​ Beni sevecek birini bul, giderken / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kamu Yönetimi Bilim Uzmanı ABDULLAH BEDELOĞLU

http://blog.milliyet.com.tr/abdullahbedeloglu

13 Şubat '10

 
Kategori
Şiir
 

Beni sevecek birini bul, giderken

Beni sevecek birini bul, giderken
 

Mustafa Kemal Atatürk


Hayatımda çalıştığım bir eser oluşturduğum zamanlar vardı.
Yerden göğe bir direk koyduğum zamanlar vardı.
Sonsuza dek yaşacağıma inandığım zamanlar vardı.
Allah'a ibadet ettiğim zamanlar vardı.
Bir sevgiliye sahip olduğum zamanlar vardı.
O, ne kadar da hoştu.

Kimse, senin yerini alamaz.
Kimse, senin yapabildiğin gibi, işleri halledemez.
Başka kimse, senin beni incittiğin gibi incitemez.
Anlamadım sadece bir aşıktım.

Evet aşkım, biliyorsun ki fazla özgür değilim.
Çok param yok, küçük bir maaşım var.
Bir büyük devlet, insanlık dolu hülyalı başım var.
Ah aşkım, neden burada benimle değilsin.

Biliyorum, vazgeçmeliyim ağlarken için için.
Beni sevecek birini bul, giderken.
Gitmesine izin vermeliyim, severken,
Seveceğim birisini bulması için.

Hayatımda çalıştığım bir eser oluşturduğum zamanlar vardı.
Yerden göğe bir direk koyduğum zamanlar vardı.
Sonsuza dek yaşacağıma inandığım zamanlar vardı.
Allah'a ibadet ettiğim zamanlar vardı.
Bir sevgiliye sahip olduğum zamanlar vardı.
O, ne kadar da hoştu.

Aşkım terk etti beni, ben ona aşıkken.
Tüm yaptığım; oturdum, ağladım, yalvardım.
Ağladım, ağladım ve ağladım bütün gün.
Ümidim gidene kadar...

İnsanlar benim yanlızlığıma dayanamadı.
Ben onların sahteliklerine dayanamadım.
Onların çok görgüsüz olduğunu düşünürdüm.
Şu çirkin dünya, onların eseri değil miydi sanki!

Babamın kalbinin, kırıldığını bilmiyordum.
Aramızda, başka bir söz edilmedi.
O çaresiz, ben çaresiz gökleri aradı gözlerimiz.
Acaba kıyamet mi kopacak, zaman mı geldi?

Bir söz verdim; asla başka birine ihtiyaçım olmayacak.
Maddi, manevi gelişimi sağlayacak yer, aranacak, bulunacak.
Avuçlarımda umut tohumları, nerede, nasıl hayat bulacak?
İyiler yanacak, kötü cennette yaşayacak, değil mi bu tezat?

Vazgeçmem gerek, vazgeçmeliyim.
Beni sevecek birini bulması için.
Gitmesine izin vermeliyim.
Seveceğim birisini bulması için.

Vazgeçmem gerek, vazgeçmeliyim.
Ah anne, ah baba!
Gözyaşlarımı, ne kadar uğraşsam kurutamıyorum.
Vazgeçmem gerek, vazgeçmeliyim.

Kötüye cennet olan dünyadan
Vazgeçmem gerek, vazgeçmeliyim.
İyilerin kazandığı bir yere gitmeliyim.
Yanardağlar, kötüye cehennem kusarken görmeliyim.

Ben mi bağladım elini ayağını Etna!
Ben mi bağladım seni Kara Delik!
Baba sen mi bağladın, Ahmed mi?
Ne çok ağladı masumiyet, ne çok güldü kötü niyet!
Abdullah Bedeloğlu

Şimdi söz Mehmet Akif Ersoy'da
BÜLBÜL ŞİİRİ

Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüt tahta kondun, bir semavi saltanat kurdun,
Cihanın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun!
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin hânumânın şen, için şen, kâinatın şen!
Hazansız bir zemin isterse, şayet ruh-ı serbâzın,
Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-ı pervâzın.
Değil bir kayda, sığmazsın kanatlandın mı eb'ada
Hayatın en muhayyel gayedir âhrara dünyada.
Neden öyleyse matemlerle eyyâmın perişandır,
Niçin bir katrecik göğsünde bir umman huruşandır?
Hayır matem senin hakkın değil, matem benim hakkım;
Asırlar var ki aydınlık nedir hiç bilmez afakım.
Teselliden nasibim yok, hazan ağlar baharımda
Bugün bir hanumansız serseriyim öz diyarımda.
Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
Serapa Garba çiğnettim de çıktım hâk-i ecdâdı!
Hayalimden geçerken şimdi, fikrim herc ü merc oldu,
Salahaddin-i Eyyubi'lerin, Fatih'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: nâkûs inlesin beyninde Osman'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: en şevketli bir mâzi serâp olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, türâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden Yıldırım Hân'ın;
Şenâatlerle çiğnensin muazzam Kabri Orhan'ın!
Ne heybettir ki: vahdet-gâhı dînin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hânmânlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüz binlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!

MEHMET AKİF ERSOY

 
Toplam blog
: 152
: 2363
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yü..