamı. Yedi bitirdi saat başlarını düşünmeden, yetmedi bu sefer de yaşam ellerinden kelepçelendi; 60’ a bölündü saatler gözyaşları arasında. Dakikalarla ölçülmeye başlandı bazı şeyler bu yaşamda. Tabiki peşinden bu da yetmeyecekti ve yetmedi de zaten.. O kadar hızlandı ki herşey 1 dakika yavaş kaldı yanında. Demirparmaklıklar ardında bir ömür biçtiler bu sefer yaşama; dakikayı da 60’a böldükleri gün!

Ben saatleri hiç sevmem!! Ömrümü saydıklarını farkettiğim gün düşman oldum saatlere. O çılgın saniye hızla atarken ve bana sesini duyurmaya delicesine uğraşırken daha da nefret ettim ondan. Tik Tak Tak… hepimizin hayatından 3 saniyesi geçti şuanda.

Zaman kavramı göreceli bilirsiniz. Sevgilinizle, babalardan kaçak gidilen bir deniz kenarında, vitesi 5‘e takan nefret saat son hız ilerler… Biter yiter o güzel süre… Ama bir hastane kapısında, sevdiğiniz içerdeyken geçmek bilmez o saniyeler… Dedim ya nefret ediyorum saatlerden. Her şekilde karşı saflardayız onunla… Söyleyin ne zaman yanınızda oldu saat, ne zaman destek oldu. Ne zaman sözünüzü dinledi… Hiçbir zaman!!! Bencilce gülerek istediği gibi davrandı bizlere…

Dünyadaki en büyük savaşlar; siyahla beyazın savaşıdır. Ateşle suyun savaşıdır. Zıtlıklar savaşı, yaptıkları eylemler bile savaşır birbiriyle siyah karartmak ister, beyaz aydınlatmak, ateş yakmak ister su söndürmek, cenazede siyah giyersin, evlenirken beyaz. Sürekli birbirine düşman davranışlar sürer gider… İşte bu yüzden dünyadaki en büyük savaşlardan biri olan saatle fotoğrafın savaşında da ben fotoğrafın en büyük savunucuyum…

Saatlere dakikalara saniyelere inat bu güzel yaşamı sürekli durdururum!! Her deklanşöre bastığımda, yelkovana karşı bir zafer kazanırım.. Bütün telaşlara, bütün yetişmelere, bütün tartışmalara inat herşeyi bir anda durdururum, anı yakalarım ve bırakmam! Karşımdaki manzaraya 10 dakikadır bakmama rağmen, aynı manzaraya bakamıyorum… Ama fotoğrafı elimde, kaçamaz benden şımarıkça salınan şu ışıklar. Az önce denizin yaptığı hınzırca dalgalanmayı, nasıl böylesine farkedicektim yoksa… Baksak da göremiyoruz ki herşeyi! İşte görebilmenin ve gerçek farkındalığın tek anahtarı elimde sır gibi duruyor…

Otomobiller hızla geçiyor önümden kimbilir nereye yetişiyorlar, kimbilir neler konuşuluyor onların içinde, ne dertler paylaşılıyor, ne sevinçlere kahkaha atıyorlar. Belki de az öce zamandan çaldıkları 5 dakikaya seviniyorlardır ama kimse kusura bakmasın bende onlardan az önce 1 saniye çaldım… :-)

 
Toplam blog
: 5
: 629
Kayıt tarihi
: 06.04.08
 
 

1981 yılında İzmir'de dünyaya gelmiş olmam bence hayatımın en güzel başlangıç şekli.. En yaşanılası ..