Bende biraz Don Kişotluk var herhalde!.. Peki ya sende? / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '15

 
Kategori
İlişkiler
 

Bende biraz Don Kişotluk var herhalde!.. Peki ya sende?

Bende biraz Don Kişotluk var herhalde!.. Peki ya sende?
 

Don Kişotluğum tutmaya görsün. Ne engel ne mesafe tanırım. Tıpkı onun ruhuna sahip herkes gibi.


Bu aralar elimde, Miguel de Cervantes Saavedra'nın ölümsüz eseri, roman türünün anası sayılan, okuyanları derinden etkilemiş, "La Mancha'lı Asilzade Don Quijote" var. Yapı Kredi Yayınları'ndan Roza Hakmen'in İspanyolca orjinal metninden çevirdiği, iki cilt ve 910 sayfalık eser; henüz sadece 250 sayfasını okumuş olmama rağmen, her satırında şunu söyletiyor bana: "Bende de biraz Don Kişotluk mu var ne!"

Peki ya sen? Eğer okuduysan, sana da aynı soruyu sordurmuş muydu bu muhteşem kitap?

En umulmadık anlarda kahkaha krizlerine girmiş miydin sen de? Hiç farkında olmadan, yeldeğirmenlerine saldıran hallerin geldi mi gözünün önüne? Haksızlığa karşı olmak, mazlumdan yana tavır almak, gücünün çok üstünde hedef ve düşmanlara korkusuzca saldırmak; zaman zaman senin de göze alabildiğin şeylerdense; sen de benim gibi Don Kişotluk damarı kabaranlardansın; hiç şüphe yok!

İnsanlığın dertleri, büyük üzüntülere sürüklese de beni, kahramanımız gibi; aklım, fikrim, ruhum çoğunlukla kendi ülkemin topraklarında kalıyor bu günlerde. Ülkesinin gdişinden endişe duyan her duyarlı Türk vatandaşı gibi...

İnsanlık adına hak aramak, dünyanın her yanını olabildiğince eşit kılmak, baskıcı yönetimlere karşı durmak, dini; öbür dünyayı silah edinerek buradaki yaşama uygulanacak baskının en ucuz, en sıradan, en hızlı sonuç alan aracına dönüştürmek; "Ben insanım," diyen herkesi derinden rahatsız ediyordur muhakkak.

Fazlaca ütopik de olsa; tüm insanları mutlu düşlemek, kendinle dalga geçebilmek ve özeleştiri yapabilme becerisine kavuşmuş olmak, çevrendeki, himayendeki insanlardan, etrafında dönen her olaydan kendine de bir sorumluluk çıkarmak; istesen de, istemesen de bizim kafamızdaki herkesi Don Kişotlaştırıyor kendiliğinden...

Milliyet Blog'un değerli yazarlarından; insani yönü ve kalitesi fazlasıyla gelişmiş, güzeli fark etmek konusunda olağanüstü bir farkındalık becerisine sahip, övgüde cömert, eleştiride hem çok temkinli hem çok gerçekçi, yüreğindeki derin insan sevgisini her hareketiyle hisettiren, engin yaşam ve devlet deneyimini yazı ve yorumlarında dile getiren, hem hayat hem yazı ağabeyim saydığım, meslek yaşamı başarılarla dolu, emekli diplomat, sayın Refik Başdere; beni hayatımda Don Kişot'a benzeten ilk kişi olduğunda; hem çok gururlanmış  hem çok tuhaf hissetmiştim kendimi...

Acaba ben de Don Kişot kadar idealist ve hayalperest miydim? Yaratıcılığım, onunla boy ölçüşebilir miydi? zekam, hayal gücüm onun kadar  güçlü ve yaratıcı mıydı? Cesaretim, delilik sınırlarını bile aşacak kadar sınırsız mıydı? Cüretkarlığım, olduğum gibi davranma gayretim, La Macha'lı asilzademizle yarışabilecek gerçeklikte miydi? Öyle olmasını dilesem de, sanmam. Bu, kendini beğenmişlikte fazla ileri gitmek olur.

Ancak, tüm bunlara rağmen, emin olduğum şey şu: Evet, ben de pek sınır tanımayan, zaman zaman haddini de, hududunu da aşan, katıksız bir deliyim. Tıpkı son tahlilde kendi aklıyla kalbinin çizdiği yoldan yürümeyi tercih eden bütün insanlar gibi...

Ülkemdeki normal insan standartları göz önüne alındığında, çok da akıllı bir adam olduğum söylenemez! Zaten, bizim buralardaki ölçülerle, akıllı olmaktan uslu davranmaktan çok da hazzetmem  doğrusu. Çünkü bizde, "Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrrahman Çelebi derler!" Kime, neye göre değer verildiği belli değil...

Ülkem ve insanım için beslediğim sayısız ideal ve hayalim var. Ama tüm bunları, aklın ve matematiğin temel doğrularından ayrılmadan yapmaya çalışıyorum. Talihin ve tarihin, insan yaşamındaki etkisini de es geçmeden tabii ki.

Beni, bizi bir yana bırakırsak, sen de durum ne sevgili okurum? 

Kahramanımız; seni, beni, bizi, hepimizi güçlü bir insanlık ideali etrafında birleştirebilir mi, bunu başarabiliyor mu? 

Dünyanın gidişatina bakılırsa, bu işi çok da iyi becerdiği söylenemez aslında. Ama yine de, umuttur insanı ayakta tutan... Adın ha La Mancha'lı Don Kişot olmuş, ha Manisa'lı Hasan... Hamurumuz aynı olduktan sonra, isimlerimizin farklı olması neyi değiştirebilir ki?

Mesele, insanlığın ileri gidebilmesi... Gerisi ayrıntıdan ibaret... Biz görür müyüz bilemem ama... Dünya, bir gün gerçekten mutlu olacak. Yeter ki; akla, sağduyuya kulak verip, kalbinden, ruhundan güç almayı ihmal etmesin ve insan olduğunu hiçbir zaman unutmasın. 

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..