​ Beni ne hale soktuğun umurunda mı anne / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '08

 
Kategori
İlişkiler
 

Beni ne hale soktuğun umurunda mı anne

Beni ne hale soktuğun umurunda mı anne
 

"RESİM:ALINTI"


Telefonun ucunda haykıran bir sestin… Aylar sonra bugün tuşlamıştın numaramı… Aklındakileri kustun yüzüme ve kapattın telefonu… Dinlemeden her zamanki gibi, anlamadan, çektin ipimi. Bu kaçıncı yargısız infazın anne.

Sen haykırırken benim nerede olduğumu hatırlasaydın keşke. Sen evinin konforunda ağzına geleni sayarken ben iş yerinde seni dinlemekle yetindim. Kendimi müdafaa bile edemedim. Zorlukla kurduğum birkaç cümlemi ise dinlemedin zaten…

Artık anlasan, dünya sadece senin etrafında dönmüyor… Yalnız senin sorunların yok. Hayat herkese adil davranmıyor çoğu kez. Herkes yaşadığı kadarını biliyor… Başkaları için geçici üzüntüler yaşasa da kişi, kendi başına gelmeden algılayamıyor yaşananları.

Küçük bir çocuk değilim artık ben… Otur deyince oturacak, kalk deyince kalkacak… Kırk yaşına merdiven dayamışım… Evlenmişim… Boyunca oğlum var… Sorumluluklarım var aileme karşıda. Ne seni ne de onları yok sayamam. Neden yetinmiyorsun gelip gittiğim zamanlarda… Neden hep ilgi odağı olmak istiyorsun… Zamanımın dar olduğunu bilmiyor musun anne. Üstelik de çalışan bir insanım ben… Hafta içi sekiz saatim iş yerinde… Bana kalan akşam saatleri ki bu zaman diliminde de ne pişireceğim telaşesi… Belki çamaşır yıkama, ortalık toplama. Hani yaşıyoruz ya bu da gerekli…

Geriye hafta sonu kalıyor… Temizlik, alışveriş, misafir kabul etme, ziyaretler, çamaşır, ütü… Ve dinlenmeye olan ihtiyacım… Geç kalkmak gibi, iki sabah olsun… Yayılarak kahvaltı etmek gibi, simit atıştırmak değil. Kocama, evime, oğluma zaman ayırmak gibi. Ve sana da. Ama neden elindekilerle yetinmiyorsun anne. Daha çoğunu bekliyor, kendini de beni de mutsuz ediyorsun. Bana yaşama hakkı tanımıyorsun. Yetişkin bir kadın olan beni hala idare etmeye, üzerimde baskı kurmaya çalışıyorsun…

Gün de üç kere aramamı bekleme… Bu ilgilenmek, seni daha çok sevmek demek değil ki… Evdesin sen, canın sıkılıyor belli ki. Ama ben iş yerine girdiğim andan itibaren günü planlayamıyorum ne yazık ki… Yerime oturur oturmaz bir toplantı olduğunun haberini alıyorum mesela… Evrakların biri geliyor, biri gidiyor. Odam kalabalık. Herkesin yanında her şey konuşulmuyor ki… Keşke çalışsaydın sen de bir dönem. O zaman anlardın, anlatmak istediklerimi. Çalışmanın güçlüklerini. O zaman ekonomik özgürlüğün var, paran cebinde, çalıştığını bana mı veriyorsun, demezdin. Ve belki arada sırada da olsa benim de aranmak istediğim gelirdi aklına. Hatırımın sorulması, anlattıklarımın başıma kakılması değil de daha sonra yarama merhem olunması…

İlişkiler tek başına yaşanmıyor ki anne. Arada bir de kendini yargılamasın belki de, kimbilir.Şu halimize bak, sen coçuğumsun sanki benim ve ben sana akıl veriyorum .

Yapma anne, uzaklaştırma beni kendinden… Senden tek isteğim sadece anla beni… Küçük bir kızken olduğu gibi saçlarımı okşa… Gözyaşlarımı sil... Tut kollarımdan kaldır, tökezlediğim zaman. Diş bileme bana… Düşman belleme beni…

İçindeki zehri akıtıp da yüreğime, söz hakkı vermeden kapatınca telefonu yüzüme…

Beni ne hale soktuğun umurunda mı anne.

09.08.2008

 
Toplam blog
: 755
: 776
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..