- Kategori
- Gündelik Yaşam
Beni adamdan saymıyorlar mı ki dinlemiyorlar?

Adam televizyona çıkmış dert yanıyor; "Beni dinliyorlar" diye. Aynı kişi dışarı çıkıp arabasına doğru giderken, kendi kendine "Beni kimse dinlemiyor" Diye sızlanıyor. Ben de diyorum ki, adamlar senin telefonunu can kulağıyla dinliyorlar kızıyorsun. Senin sızlanmalarını dinlemiyorlar, bunda da bana kulak veren olmuyor diye sızlanıyorsun, amma zor adamsın be kardeşim.
Geçen akşam Hanımla evde oturup akşam haberlerini izliyorduk. Hanım “Şimdi herkesin telefonunu dinliyorlar mı” diye inanamayarak sordu. Ben, de ‘Evet herkesin dinlendiği kanısı var’ dedim. Hanım “Beni de dinliyorlar mıdır” dedi. Ben de, ‘yok canım, senin neyini dinleyecekler, sen kendi halinde örgünü ören, rastık çeken (mahmure) ev hanımısın’ dedim. Hanım biraz düşündü, “Vay be, demek ki beni adamdan saymıyorlar, saysalardı dinlerlerdi.” diye, Devletin gözünde önemsiz bir yurttaş olduğu için hayıflandı.
İşin şakası bir yana, toplum olarak paranoyak olduk. Herkes de bir dinlenme korkusu, kimse telefonda bir birine derdini anlatamıyor. Acaba dinlerler de, benim söylediğimden bir kıl kaparlar mı, konuştuğun kelimelerde hangi şifre gizli diye beni de, çok özel yetkili savcılar adliyeye davet eder mi korkusu yaşıyor. Hatta, kendisinin davet edilecek kadar önemli yurttaş olmadığından bir şafaktan bir şafağa baskınla, şafak şafak terör örgütü üyesi yaparlar mı diye, memlekette kalan yakınlarını bile arayıp ta nefeslene nefeslene hal hatır soramıyor. Emin olun bu böyle. Tabi bundan en çokta GSM şirketleri zarar görüyor. Aynı zamanda , az konuşmaktan dolayı devlette vergi alamadığı için zararda.
Eskiden bu Ülkede, kimse kimsenin ne dediğine kulak verip dinlemiyor diye dert yanardık, şimdi ise herkes herkesi dinliyor diye paranoyaklaşıyoruz. Yani kimin mikrofonu kimin kulağında belli değil. Hatta, cep telefonu denilen canavar, koca kulağın senin evindeki ajan gibi. Biliyorsunuz kapalı iken bile verici olabiliyor. Cep telefonu icat edilmemiş veya kullanımı bu kadar yaygınlaşmamışken, ”Aman sus yerin kulağı vardır” derdik. Şimdi ise yerein kulağına ihtiyacı yok ‘Büyük Biraderin’(Big Brother) herkes kendi ipini kendi cebinde taşıyor.
Birkaç yıl önce bir Nahcivan’ lı ile tanışmıştım. Ben de biliyordum ama kendi ağzından, Nahcivan’da bir korku imparatorluğu kurulduğunu anlatmıştı. Örnek olarak ta; “İstanbul’da ailemle yaşadığım kendi evimde, Azarbaycan TV sinde haberleri izlerken, televizyonda yöneticilerimizden birini gördüm, kötü bir söz söyledim. Arkasından da haydi duyarsa diye korktum.” Dediğinde, benim kanım donmuştu. Çünkü bizde, bu tür baskılar olmadığını düşünmüş ve Türkiye’ de yaşamakla ne kadar şanslı olduğumu, bunu da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu olduğumuzu söylemiştim.
Ama şimdi, O Nahcivan’ lıyı çok iyi anlıyorum ve şu anda bizim durumumuzun onlarınkinden de vahim olduğunu düşünüyorum. Bu güzelim Ülkeye yazık oluyor.
Dostlarım, nolcek bu halimiz?