​ Benim cennetim 'Canım Annem' / Özel Günler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Beyhan BiÇKİN KOZANOGLU

http://blog.milliyet.com.tr/turk35

06 Nisan '07

 
Kategori
Özel Günler
 

Benim cennetim 'Canım Annem'

Benim cennetim  'Canım Annem'
 

Aslında bu mutlaka her çocuk için geçerlidir. Her çocuk için annesi çok özel, çok kutsal çok değerlidir. Ama ne yapayım o benim annem. Bu yüzden benim için değeri bambaşka. Bu yazı nereden çıktı diye düşünenlere hemen kısa bir açıklama. Benim canım annemin doğum günü bugün.

Evet canım annem, 'nice yıllara annem iyi ki varsın' demek için burayı seçtim. İstedim ki herkes bilsin sen benim için nasıl değerli ve önemlisin.

Ben kendimi bildim bileli anneme sadece misafir yanında ve eğer kızgınsak 'anne' deriz. Onun dışında tüm aile, en küçüğünden , en büyüğüne 'hayruş' deriz annemize. Hayriyenin babamızca kısaltılmışı olan bu Hayruş sevgiden doğduğu için, söylerken içimiz ısınır.

Hayruş'umuz ben kendimi bildim bileli tüm anneler gibi bizim annemiz de ömrünü bize adamıştır. Küçükken her çocuk gibi bulaşık yıkamaya, silip süpürmeye heveslenirken, annemiz 'aman gidin dersinizi yapın, okuyun benim için yeter' der bize iş, güç yaptırmazdı. Gerçi sonra da 'kime çektiniz siz böyle üşengeçler' diye iş yapmayışımızı başımıza kaktığı oluyor ama o zaman, 'ne yapalım, zamanında alıştırsaydın, senin yüzünden' diyerek hemen savunmaya geçip kurtuluş yolları arıyoruz.

Hayruşun bir de çiçekleri var. Onlardan bahsetmezsem olmaz. Tam 20 yıllık menekşeleri var. Ben onlara manyak bunlar diyorum şaka yollu, annem hemen kızıyor ' kıskanıyorsun değil mi çocuklarımı' diye. Annemler tatildeyken biz bakarız çiçeklere, boyunlarını bükerler 10 gün sonra. Ben yalvarırım 'yapmayın ne olur, vallahi annem beni öldürür size bir şey olursa' diye. Beni dinlemez yaprakları koyuverirler iyice. Ben ne yapacağımı bilmez kahrolurum. Annemler gelir 3 gün sonra menekşeler çiçek açar. Anlatınca yalan gibi geliyor ama inanın bu çiçekler annemi özlüyorlar ve tam 20 senedir yaz kış üzerlerinden çiçek eksik olmuyor. Yılbaşı çiçeği var, sadece yılbaşında açarmış sözde, bizim ki martta bile açıyor.

Yılın en büyük olayı ise, Hayruşumuz sigarayı bıraktı. Çok büyük bir özveri gösterdi ve bıraktı. Arada nikotin krizi tutuyor ama büyük bir başarı ile savıyor onları. Darısı bırakamayanlara olsun.

Ve Hayruşun en büyük özelliği asla ve asla kimseye kızmaz. Evet nasıl başarıyor bunu bilmiyorum ama yapıyor. Hiç kimse için kötü konuşmaz, düşünmez bile ve hiç kimseye kızmaz. Bazen bana çatar' öyle kötü kalpli olma, hani kim bilir neden yaptı' diye. O zaman biz başlarız kavgaya, ben derim 'neden elalemi savunuyorsun', anam der 'olsun deme öyle günah' Hani derler ya karınca ezmez diye, işte aynı öyle.

Benim kolumda iki altın bilezik var ve bunlar annemin sayesinde kolumda. Yok, yanlış anlamayın, o pahalı, kuyumcuda satılan altın bilezik değil bunlar, bunlar annemin 'mesleğiniz kolunuza altın bilezik' dediği cinsden bilezikler.

Eğitim denince aklıma hep annemin yalvarışları geliyor 'aman evladım okuyun, aman evladım aklını başına devşir okulunu bitir, aman evladım altın bileziğini koluna tak, sonrası nasıl olsa gelir' derdi. Ben evin en küçük bekar çocuğu olduğum için 1986' da Danimarka'ya gelmek bana nasip oldu. Zamanla Türkiye'de aldığım eğitimi burada kullanamayacağım ortaya çıkınca ben yeni bir eğitim almak istediğim. Annem işte o zaman yine gösterdi eğitime olan açlığını ve 'sen oku yavrum, ben evine de çocuklarına da bakarım' dedi ve baktı da. Kaan minik bebekti. Hayruş romatizma ağrılarını unutup bebek baktı ben okulu bitirinceye kadar.. Hiç bir gün 'off' dediğini duymadım. Hep 'aman yavrum az kaldı dayan bitir okulunu' dedi canım hayruşum. İşte bu yüzden canım annem biri Türkiye'de diğeri Danimarka'da iki altın bilezik taktı koluma. Eğer bugün iki ayağımın üzerinde sapasağlam duruyorsam, her taşın altına elimi sokma cesareti buluyorsam bunun en büyük mimarı benim cennet annem, canım Hayruşumdur.

Arada kızar, bağrışır, küsüşürüz ama hiç bir gün birbirimizi aramadan yatıp uyumayız. Kavgalar kuşak farkından, benim sinirli oluşumdan çıksa bile, hep alttan alan, 'deli kız ne olacak' diyen hayruş, yine ben hasta yatarken, ah'laya of'laya 3 kat merdiveni bana yemek getirmek için çıkar. 'Hadi ama bak yine az yedin' diye sitem eder. 'Ben gideyim sen yat uyu dinlen' der daha yorgunluğu çıkmadan yine 3 kat merdiveni ağrılarını sırtına alarak iner gider.

İşte o zaman içimde kocaman bir yara daha açılıyor. Ve keşke ile başlayan binlerce cümle geliyor aklıma. En büyük keşkem annem döktürdüğüm göz yaşları. Ah diyorum şimdi 'kurban olaydım o gözyaşlarına da dökmeseydin, döktürmeseydim'. Geçmişi silmek mümkün değil ama geleceği güzel yapmak elimizde. Ben kendime söz verdim, anamı, hayruşumu, cennet annemi bir daha ağlatmayacağım.

Sabah bizi kahvaltıya bekliyor. Güne birlikte başlayacağız. Ben sarılıp kocaman öpeceğim anamı, sonra kulağına 'affet beni olur mu' diye fısıldayacağım. Adım gibi eminim hiç bir şey demeden yüzümü ellerinin arasına alıp öpecek beni.

Çünkü benim cennet annem, hiç kimseye kırgın kalamaz, o pamuk yüreği buna dayanamaz.

İnternet dünyaya açılmak demekse, işte dünya, bu benim annem. Bugün onun doğum günü. Tek dileğim sağlıklı ve nice yılları bizim Hayruşumuz olarak geçirmesi.

Cennet annem, nice sağlıklı yıllara, senin gibi bir annem olduğu için çok mutluyum.

Not: Resim biraz eski, kucaktaki bebek Kaan. Ama Hayruşun gözlerindeki sevgi hiç değişmedi o yüzden bu resmi seçtim.

 
Toplam blog
: 124
: 1137
Kayıt tarihi
: 24.08.06
 
 

Danimarkada yaşayan bir İzmir'liyim. Hiç de sanıldığı gibi yurtdışında olduğum için milliyetçi değil..